21 Ocak 2017 Cumartesi

Ebenezer Ofori & Galatasaray, bu günlerde doğru tarz scout hamleleri


Transferle alakalı ne düşündüğümüzü artık bilmiyorum. Benim düşüncemi biliyorsunuz, orta saha hamlesi olmazsa olmaz. Son çıkan haberlere baktığımızda da transferin dümeni orta sahaya doğru kırılmış gibi. Stoper gündemi diyorduk, forvet konuştuk ama ilk kez orta sahayla alakalı bir düşünce görüyorum. Olur mu bilmem tabii, maddi anlamda iyi noktada değiliz. Giden de olmuyor ki bir maddi kaynak yaratılsın, haliyle ne yapılacağı konusunda fikrim yok.

Transfer yapmak zorlaştı, hem maddi anlamda yaşanan zorluk, hem de ülkenin mevcut şartlarıyla. Şu dönemde scout hamleleri daha akılcı, yönelmemiz gereken tarz bu. Ebenezer Ofori de bu yönde bir isim, orta saha için atılabilecek adımlardan. 21 yaşında, sözleşmesinde son 1 yıla girmiş (bu yönde makul), yetenekli bir orta saha. Gündem mi bilemiyorum, bu yönde bazı söylentiler var ama transferi gelecek noktasında iyi bir adım.

8 numara için alternatif yaratmak zorundayız, Selçuk İnan o pozisyonda tek başına. Tolga Ciğerci'nin dönüşü bekleniyor ama ne şekilde döner bilemeyiz, ayrıca 8 numara için doğru profil mi? İddialı bir isim almak zor gibi görünüyor, haliyle bu tarz bir adım atmak zorundayız. Selçuk İnan'ı kesemese bile tehdit etmeli, uzun vadede ise formayı alıp uzun süre bırakmamalı. Gençleşmek zorundayız, bu yönde hamlelere hayır demek imkansız. Orta sahada sayısal bir eksiklik var ama bizler ısrarla stoper veya forvet konuşuyoruz.

AIK kariyeri sol bek başladı, sonrasında bir orta sahaya evrildi. İyi bir sol ayak, tekniği ve oyun görüşü iyi noktada. Dripling özelliği de var ki bu bizim orta sahamızda olmayan bir profil. Topla dikine çıkar, son vuruşları da iyi sayılabilir. Fiziksel anlamda sıkıntılı, temposu yüksek ama 1'e 1 mücadelesi iyi sayılmaz, ligin şartlarında da fiziksel noktada ezilebilir. 

Geldiği gibi farkını ortaya koyar demek zor, ilk etapta alternatif olacak ama orta saha rotasyonumuzda olmayan bir tarzı var. Sol bek için de alternatif olur, sol kanatta da kullanılabilir ama etkisi orta sahada. Temposu yüksek, iyi bir sol ayağı olan, yetenekli bir orta saha. Sözleşmesinin bitmesine 1 yıl kaldı ki maddi noktada zorlu bir transfer olmaz, gelecek adına bir yatırım olur. Değerlendirmek lazım diye düşünüyorum.

Podolski'nin veda maçı mı?


Konyaspor deplasmanı zorluydu, Karabükspor deplasmanı da en az o kadar zor ama alınması gereken bir viraj. Beşiktaş maçına kadar bir fikstür avantajından bahsediyoruz, oraya sağlıklı bir adım atmak açısından da bu deplasmanı kayıpsız atlatmak gerekecek. Tudor'un Karabükspor'u zorlu, savaşan ve mücadele eden bir takım. İç sahada da oldukça başarılılar, bu istatistikte ligde 4. durumdalar. 

Zorlu bir deplasman ama avantajımız var. Yatabare, Traore, Poko, Ermin Zec, Skulason, Alexe gibi eksikler var. Yatabare, Traore ve Poko Afrika Kupası'na gitti, diğer isimler ise sakat. Saydığım bu isimler de Karabükspor'un as oyuncuları. İlk maçı hatırlarsınız, Karabükspor karşısında zor durumlara düşmüştük. Tempolarına cevap veremedik ve hızlı çıktıkları her pozisyonda bizi vurdular ama son vuruş kurbanıydılar. 1-0 kazandık ama farklı kaybedebilirdik, fazlasıyla şanslı olduğumuz bir gün. 

Taktik disiplini yüksek bir takım. Seleznyov gibi bir forvet aldılar mesela, Türkiye'de büyük fark yaratacağını düşündüğüm bir isim. Latovlevici / Tanase hattı da fazlasıyla etkili, hatta bu kadar eksik arasında Karabükspor'un temel dayanma noktası. 

Tudor'un maç için açıklamalarından yola çıkıyorum, ligin ilk maçındaki görüntüyü görecek gibiyiz. Bruma ve Garry Rodrigues özelinde aldıkları önlemlerden bahsediyordu, topu bize vereceklerdir. Sneijder'in yokluğunda bu planlarını daha garanti görüyorum ve kaptıkları toplarla hızlı çıkacaklar, Seleznyov'un da gezgin oyunuyla zaten iyi olmayan stoper dengemizi bozmak isteyecekler. Burada kilit nokta şu, Galatasaray hücumu ne şekilde verimli olacak.

Muslera
Sabri Çalık Balta Carole
Jong Selçuk
Garry Podolski Bruma
Derdiyok

Beklediğim 11 bu, yüzde 90 ihtimalle de 11 böyle olacaktır. Hücuma odaklanmak lazım burada, Sneijder'in yokluğu ne derece handikap olacak göreceğiz. Podolski gezen bir oyuncu, güçlü ve bitirici. Elazığspor deplasmanında Galatasaray orta sahasının pas noktasında zayıf olduğunu gördük, Podolski orta sahaya kadar gelerek hücumları başlatan isimdi. Bunu yapar da, bulduğunda da skor yapar, sürekli pozisyonun içinde olur. Ama şöyle bir durum var, acaba Podolski'nin veda maçı mı?

Bruma'nın Elazığspor karşısında kendi oyunu vardı, şahsi kaldık. Garry Rodrigues'i de Sneijder oyuna girene kadar pek göremedik, düşünmedik çünkü. Şimdi Sneijder yine yok, oyun dengesini bulma noktasında sorun yaşayabiliriz. Eren Derdiyok'luk 11 değil ayrıca bu, Podolski'ye bakıyoruz diyeceğim. Doğru olan Josue'nin oynamasıydı ama o kadar kötü durumda ki bunu düşünmüyorum bile.

20 Ocak 2017 Cuma

Sinematik dünya #3; Logan ve yeni Wolverine "X-23"


Wolverine'nin vedası (en azından Hugh Jackman'ın Wolverine rolüne) fazlasıyla ezber bozar nitelikte olacak. Daha önce de yazmıştım, bir çekirdek kırılıyor ve filmde yaratılacak tarzın sonrasında da yeni süper kahraman filmlerinin yeni yolu bu olabilir. Yanisi şu, odağı süper kahramandan kaldırmak ve daha çok hikayeye yönlendirmek. 

