18 Ağustos 2017 Cuma

Stoper transferini Serdar Aziz üzerinden konuşmalı


Dün sol açığı sordum, bugün de stoperi. Galatasaray'ın sol bek sonrası belli transfer hedefleri var, en azından konuşulan ihtimaller diyelim. Sol açık, stoper ya da 3. bir forvet gibi. Bütçeyi bilmiyorum, imkan varsa adım atılır ama sol bek ve 3. forvet hamlesinin ardından (o da Sinan Gümüş'ün durumuna göre değişir) transfer bitirilebilir. Sol açığı takım içinden çözmek mümkün gibi düşündük, stoper için de sonuç aynı.

Avrupa yok, Türkiye Kupası statüsü daha hafifletildi ve daha az maç oynayacağız. Çok geniş bir rotasyondan ziyade, daha dar ama kaliteli rotasyonun avantaj olduğunu düşünüyorum. İlk 11 için çok önemli hamleler yapıldı, bazı noktaları ise takım içinden çözmek mümkün. Sol açık için Garry Rodrigues / Yasin Öztekin rotasyonu gibi, bir de buna mevcut gençleri ekleyelim. 

Aynı durum stoper için de geçerli, Serdar Aziz / Ahmet Çalık rotasyonu var. Bir de Koray Günter ve Ozan Kabak gibi potansiyeli düşününce bence o rotasyon yeterli. Maicon'un yanına yeni bir stoper şu aşamada lüks olabilir, bunu da düşündüren şey Serdar Aziz'in varlığı. Sıkıntı şurada, sakatlanmadan, istikrarlı şekilde forma giyebilecek mi? Giyebilirse sorun yok, benim için en iyi yerli stoper. Sakatlık durumu olursa Ahmet Çalık'a ne kadar güvenebiliriz, bunun yaratabileceği bir sıkıntı olabilir.

Miranda'yı sordum mesela, gündeme girmesini beklediğim bir isim. Kimse hayır diyemez, Maicon'la birlikte efsane bir tandem izleriz ama lüks mü kaçar, maliyet olacak. Denayer ya da, yine hayır diyemem, hızlı ve atletik bir isim. Maicon'un yanında da böyle bir isme ihtiyaç var ama lüks mü kaçar, Serdar Aziz'in önünde bir isim mi. Bütçeye bağlı transfere hayır diyemem, bütçe sıkıntı ise çok fazla zorlamanın mantığı yok. Belki bir fırsat kovalanır, o da son günlerde.

Sol stoper durumu var bir de. Ben de isterim, hızlı bir sol stoperimiz keşke olsa. 3'lü stopere dönme durumunda sol stoperin olmazsa olmazlığı var, 2'li oynamamız halinde ise acil olduğunu düşünmem. Serdar Aziz yine ön plana çıkar, bu sezonun onun sezonu olmasını, yeni bir transfer edasıyla hareket etmesini bekliyorum..

Garry Rodrigues'le sol açık telafi edilir, Asamoah'ın da varlığında


Yazılan, çizilen haberlere göre yorum yapıyorum. Transferde 4 pozisyon adına odak var. Asamoah'a geldi diyorum, geriye sol açık, stoper ve 3. bir forvet kalıyor. Asamoah sonrası nasıl şekillenir bu harekat bilemem ama en başta yazdığım noktaya geri döndüm. Nedeni de Kayserispor maçındaki görüntü ve Asamoah transferi. 

En başta yazdığım nokta sol açıktı. O pozisyonun takım içinden telafi edileceğini düşünüyordum ama Östersunds maçlarının ardından vazgeçmiştim. Şimdi yine o noktaya geldim, sol açığı takım içinden telafi etmek mümkün. Kayserispor maçında Tolga Ciğerci oynadı hatta o pozisyonda, takımın öyle bir temposu var ki iyi etki etti. 

Şimdi sağa Feghouli'yi yazacağız ve sol tarafta Garry Rodrigues / Yasin Öztekin rotasyonu var. Maçına göre Belhanda ya da x bir isim, o da mümkün. Arkaya da Asamoah'ı düşünüyoruz, hatta onu da sol ön gibi görebiliriz yeri geldiğinde. Bu durumda yeni bir sol açığın pek anlamı kalmıyor sanki, Avrupa da yokken.