Logan'da anlatılacak olan biraz bu, hikaye daha çok ön planda olacak gibi. Hugh Jackman'ın 17 yıllık bir Wolverine geçmişi var, 2000 yılında çekilmişti ilk X-Men filmi ve bu film üzerinde öncelikli olay bu ama X-23'ün doğuşu sanki ön plana geçecek gibi. İlk fragman beni fazlasıyla heyecanlandırmıştı, final fragmanında ise iyice emin oldum.

X-23'e daha çok odaklı bir fragman, onu biraz daha bizlere gösteriyor. Wolverine'nin klonu zaten ve en az onun kadar vahşi, sert, acımasız.  Mutant neslinin azaldığı bir dönem, 2024 yılında geçiyor bu film, yani gelecek. Murant nesli azalıyor, X-23'ü ise almak isteyenler var, Logan bir noktada onu korumak için canını ortaya koyacak.

X-23 odaklı bir fragman, filmin de Wolverine'nin vedasından çok X-23'ün doğuşu üzerine olacağını düşünüyorum, Wolverine sonrasına iyi bir temel atılıyor. X-Men dünyası şu sıralar daha çok geçmişe odaklı, o yolda da devam edecekler gibi görünüyor ama geleceğin temelini X-23 oluşturacak, onun üzerine kurgulanan bir hikaye izleyebiliriz.

Çok tartışılıyor aslında, 2000 yılında ilk X-Men filmi çekildi ve bugüne kadar getirdiler, hikaye hiç sıfırlanmadı. Geçmişe gittiler, şimdi geleceğe dönüyorlar ama geçmiş filmlerin geneline baktığımızda da ortaya bir hayal kırıklığı çıkıyor aslında, en azından izleyenlerin gözünde. Marvel'le iş birliği söz konusuydu, konuşuluyor ama bu da gerçekleşecek gibi değil, Marvel'in de uzun bir süre buna yaşanacağını sanmıyorum. Orada da bir sinematik evren var ve X-Men başlı başına çok büyük bir evren.

Olur mu gibisinden ön yargılar, düşünceler vardı, bunu da ancak filmde görebiliriz ama fragmanlardan gördüğüm kadarıyla kusursuz bir iş geliyor. Geçmiş Wolverine filmleri benim adıma hayal kırıklığı, First Class ve biraz Days Of Future Past' dışında X-Men filmleri de öyle. Logan'ın ise beklentisi çok büyük, hayal kırıklığı yaşayacağımızı da sanmıyorum..

5li #5; Meselenin özü doğru transfer

Kerim Frei transferinden yola çıktım aslında, doğru transfer yaptığınızda ne olursa olsun zarar etmemek üzerine. Düşününce de böyle isimler var ama biz daha çok zarar noktasındayız. Galatasaray için yazıyorum tabii, daha önce hayal kırıklıklarına girmiştik. Onlar arasında doğru transferler de var, ne kadar Galatasaray formasıyla hayal kırıklığı bir dönem yaşamış olsalar bile giderken zarar ettirmeyen. Bu tarz transferleri daha çok yapmamız dileğiyle diyelim ve olay yaşta da değil. Meselenin özü doğru transfer.


Lorik Cana 

Beni heyecanlandıran bir hamleydi. Beğendiğim bir futbolcu olmasının yanında, tarz noktasında çok sevdiğim isimlerden biriydi. Sert, agresif, lider bir profil. Galatasaray'a da katacağı çok şeyler olacak diye düşünüyordum ama o kötü sezon içerisinde kayboldu. Ertesi sezon ise Lazio'nun ona ilgisi, bizim de Muslera'yı transfer etmek istememizle birlikte böyle bir takas doğru. Muslera'nın Uruguay'daki kulübüne önemli bir miktar bonservis verildi ama Lazio kendi hakları adına Cana'yı kabul etmedi, onlara ödenen bir miktar yok. Muslera'nın geldiği noktayı da düşününce Lorik Cana'dan zarar ettiğimizi söylemek imkansız.


Alex Telles

Telles'in de Galatasaray'da beklentileri tam anlamıyla karşıladığını söylemek güç. Büyük bir potansiyel olarak geldi, iddialı ve beklenen bir sol bek hamlesiydi. Hücumcu bir sol bek olarak geldi, Hamza Hamzaoğlu döneminde savunmaya evrildi derken beklediğimizi tam olarak alamadık. Kötü bir performansı olmadı ama harikalar da yaratmadı. Inter'e kiralanmasını Mancini kaynaklı desek, Porto'ya transferi ise kesinlikle potansiyeli ve kalitesiyle alakalı. Telles'den zarar etmek imkansızdı ve etmedik ama beklediğimiz kazancı da sağlayabildik diyemeyiz. Bu 5li içerisinde mutlaka olması gerekiyordu, doğru transferin tanımı olduğu için.


Fernando Meira

İddialı hamlelerden biri daha, yeni Popescu arayışlarının en iyi ayaklarından biri. Kaliteli bir stoper, transferi de fazlasıyla beklenti yaratmıştı ama Galatasaray'da kaldığı yarım sezonda iyi iş çıkardı diyemem. Hatta hayal kırıklığına yakın bir performansı vardı ama Galatasaray'da kalması durumunda ayağa kalkabilirdi, kalitesini gösterebilirdi. Peşin hüküm vermek istemem, beklemek lazımdı ama yönetim paniğe kapıldı ve Zenit'e satıldı. Zarar yok, hatta 1.5 milyon avro'luk kazanç bile var. Doğru transfer işte, hayal kırıklığı yaratan futbolcudan 6 ay içerisinde kazanç sağlayabiliyorsunuz. Genç bir isim de değil üstelik.


Jose Rodriguez

Etiket önemli, Jose Rodriguez'in Real Madrid etiketi daha ona çok kapı açacak. Galatasaray'a transferi başarılı bir işti, bonservis vermedik ama sonraki satışından pay karşılığında bu hamleyi yaptık. Alışık olmadığımız, akılcı bir transfer. Potansiyelli de bir isimdi ama olmadı, Galatasaray dönemi onun adına hayal kırıklığı. Buna rağmen etiket para etti işte, 2 milyon avro'luk bir bonservis karşılığı Mainz yolunu tuttu ve kazanç sağlandı. Doğru transfer adına bir tanım daha, bu tarz hamleleri yapmak gerekir, bazı önemli takımların altyapılarına daha çok bakmalıyız. Bu etiketler en kötü anda bile kapıyı açıyor.


Kevin Grosskreutz

Galatasaray tarihinin en büyük skandallarından biri, o konuya hiç girmeyelim. Heyecanlandığım transferlerden biriydi, Grosskreutz bu takımda çok büyük açıkları kapatabilirdi ama kullanamadık işte. Buna rağmen ortada bir zarar yok, bonservis anlamında tabii. Kariyer böyle bir şey, 6 ay oynayamayan futbolcuyu bir şekilde pazarlıyor ve zarar etmemeyi başarıyorsunuz. Grosskreutz gibi transferler de önemli, düşmeye başlamış, 28-29lu yaşlara gelmiş bu isimleri ayağa kaldırabilirsiniz, en kötü ihtimalle bonservisi çıkarıyorsunuz zaten..

Ülkenin mevcut tablosunda, ligi bilen iyi yabancı transfer etmek mantıksız değil


Rodallega bu ülkenin önemli forvetlerinden biri. Hep söylerim, böyle futbolcuların Türkiye'de fark yarattıklarını hep gördük. Kalite baki forvetler derim bunlara, yaşa da bakmaksızın bu isimler genelde büyük fark yarattılar. Türkiye'ye geldikleri takıma bakarak "düşüşte" diyoruz belki ama o isimlerin gösterdikleri performansın ardından transfer ihtimallerini konuşmaya başlıyoruz. 

Rodallega da o farkı yaratanlardan ve 2 senedir biz bu transfer ihtimalini konuşuyoruz. Bu sezon başında sözleşmesinin son yılına giriyor olmasından ötürü daha yükselmişti bu haberler ve 1.5 milyon avro gibi de bir serbest kalma maddesi vardı. Galatasaray'ın gündemine geldi, konuşuldu, bana mantıksız bir iş gibi gelmiyordu ama gerçekleşmedi, vermedi o parayı Galatasaray. 

Rodallega sonrasında dağıldı, Cihat Arslan'ın da erken ayrılığı sonrası eski Rodallega'nın uzağında kaldı. Rodallega tek başına takım olanlardan, Akhisar kısır bir takımdı ama hücumu neredeyse tek başına taşıyordu. Bu düzen dağıldı, Tolunay Kafkas'la başka bir şey deniyorlar ama eski Rodallega da yoktu. 

Bence aklı transferde kaldı, o amacına da Trabzonspor transferiyle ulaşmış gibi görünüyor. 31 yaşında, tecrübeli, ligi bilen ve bu ligde kendisini kanıtlamış, farkını yaratmış bir isim. Sezon sonunda da sözleşmesi bitiyor ve makul bir adım, üstüne Mustafa Yumlu'yu da göndermiş oluyorlar. 

Ülkenin de maalesef iyi bir imajı yok şu sıralar ve yabancı hamlesi yapmak zor. Mevcut tabloda da ligi bilen iyi yabancı transfer etmek bence mantıksız bir hareket değil, Trabzonspor'un iyi iş çıkardığını düşünüyorum. Ayrıca yaz döneminde yaptıkları hamlelerle şu dönemi kıyasladığımda çok daha doğru hareket ediyorlar. İş işten geçti mi, bu hamleler ne verecek göreceğiz. 

Akhisar'a gelirsek, bu tarz isimlerin her zaman yerini doldurmayı başardılar. Niasse, Gekas diye bir liste yaparız, en son Rodallega'yı ekliyoruz. Süre kısa, bu sürede de iyi bir hamle zor ama sorun şurada, Akhisar bence ezberini bozdu. Bu ezberi de Tolunay Kafkas'ı getirdikleri gün bozdular, biraz herkes gibi oldular diyeyim. Bekleyip görmek lazım, neler yapacaklarını merak ediyorum ama kestiremiyorum, bildiğim Akhisar olmadığı için..

19 Ocak 2017 Perşembe

Galatasaray yönetiminin "scout" vizyonu


Scout ekibiyle alakalı görüşüm hep aynıydı. İyi çalıştıklarına, Galatasaray için emek verdiklerine hep inandım ama benim inancımın yüzde 10'u dahi olmadı yönetimlerde. Yönetimler değişti, bu süre zarfında bir sürü teknik adam gördük, geçirdik ama scout ekibi aynıydı, onlar değişmedi. 

Scout ekibi mutlaka iyi isimler buldu, önerdi ama Galatasaray yönetimleri yine kimi isterlerse aldılar, o aldıkları isimler de belli başlı bazı menajerlerin imzasıyla. Scout ekibi başarılıdır, başarısızdır ya da bu kadar sözlerinin dinlenmediği yerde neden hala görevdedir, bunu siz değerlendirin, herkesin görüşüne saygım var. 

Sonradan öğrendik ki yeterli imkanları da yok, buna rağmen orada bir emek var. Levent Nazifoğlu'nun scout ekibiyle ilgili yorumu, düşünesi ve bunu dile getirme şekli son derece yanlış, hatta ben ince bir mobbing olduğunu da düşünüyorum. Bu imkanı yöneticiler sağlayacak, görevi onların. Scout ekibi de ekran önünde, wyscout imkanlarıyla oyuncu izlemek yerine, yerinde gidip oyuncuyu canlı olarak takip edecekler. 

Emre Utkucan'ın scout projesinde eminim ki bunlar vardı ama şu an kısıtlı bir imkanda, tüm zorluklara rağmen çalışmaya çalışıyorlar. Galatasaray yönetiminde scout vizyonu maalesef şu yönde, menajer futbolcuyu önerir ve scout ekibine denir ki "şu adama bir bakın". Scout ekibi de görüşünü dile getirir ama yönetim isterse scout ekibi de pek dinlemez. 

Öyle paralar boşa gidiyor ki transferlerde, o paraların çok küçük bir bölümü scout olayına ayrılmış olsa bugün çok başka şeyler konuşuyor olabilirdik. Başarılıdırlar, başarılı önerileri olmuştur ya da yanlışları da vardır mutlaka ama Levent Nazifoğlu'nun o açıklamasının ardından da çok şey beklememek gerekir..

Şu an lider stoperden de önemli bir ihtiyaç "8 numara"


Transfer gündemiyle alakalı geçtiğimiz günlerde de yazmıştım, görüyorum ki üzerini bir kere daha çizmek gerekecek. O yazıyı okumak isteyenler için öncelikle linki paylaşayım;


Garry Rodrigues'i o günlerde transfer etmiştik, sonrasında Ahmet Çalık açıklandı. 2 stoper hamlesi beklenen bir hamleydi, Podolski'nin durumuna göre de forveti konuşuyorduk. Transfer olayına girsek, gereken çok isim var ama Ocak ayında hamle şansınız hem kısıtlı, hem de çok fazla hamle yapmanın pek sağlıklı bir durum olduğunu düşünmüyorum.

Garry Rodrigues belki ilk açıklanan isim olmamalıydı ama bir kanat hamlesi gerekliymiş, özellikle de Bruma'nın olmadığı zamanlar anlamında. Stoper konusunu hep yazdık, Ahmet Çalık önemli bir parça ama lider stoper gerekliliği var. Arayış olduğunu düşünüyorum bu konuda, mutlaka bir transfer gelecek. Podolski'nin durumunu bilemiyorum, bana pek gidecek gibi görünmüyor. Kalması durumunda ise Ocak ayında gerçekleşecek bir forvet hamlesi lüks.