Twitter'da anket açtım ve bu durumu sordum. Garry Rodrigues'le idare edilir şıkkı en yüksek oranı aldı. Mevcut gençleri görelim şıkkı da bunun içinde, hücum konusunda gençler yönünden şanslıyız. Atalay Babacan, Recep Gül veya Yunus Akgün, çok yetenekli, şans bulması gereken isimler de var. Haliyle bu ortamı bozmanın bir alemi var mı?

Arda Turan ismi geçiyor. Kalitesine asla lafım yok ama işin saha dışı noktasında olduğumu söyledim. Takım içi noktasına da bakıyorum artık, Selçuk İnan'ın da varlığında. Emre Mor'u da yazdım şıklara, yetenekli ama geldiği an oynama garantisi olacak. Bruma ile anlaşamayan bir Tudor var, Emre Mor'la neler yaşar. Nani gibi isimleri de blogda yazmıştım, o da maliyet noktası. Bütçeyi bilmiyorum, yine de şu noktadan sonra sol ön benim için lüks.

Garry Rodrigues'i de Kayserispor maçında çok beğendim. Benim için önemli bir yedek, her adı geçtiğinde yazıyorum. Patlayıcı özelliği yüksek çünkü, sıkıntısı düzene uyumdu. Mevcut düzen ise ona uygun, tempo arıyoruz, sürekli zorluyoruz. Garry Rodrigues'in temposu çok yüksek, oyunun iki yönünde de etkili. Rakibini kovalıyor, sürekli pres yapıyor, defansına yardımı yüksek, takımda önemli bir tempo unsuru. Bu sezon onu daha çok konuşacak gibiyiz..

17 Ağustos 2017 Perşembe

Welliton & Galatasaray, belli ki 3. forvet için fırsat kollanıyor


Galatasaray belli ki 3. forvet için fırsat kolluyor ve bonservis ödemek istemiyor. Seleznyov'u konuştuk, maliyetine oranla ihtimal olabilir diye. Tudor'un onu istemesi doğal, tanıdığı ve katkı aldığı isim. İhtimali de o yaratmıştır, Strinic konusunda olduğu gibi. Maliyete bakar, işin içinde bonservis varsa zor diyorum. Alternatiflerden biridir ama Seleznyov'un Karabükspor'la olan bağını koparması gerekecek.

3. forvet için genç bir isim düşünmem. Şans bulamayacak çünkü, gelişemeyecek, forma ona gelince de sarsılacak. Tecrübeli olması avantaj, ne zaman sahaya sürerseniz sürün alacağınız katkıyı bilmek. Tarz noktasında ise daha hızlı, kanat özelliği olan, rakip savunmanın arkasına sarkabilecek bir isim tercihim olurdu. Welliton yazıldı dün, tam olarak bu tarza uyuyor.

Seleznyov'a yine de hayır demezdim, hatta bazı özellikleriyle Eren Derdiyok'un önüne de yazardım. Karıştıran adam çünkü, pis işleri seven, ön alanda mücadele gücü olan. Böyle bir alternatifimiz de yok ama önceliğim hızlı bir isim. İyi kötü, 2 tane pivot özelliği olan forvetimiz var zaten, çeşitliliği arttırmak daha değerli.

Bir durum daha var, şu aşamada Sinan Gümüş 3. forvet olarak düşünülüyor ama yolların ayrılacağı da söyleniyor. İhtimaller hep onun üzerinden dönüyor, giderse diye. Umarım gider, o ayrı konu. Gittiğinde onun yerini ya kendi içimizden ya da bonservisi elinde olan isimlerden doldurmak önemli. Kanat için potansiyel gençlerimiz var, kullanılabilir. Forvet konusunda ise Welliton'un bonservisi elinde, bence bir ihtimaldir.

Öncelikle ligi bilen oyuncu, uzun zamandır burada. İyi de bir kariyeri var, özellikle Spartak Moskova günleriyle. Önce onu Mersin İdman Yurdu'nda izledik, sonrasında Kayserispor'da. Mersin İdman Yurdu'nda 56 maçta 20 gol 16 asist, Kayserispor'da ise 34 maçta 15 gol 3 asist. Geçen sezon 12 golle ligin en golcü isimlerinden biriydi. Kariyerinde Rusya Ligi gol krallığı da var.