Üzerinde durduğum konu başka, Galatasaray'ın acil ihtiyacı 8 numarada. Galatasaray orta sahasının tempo sorunu var, Selçuk İnan'dan kaynaklı sorunlar var. Selçuk İnan'ın alternatifi yok, bu da takım adına büyük sorun. Konyaspor maçında kulübede Birhan Vatansever vardı, sayısal anlamda da orta sahada bir boşluk oldu. Tolga Ciğerci bu hafta idmanlara başlayacak deniyor ama ne durumda döneceğini bilemiyorum ki dönse bile Selçuk İnan'ın alternatifi o değil. Yine de bu Selçuk İnan'a bakınca Tolga Ciğerci oynar diyorum, De Jong'un yanında doğru profil olmamasına rağmen.

Elimizde iyi ve kaliteli bir hücum hattı oluştu. Podolski'nin dönüşü, Garry Rodrigues hamlesiyle birlikte 4-2-3-1 adına kaliteli bir hücum dörtlüsü var. Bunu tamamlamak gerekiyor ama, bu da orta sahanın yaratması gereken tempodan geçiyor. De Jong forma giymeye başladığı günden itibaren önemli bir fark yarattı, sertlik ve agresiflik kattı mesela, savunma direncini çok yükseltti. Şu görüntüde Selçuk İnan'ın rahatlaması ve hücumu daha çok düşünmesi gerekiyordu ama temposu çok yetersiz, ağır kalıyor. Alternatifi de olmayınca kendisi üzerinde yaratılan ısrarın ne ona ne de takıma faydası var.

O transfer edilmeli anlamında yazmıyorum, profili yansıtmak amacıyla yazıyorum bunu. Badou N'Diaye tarzında bir orta sahaya ihtiyacımız var. Dripling özelliği olan, topla dikine çıkacak, tempo yaratacak, oyunun her iki tarafında da etki edecek bir isim. Tolga Ciğerci benim için bir 6 numara, 8 için doğru profil değil. Tempolu, agresif, hücumda da sorumluluk almaya çalışan ama tekniği kısıtlı bir isim. Değerli alternatif, mevcut Selçuk İnan'a bakınca da o oynar diyebileceğim bir isim ama o pozisyon adına bir transfer şart diyorum, lider stoper hamlesinden daha da önemli hatta bu transfer.

Ama bahsi geçmiyor, beni endişelendiren nokta o. Stoper diyoruz, forvet diyoruz ama 8 numara bahsi geçmiyor, oysa şampiyonluk yolunda en kritik adım. Orta sahamız yeterli değil, 8 numaramız hiç iyi durumda değil, oyuncu profillerine baktığımda da dripling özelliği olan, dikine topla çıkacak tek isim yok. Umarım akıllara bu adım düşer, 8 numara aramaya başlarız ya da başlamışızdır. Lider stopere oranla şu an için çok daha mühim bir hamle..

Sc nostalji #70; Murat Erdoğan

Meşhur 2002 - 2003 sezon yaşanan kadro değişimi. Düşünce neydi bu transferde bilmiyorum, Fatih Terim'in geri dönüşünde ilk icraatlardan biri olmuştu ama gönderilen bazı isimlerin kalitesi ile Murat Erdoğan'ı kıyasladığımda bana anlamsız bir hareket gibi gelmişti.

Galatasaray'a geldiğinde de 26 yaşındaydı, genç bir yetenek diyemezdik yani. İstanbulspor'dan transferdi, bonservisi yok diye hatırlıyorum. İlginç bir detay var yalnız, yaz kamplarında yer aldı ama sezon başlamadan Gaziantepspor'a gitmişti. Transferin son günlerinde Mehmet Polat'ı kiralamıştık, karşılığında Murat Erdoğan'ın bonservisini verdik diye hatırlıyorum. Galatasaray formasıyla resmi bir maça çıkmadı o sezon.

Bir ilginç detay daha ekleyeyim, ertesi sezon ise Galatasaray'a geri döndü. Arada geçen maddi durumları bilmiyorum, bilen varsa yorum kısmında yazar. Gaziantepspor'da iyi bir dönem geçirmişti ve Galatasaray'a 2003 - 2004 sezonu için geri döndü, kiralıkta gitmemişti diye hatırlıyorum Gaziantepspor'a.

2003 - 2004 sezonunda ise bir dönem forma giymeye başladığı zaman var, o dönemin Ocak ayı kamp döneminde iyi bir form yakalamıştı ve bazı kadro dışılar sonrasında da forma giymeye başlamıştı. Fatih Terim'in ayrılığı ve Hagi'nin gelişi sonrasında ise formayı unuttu, sezon sonunda da yine bedelsiz olarak Malatyaspor'un yolunu tuttu.

Sol ayaklı bir orta sahaydı, teknik kapasitesi yüksek bir isimdi. 10 numara ya da sol kanat özelliği de vardı. Bu teknik özellikleri de onu ligde tuttu, bayağı uzun bir dönem ligin aranan orta sahalarından biri oldu. Birçok takım gezdi ama Süper Lig seviyesinin altına da pek düşmedi, 36 yaşına kadar da bu böyle devam etti. 

18 Ocak 2017 Çarşamba

Stancu'yu 5 milyon avro'ya alırken, haliyle böyle bir kariyer hayal etmiyorduk


Galatasaray onu 5 milyon avro bonservis vererek transfer ettiğinde beklenti daha başkaydı tabii. 23-24 yaş aralığıydı geldiğinde, daha iyi şeyler bekliyorduk ama biraz da yabancı kuralının kurbanı oldu diyelim. Fatih Terim onu takımda tutmak için son ana kadar uğraştı ama olmadı, önce Orduspor'a kiralandı, sonrasında da zaten Stancu'nun asıl kariyeri şekillenmeye başladı.

Orduspor'da gösterdiği o iyi performans sonrasında bonservisini 2.5 milyon avro'ya almışlardı, onlar adına da büyük yatırım oldu ama bu yatırımlar sonrası battılar. Stancu ise sonraki tüm kariyerini Türkiye'de şekillendirdi, ligin iyi forvetlerinden biri olmayı başardı. Tüm Anadolu takımında görmek ister, eminim. Galatasaray bir noktada Türkiye'ye kazandırmış oldu, aslında kendi ayağına da sıktı. Galatasaray'a karşı oynadığı her maçta gol atan, harikalar yaratan bir rakip yarattık aslında.

Orduspor dedik, sonrasında da Gençlerbirliği. Oraya da 1.5 milyon avro bonservisle gitti, uzun süredir de orada. Bir anlamda Gençlerbirliği kemik kadrosunun olmazsa olmazlarından biri oldu. 95 resmi maçı var orada, 35 gol 14 asist. Nokta santrafor değildir, gezerek oynar, bir anlamda Sasa Iliç misali gezer sahada. Ama hızlıdır, takipçidir, teknik bir isim. Kanat özelliği de, 10 numara özelliği de var.

Ligin özel gol silahlarından biriydi, hala da öyle ama bu sezonu hayal kırıklığı. Biraz sakatlıklarla geçti diyebiliriz, belki de bundan oldu Gençlerbirliği'nin ondan vazgeçmesi. Şimdi de 750 bin avro bonservise Bursaspor yolcusu, tecrübeye ve lige uyuma yatırım yaptılar. Sakatlık durumunu bilmem ama yaş aldıkça yükselmeye devam ediyor Stancu.

Bursaspor'un da onun adına bir yükseliş olduğunu düşünüyorum, mutlaka faydalı olur. Kubilay Kanatsızkuş'la devam ediyorlar, Necid'den beklediklerini alamadılar ve forvet noktasında bir hamleye ihtiyaçları vardı. Onlar da yeni bir isimden ziyade, bilinen bir isim dedi mutlaka. Gençlerbirliği açısından bakarsak,

Ocak ayında böyle köklü bir değişim ne kadar iyi bilemedim. Ahmet Çalık 2.5, İrfan Can 1,7, Stancu 750 bin avro. Üçü de kemik ve ideal kadronun vazgeçilmez isimleri diye düşünüyorum. Maddi ihtiyaçları olabilir, belki başka bir planları var ama böyle köklü değişimlerin de özellikle ligin devre arası adına sağlıklı olduğunu söyleyemem. Yaz dönemi telafi edilir ama şu dönem yerini doldurmak zor, ne kadar kazanırsanız kazanın..

Ermin Bicakcic & Galatasaray, stopere alternatif yaratmak mı?


Galatasaray'ın gündemine gelen ama çok fazla üzerinde durulmayan bir transfer oldu diye biliyorum. Şu dönem birçok isim öneriliyor, Bicakcic'in de onlardan biri olduğunu düşünüyorum. 1 hafta önce daha fazla anılıyordu tabii, belki son günlere doğru yine gündeme gelir. Fazla tercih kalmamaya başladı, bazı futbolcuların maliyeti zorluyor ve bu tarzda, daha maliyeti uygun isimlerin tekrar gündem olabileceğini düşünüyorum.

İddialı stoperleri konuşuyor ve istiyoruz. Maicon, Vitor Hugo böyle isimler. 8 milyon avro dolaylarında gezen bonservisler, şu aşamada böyle bir parayı gözden çıkarmak zor. Her şeyin ötesinde ise böyle bir paramız var mı, bunlar tartışılır. Ocak ayında öncelikli ihtiyacın da stoperden ziyade orta saha olduğunu öncesinde yazmıştım, böyle bir atımlık kurşunumuz varsa ben bunu kesinlikle 8 numaradan yana kullanırdım, stoperi de bu tarz isimlerle yama etmek mümkün.

Bicakcic'in bu sezonki Hoffenheim performansı çok iç açıcı değil, şans da bulabildiğini pek söyleyemeyiz. O da ayrılığı düşünüyor, teklifleri beklediğini medya yoluyla açıklamıştı. Kiralanabilir, bonservisi de makul seviyelerde kalır diye düşünüyorum, 2 - 2.5 milyon avro'yu geçecek bir hamle de değil. 

Ahmet Çalık / Serdar Aziz ikilisine göre konuşmak lazım stoperleri. Kısa vadede Ahmet Çalık'ın yeri garanti, orta vadede ise bu ikiliden birinin stoperlerden biri olacağını biliyoruz. İddialı bir stoper mutlaka gerekecek, o lider dediğimiz isim. Yaz dönemi o adımı atmak biraz daha kolay olabilir, şu aşamada uyum sorunu yaşamayacak, geldiği gibi etki yaratacak bir isim gerekiyor. Kısa vadeli düşünülebilir yani, şampiyonluğa odaklı bir alternatif yaratılma çabası olabilir.

Ermin Bicakcic ismi de bu yönde bir isim sanki. Bülent Korkmaz vari bir stoper diyebiliriz, tekmeye kafa sokan, mücadele gücü üst düzeyde olan ve savaşan bir futbolcu. Lider özelliği stoper noktasında değil ama, daha çok takım içerisinde. Sertliği ve mücadelesiyle ön plana çıkıyor, Ahmet Çalık'ın da bu özellikleri ön plana çıkıyor derken çok fazla doğru partnerler olabilirler mi bilinmez. Alternatif yaratmak adına atılabilir bir adım, kısa vadeli düşünmek gerekir. Sezon sonuna kadar kiralamak gibi.

Lakabı da Demir Ermin, Türkiye Ligi açısından uygun, iş yapabilecek bir stoper. Güçlü, sert, mücadeleci, ligin kaos ortamını sevebilecek bir isim. Ona uygun partner bizde pek yok ama, şu aşamada Ahmet Çalık'ı düşünerek bir hamle yapmalıyız ama maliyetleri de düşünmek lazım. Yaz dönemi iddialı bir stoper gerekebilir, şu aşamada alternatif yaratarak ilerlemek düşünülebilir.

17 Ocak 2017 Salı

Elazığspor 1-4 Galatasaray, hücumdaki tüm ciddiyetsizliğe rağmen


Riekerink & genç oyuncu algısı tamamen bir yalan, her geçen Türkiye Kupası karşılaması sonrası bunu tekrar etmek gerekecek. Kandırıldık, en başta da ben. Beklentim farklıydı ama bu beklenti hikaye çıktı ve biz buna rağmen grupta Tuzlaspor'un arkasında kaldık. Gruptan çıkacağız ama şu grupta gösterilen performans ve tercihler fazlasıyla hayal kırıklığı.

Tuzlaspor'un Erzincan deplasmanında grup liderliğini garantilediğini öğlen öğrendik, haliyle de bu maç biraz da formalite havasına büründü. Bu kadroya yakın bir 11 bekliyordum ama Tuzlaspor'un liderliği garantilemesinin ardından biraz farklılık bekledim, olmadı. Josue'yi orta sahaya çektik ve Birhan Vatansever'i kenarda tuttuk, maç 3-0'ken son oyuncu değişiklik hakkını Sneijder'den yana kullandık, Bruma'yı 90 dakika sahada tuttuk gibi konuları konuşabiliriz, daha önce olduğu gibi.

Bazı isimler için önemliydi bu karşılaşma. Ahmet Çalık'ın uyumu, Carole'yi stoper olarak görmek, Podolski'nin maç eksikliğini tamamlaması gibi. 45'de de Garry Rodrigues'i oyuna aldık ve bu sefer sağ tarafta izledik kendisini. Olası Bruma & Rodrigues etkisini görmek için fırsattı bu ama Bruma'nın (Garry'nin Konya deplasmanındaki performansının etkisinde kalmasındandır belki) tamamen kendine oyunu sonrasında bunu da izleyemedik.

Rahat bir maçtı, daha da rahat bitebilirdi. Galatasaray'ı hücumda çok ciddiyetsiz gördüm. İlk yarıda final pasları noktasında hatalar vardı, rakip yarı sahaya rahat geldik ama son tercihlerin neredeyse hepsi hata oldu, herkes kendi şutunun, atacağı golün derdinde gibiydi. İkinci yarıda bulduğumuz pozisyon sayısı da arttı, Elazığspor'un da aldığı riskler neticesinde açık alanlar da bulmaya başladık ama bu sefer de Bruma'nın şovuna takıldık. Sol tarafa çok odaklıyız, Bruma da kendisine. Sneijder bunu biraz dengelemek istedi, Garry Rodrigues'i de oyuna dahil etmeye çalıştı ama Bruma'dan sahne sırası kimseye gelmedi.

Podolski haricinde de ciddi oynayan bir hücumcumuz yoktu, 2 gol atan Eren Derdiyok olmak üzere. Podolski hırslıydı, büyük sorumluluk aldı ve kalitesini ortaya koyduğu bir gündü. Josue & Selçuk İnan ikilisinin tarihi olduğunu yazmıştım, inanılmaz kötü ve alakasız bir ikili oldu. Bu iki adam da orta sahadan top dahi çıkaramadılar, pas hatalarının sayısı çok yüksekti ve Podolski sıklıkla orta sahaya kadar geldi, Galatasaray'ın da neredeyse her hızlı hücum başlangıcı da onun ince görüşü sayesinde oldu.

Rahat kazandık, hücumdaki tüm ciddiyetsizliğe rağmen. Karabük deplasmanında Sneijder olmayacak ama o pozisyonda Podolski'nin de iyi iş yapabileceğini biliyoruz. Bruma'nın umarım ayakları yere basar, daha paylaşımcı olur ve maç içinde de kanat değişimini sağlarız. Bruma & Rodrigues etkisini görmek zorundayız..

Juventus'un yeni logosu ve forması, gelenek / yetenek çatışması?


Şu değişimin yenilikçi veya gelenekçi olmakla çok alakası yok. Juventus'un logosunda böyle bir değişim içine girmesi benim hoşuma gitmedi. Çağın yeni düzeni, modern dünya, pazarlama ya da strateji gibi şeyler söyleyebilirsiniz ama bazı gelenekleri korumak lazım, Juventus'un logosu da bana göre böyleydi. Şu yeni logoya bakınca Galatasaray'ı düşündüm, G ve S harflerinin böyle yan yana geldiğini düşünsenize. Burada kıyamet koparırız, teklif dahi edilemez. Yenilik güzel ama bazı şeyler değişmez olmalı, gelenek korunmalı. Juventus'un yaşadığı bu değişime de böyle bakıyorum..


Formaları şu an görüyorum, bir edit yapmak gerekecek. Logo için konuştuğum yerdeyim hala, bu konuda geleneklere sadık kalmak lazım ama Juventus'un yeni sezon formasında yaptığı da devrim niteliğinde. Adidas'ın çıkardığı iş çok büyük..

Michael Olunga & Galatasaray, Podolski'nin ayrılırsa forma çok daha ağır


Podolski'nin durumundan bağımsız 1-2 transfer daha olacağı söyleniyor, en azından Levent Nazifoğlu her yerde bundan bahsediyor. O 2 hamleden biri stoper, malum. Diğeri ise forvet, çıkan haberlere göre bunu söylüyorum. Beklediğim hamle ise orta saha, maalesef o yönde bir hareket görünmüyor. 

Podolski'nin gidişi forvet hamlesini olmazsa olmaz kılar, Podolski'nin yerini de kısa vadede Michael Olunga gibi bir isimle doldurmak güç. Potansiyeli, yeteneği ve yaşına eyvallah ama şampiyonluk yarışının tam ortasındayız, Podolski'nin ağırlığı da farklı yani. Podolski'nin kalması durumunda yapılacak bir forvet adımı ise lüks, Ocak ayı için. Podolski & Eren Derdiyok ikilisi sezon bitene kadar benim için yeterli.

Ortayı güçlendirmemiz gerekiyor, takım savunmasının oturması orta sahadan geçiyor. Tolga Ciğerci'nin dönüşü tempo katacaktır ama hücumda da organizasyonun daha hızlı ve iyi işlemesi yine orta sahadan geçiyor. Bizim ise ilk hamlemiz bir kanat, düşündüğümüz diğer hücum hamlesi ise forvet. Oysa 8 numara ihtiyacı daha büyük, hücumun da gelişmesi noktasında.

Ama sevindiğim bir konu var, şu dönem scout ekibi dinlenmeye başlanmış gibi, hamleler biraz o yönde. Scout ekibi sadece genç futbolcu önermez, Garry Rodrigues'i öyle düşünmek lazım. Michael Olunga da yine scout önerisi gibi duruyor, dikkate almak lazım bunu. Transferde doğru tarzın bu olduğunu düşünüyorum, değişim diyoruz, olması gereken budur.

Tarz noktasında Burak Yılmaz'a benziyor, onun sol ayaklısı diyelim. Zayıf ayağı da kötü değil, Şut özelliği, bitiriciliği iyi noktada, bu noktada ayaklarını iyi kullanıyor. Savunma arkasını kovalayan bir isim, daha çok takipçi / fırsatçı diyebileceğimiz forvetlerden. 22 yaşında henüz, gelişimi açık, yetenekli bir futbolcu. Hücuma bir hareket getirecektir ve Burak Yılmaz'ın bu sezon Galatasaray'da olması durumunda geçtiğimiz sezona göre daha iyi olacağını düşünüyordum. Şu forvet rotasyonunda böyle bir oyuncumuz yok, Michael Olunga'nın transferi başarılı bir iş olur.

Maliyet noktasında da uygun bir adım ama Podolski ayrılmayacaksa, şu dönem transferi ne kadar doğru olur bilmiyorum. Yaz dönemi adına ise doğru adımlardan olur. Podolski'nin ayrılması durumunda ise o boşluğu doldurabilir mi bilinmez, beklenti olacak ve formanın ağırlığı 2-3 kat daha artmak durumunda kalacak. Bu tarz genç, yetenekli adımlara her zaman kapım açık ama şampiyonluk hedefinde planlamayı en iyi şekilde yapmak lazım, biraz da günü kurtarmak adına..

Podolski keyif insanıdır, Köln / İstanbul arası 3 saat


Çin'den ilgi olmasını beklediğim ve bu haberler çıktığında şaşırmadığım bir isimdi, şimdi de Japonya rotalı bir transfer girişiminden bahsediliyor. Şaşırmıyorum, özellikle de Podolski'nin futbolundan öte pr'ı ile alakalı bir durum. İlgi görüyor, o da bunu satmayı iyi biliyor. Galatasaray'da da yaptığı bu mesela, fazlasıyla başarılı. Ama Podolski keyif insanıdır, transfer noktasında paraya takılacak bir isim değil. Öyle olsa daha önce gidebilirdi, adresi burası olmazdı. Euro 2016 kaynaklı tercih etmişti Galatasaray'ı, Şampiyonlar Ligi'nde sürekli oynayabilmek uğruna. Euro 2016 hedefine de ulaştı ve Milli Takım'ı bıraktı ama hala parayla işi olduğunu düşünmüyorum. Köln / İstanbul arası 3 saat, Podolski de her fırsatta Köln'e gidiyor. Keyif insanı demem bu yüzden, bunu bırakarak, para için Çin veya Japonya'ya gideceğine pek ihtimal vermiyorum. Galatasaray'ın planı ise Podolski'nin gitmesi üzerineydi, şimdi çark ettiklerini görüyorum. Podolski gidecek deniyordu, şimdi de bizim futbolcumuz denilmeye başlandı. Şampiyonluk yolunda gerekli bir isim, şu günlerde yerini doldurmak zor ama iyi bir teklife hayır demek imkansız. Ses çıkmamasından da böyle bir teklifin olmadığını mı anlamalıyız bilmiyorum. Galatasaray'dan sonraki adresi Köln olur, benim beklentim bu yönde. Satılabilir bir isimdi, talep var ama Podolski keyif insanıdır, bunun yine altını çizmem gerekiyor..

16 Ocak 2017 Pazartesi

Elazığspor maç kadrosu, stoper ve orta sahanın sayısal eksikliği


Elazığspor, Erzincanspor ve Tuzlaspor'lu bir grupta şartları fazlasıyla zorladık. Grup liderliğini zora soktuk, Tuzlaspor'un bizimle olan maçlarını tamamladığını düşününce de liderliği bırakacaklarını sanmıyorum. Hedef 2. olacak, oysa şu grubu süpürmek gerekirken. 2.'lik durumunda da karşı gruptan gelecek rakip Başakşehir ve tek maç. Son 3 sezonun Türkiye Kupası kazananı olan Galatasaray'ı çok zor bir viraj bekliyor.

Hal böyle olunca çok fazla rotasyon da yapamıyorsun, oysa rotasyonun dibine vurulması gereken maçlar. Stoper ve orta saha gibi pozisyonlarda sayısal eksiklikler de var, haliyle bazı denemelere şahit olacağımız bir karşılaşma. Carole'nin stoper oynaması gibi mesela, Ahmet Çalık dışında bir stoper maç kadrosuna alınmamış. 

Cenk 
Linnes Çalık Carole Soner
Birhan Selçuk
Yasin Sneijder Garry
Podolski

Benim 11 beklentim bu. Garry Rodrigues ve Ahmet Çalık'ın uyum anlamında eksiklerini gidermeleri adına iyi bir fırsat. Maç kadrosunda Soner Gönül'ü de görüyoruz, kendisiyle geçtiğimiz günlerde profesyonel sözleşme yapılmıştı. Sol bek ve sol açıkta oynayabilen bir isim, eldeki stoper kadrosuna da bakınca Carole'yi stoper izlememiz kesin gibi, Soner Gönül'ün de kadroda bulunması bu yüzden. Sabri Sarıoğlu'nun sağ bek, Linnes'in sol bek oynaması da mümkün ama Konya deplasmanı oldukça eforluydu, Sabri Sarıoğlu'nun kenarda tutulması daha doğru gibi.

Aynı boşluk orta saha için de geçerli, elimizde iki orta saha var ve onlar oynayacak. Hamit Altıntop'la anlamsız zaman kaybettik, Birhan Vatansever'i daha öncesinden kazanmak mümkün olabilirdi. Sneijder ve Bruma'yı ise kulübede bekliyorum, rotasyon yapmak zorundayız, o pozisyonlarda alternatif var. Duruma göre düşünülür bu ikili, öyle olması gerek. Yasin Öztekin'in dönüşünü izleyeceğiz, Podolski'nin de maç eksiğini tamamlaması adına yine önemli bir fırsat. Ben rahat kazanacağımızı düşünüyorum ama şu grupta düştüğümüz bu durum gerçekten üzücü.

Trabzonspor'un Chedjou ilgisi, gerçekleşmesini dilediğim bir transfer


Takımdan gönderilmek istenen isimlerle bir şekilde yollar ayrıldı, kalan tek isim Chedjou. Onunla da yollar ayrılacak, şu ana kadar bu ayrılığın yaşanmama nedeni de "olası talipler". Küçük de olsa bir piyasası var, en azından Galatasaray'ı sözleşme feshi tazminatından kurtarabilecek.

Fransa iddiasını konuşuyorduk ilk etapta, o olmadı görünüyor. Rudi Garcia kaynaklı acaba Marsilya mı diyorduk ama Chedjou'nun oralarda tutunabilme durumu da kalmamış gibi. Katar, MLS gibi yerler de gündemdi, bir gelişme yok. Chedjou'nun Galatasaray'da aldığı parayı alabilmesinin tek yolu Türkiye'de kalmak, Beşiktaş'a önerildiğini biliyorum mesela ama onlar buna yanaşmadı. Trabzonspor ise ilgili, bu işin olma ihtimali de var.

Chedjou'nun bazı özellikleri onu parlatıyor ve iyi gösteriyor. Top tekniği, oyun kurabilme becerisi, geriden topla çıkabilmesi, duran toplarda bulduğu kafa golleri gibi. Savunmaya yani esas olması gereken noktada ise birçok eksiği var, maalesef tedavisi olmayan. Oyundan çok çabuk kopuyor, hızlı değil, konsantrasyon sorunlu, mücadelelerde de ayakta kalamaz oldu. Eskiden bir lider sıkıntısı var derdik ama artık stoper olmanın temel özelliklerini de yitiriyor.

Trabzonspor ise bana sorarsanız yukarıda saydığım pozitif özelliklere tav durumda. Ersun Yanal'ın sevdiği tarz oyuncular bunlar, Chedjou ilgisi de bundandır. 2.2 milyon avro yıllık ücret verebilirler mi bilmem ama bu dolaylarda rakamlara çıkabilirler, bu da Chedjou'nun ilgisini çeker. Son kontratı yüksek ihtimalle, sözleşmesi sezon sonu bitiyor ve Galatasaray'ın kovaladığı bir fesih var. İddialı da bir talibi yok, bu anlamda tercihi para olacaktır. Trabzonspor'a gider yani, bu transferi bekliyorum.

Galatasaray açısından olaya bakarsam, Chedjou'dan kaynaklı bir maddi beklentiniz olmasın. Sözleşme feshinde ödenecek ücretten kurtuluruz, ayrıca sezon sonuna kadar verilecek rakamdan. Bu da ffp kaynaklı bir rahatlama, olası transfer hamlesinde de iyi bir boşluk. 2.2 milyon avro gibi bir yıllık ücreti var Chedjou'nun, 1.1 milyon avro'yu düşeceksiniz maaş bütçesinden. Bu önemli bir şey.

Chedjou & Trabzonspor denildiğinde de Mehmet Ekici kaynaklı sorular geliyor. Chedjou / Mehmet Ekici takası gibisinden, bence olmayacak bir iş. Aradığımız 8 numara tam anlamıyla değil, hücum konusunda tamam ama savunma için bunu diyemem. Dripling özelliği var, iyi bitirici, yaşı uygun ama temposu tartışılır, hareketli olduğu söylenemez, savunmasını zaten konuşmayalım. 

Alternatif olarak tamam desek bile büyük paralar konuşuluyor artık, bu transferde Beşiktaş / Fenerbahçe çarpışmasını izlemek bence daha iyi. Öyle bir duruma geldi ki, alanın elinde kalacak. Bu duruma gelmiş Mehmet Ekici'yi de bu saatten sonra Galatasaray'da görmek istemem.

15 Ocak 2017 Pazar

Yeni takımında ancak bu kadar güzel bir başlangıç yapabilirsin


Ayağının tozuyla etki edenler diye bir liste bir ara yaparız, o listede de Garry Rodrigues kendisine yer bulmayı garantiledi. Uzun vadede neler olur bilemem ama ilk izlenimin oldukça başarılı olduğunu söylemek lazım. Bruma'ya odaklı bir Galatasaray'ı ligin ilk yarısında konuştuk durduk, şansımız şu ki Bruma'yı kaybetmedik, oynama istikrarını hiç kaçırmadı. Bruma'sız ilk maçtı Konyaspor deplasmanı ve ilk yarıdaki görüntü bu noktada şaşırtıcı değil. Garry Rodrigues'in varlığı biraz bu açıdan da önemli olacak, Bruma'nın boşluğunu doldurabileceğini gösterdi. 21 gündür bireysel idman yapmadığını söylüyordu, eksikleri var ama ayağının tozuyla etki yaratmayı başardı, futbolcuyum diye bağıran bir adam işte. Bruma da dönecek şimdi, hangisi sol tarafta oynar bilemem ama beni fazlasıyla heyecanlandıran bir durum, Bruma / Sneijder / Rodrigues / Podolski'li hücum hattı. Şöyle bitirelim, bir futbolcu yeni takımında ancak bu kadar güzel bir başlangıç yapabilirdi. Bazı ön yargılarım vardı, bir maçta göklere de çıkarmak istemem ama heyecanlandırdı, önemli bir ışık yandı. Bu da önemli bir olgu.

14 Ocak 2017 Cumartesi

Muslera'yı yaşayan biz şanslı kullar, Konyaspor 0-1 Galatasaray


Konyaspor / Karabükspor virajının şampiyonluk yolunda kader belirleyeceğini yazmıştım. Sonrasında Beşiktaş maçına kadar iyi bir fikstür var, bu şansı kullanmak adına virajı kazasız almak zorundayız. Konyaspor deplasmanıyla başladık, çok kritik bir galibiyet olduğunu düşünüyorum. Hem ligin 2. yarısına pozitif başlamak, hem de şampiyonluğa inanmak anlamında.

Transferlerin geç gelmiş olması, sakatlıklar ve cezalar derken elimizde o kadar iyi bir malzeme yoktu aslında. İlk 18'e bakıyoruz, Kerem Çalışkan, Berk İsmail Ünsal ve Podolski var. 3 forvet, orta sahanın yedeği Birhan Vatansever ve 2 gün önce imzayı atan Ahmet Çalık. Garry Rodrigues'i ekliyoruz bir de, o da (kendi açıklamasına göre) 21 gündür bireysel idman dahi yapmıyordu. Şu şartlar altında bu deplasmandan 3 puanı çıkarmak gerçekten kıymetli.

11'i okuduğumda ben başka bir şey bekliyordum, sahada beklediğimin dışında bir dizilim oldu. Josue sol taraftaydı, Sabri Sarıoğlu ise sağ açıkta. Ben Sneijder'i sol tarafta, Linnes'i sağ açıkta bekliyordum. Galatasaray'ın profili şu, kanatlarda içe kat eden isimlerle oynuyoruz ama bu tarz isimlerle başka bir düzen oluyor. Beklenti şuydu, kanatlardan daha çok orta ve Eren Derdiyok'u daha aktif kullanmak ama bunu yine uygulayamadık. Josue'nin hayal kırıklığı her geçen gün devam ediyor mesela.

Galatasaray savunarak, bekleyerek kazanamaz, bu bir gerçek. İlk yarıda beklemek durumunda kaldık, kanatlarda etki edemedik çünkü, varlık gösteremedik. Bu da rakip bekleri adına bir şans oldu, özellikle de Josue / Carole'nin tarafından Skubic birçok pozisyona girdi. Konyaspor'un kanatlara attığı her ters top etkili oldu. Ceza sahamıza atılan her top için de bu geçerli, sürekli pozisyona girdiler ve ilk yarıda şanslı taraftık. Finali iyi yapamadılar, bu anlamda devreye 0-0 girmek büyük şans. Bunların daha da ötesinde, Galatasaray mücadele etmiyordu.

2. yarıda sağlanan değişimin öncelikli anahtarı mücadelede, savaşmaya başladık. 2. anahtar ise Garry Rodrigues'in, o oyuna girdikten sonra heyecan yakaladık, hücumu hatırladık. Müthiş başladı, maçın seyrini değiştiren isimdi. Buna Sabri Sarıoğlu / Linnes kanadı da çok destek verdı, 2. yarıda görüntü bir anda değişmiş oldu. Galatasaray hücumu hatırladı, kanatları iyi kullanmaya başlayınca Konyaspor çıkamadı bu sefer, rakibi tutmayı başardık, pozisyonlar yakalayan taraf biz olduk. Eren Derdiyok / Podolski değişikliği daha erken gelmiş olsa fişi de çok daha önce çekmek mümkündü.

Galatasaray özelinde birçok sorun yazarım, özellikle de transfer kaynaklı. Ama öncelikli transfer ihtiyacı 8 numara, bunu daha önce de dile getirdim. Bruma, Sneijder, Garry Rodrigues, Podolski'li 4-2-3-1 hücumu ihtimali beni heyecanlandırıyor ama orta sahadan doğru desteği almak kaydıyla. Nigel De Jong bu maçta da işin defansif, agresiflik düzeyinde etki etti, müthiş oynadı ama Selçuk İnan'ın hücum yüzü olmasını beklerken, onun temposuzluğu ve hataları takımı çok yavaşlatıyor. Dripling özelliği olan, topla dikine çıkabilecek, daha tempolu bir isme ihtiyaç var. Stoper olmamalı öncelikli gündem, bir numaralı sıkıntı bu.

Bruma'ya bakan bir hücumumuz vardı, ilk yarıda Bruma'yı aradık ama Garry Rodrigues'le birlikte bu noktada iyi bir alternatif yaratıldı. İlk yarıdaki görüntü felaket ama ikinci yarıda doğru Galatasaray'ı bulmak adına bir ışık yandı. Podolski'nin işin içine girmesi önemli olacak, Garry Rodrigues'in de bu formunu sürdürebilmesi önemli olacaktır. Orta saha noktasına odaklanmak lazım, Tolga Ciğerci'nin ne durumda döneceği muamma çünkü.
 

Sportif Cümleler Copyright © 2011 -- Template created by O Pregador -- Powered by Blogger