Bu noktada Seleznyov'un elinde tutarım, bonservisinin elinde olması ve ihtiyaç duyduğumuz tarzda olması itibariyle. Ligi de biliyor, diğer avantajı bu olur. Hızlı isim, iyi bitirici, kanat özelliği var ve rakip savunmanın arkasına sarkıtabileceğimiz tarzda. Kulübeyi de güçlendirir, böyle bir isim kenardan gelecek patlayıcı güç anlamını taşır. Değerlendirilmesi gereken bir ihtimal, düşünmek lazım..

Kafaları karıştırmak lazım, piyasayı biraz daha yükseltmek


Vida'nın Beşiktaş'a gideceğini düşünüyorum, süreç bunu gösteriyor. Uzun zamandır takip ediyorlar ve bu transfer için şartları zorladılar. Akıllı da hareket ediyorlar, futbolcunun sözleşmesi 6 ay sonra bitecek ve bonservis ödeme niyetinde değiller. Dinamo Kiev ise ne kazansam diye zorluyor ama daha fazla dayanamazlar.

Galatasaray için ise daha önce de konuştuk, o dönem bonservisi aşamadık. Bu yaz döneminde ise hiç gündeme geldiğini, konuştuğumuzu hatırlamıyorum. Daha önce hareket etmek lazımdı, geç kalındı. Bu saatten sonra hamle yapmak zor, Kiev'i ikna etsen Vida'yı ikna edemeyebilirsin. Şampiyonlar Ligi bir yana, Beşiktaş'un uzun zamandır olan ilgisi diğer yana.

Yine de kafaları karıştırmak lazım, piyasayı biraz daha yükseltmek. Transferi yapamasak bile gündem oluşturmak doğru hareket. Beşiktaş'ın vereceği rakamı biraz daha yükseltmek gibi, piyasa biraz karışsın. Tudor hünerini göstersin diyeceğim ama o konuda geç kaldığımızı düşünüyorum. Piyasa yükselsin ama anormal bir rakamla da elde kalmasın.

Vida ne yapardı dersek, lider oyuncu. Çok önemli yerlere koyamam ama tam bu ligin stoperi değil mi. Hızı en büyük avantajı belki de, tecrübesi yüksek, hem savunma hem takım liderliği yapabilecek, sağ bek gibi de kullanabileceğiniz bir isim. Beşiktaş için Pepe adına, bizim için ise Maicon adına ideal partner. Maicon'un yanına hızlı stoper arıyoruz, eğer bir sol stoper alamayacaksak. Vida o işi görürdü, süpürürdü arkayı.

Galatasaray belli ki bir stoper alacak, kim olacak sorusuna cevabım yok. Bu noktada Denayer her zaman ihtimal ama sürpriz bir isim de olabilir. Sol stoper tercihimdir, olmuyorsa hızlı ve atletik bir isme de hayır diyemem. Denayer o hız ve atletizm sorununa cevap olabilirdi. Vida fırsat hamlesiydi, şu aşamada da Vida gibi bir fırsatı düşürmek zor..

Serdar Aziz'i Östersunds maçları için hazırlamak gerekiyordu, Tudor'un hatası o


Şu maça yönelik büyük bir savunma övgüsü yapamam, Kayserispor'un Galatasaray'ı zorlamadığını gördük. Duran top sorunu bitmiyor, bir türlü çözüme kavuşmadı. Bu maçta da yedik bir tane, 2.'yi de yerdik ve şu görüntüde dahi zorlanabilirdin. Çalışarak olacak, umarım Tudor bu konunun üzerinde daha sık duruyordur.

Duran top sorunu genel bir mesele, bu işi stoperlere yıkamayız. Bana sorarsanız yenen o golde Muslera'nın topa çıkmaması en büyük faktör ya da aksiyonun gelişimi diyelim. Maicon'u bu noktada ön plana çıkardık, hava toplarının altını çizdik. Maç içinde sorun yaşamadık bu konuda ama duran top yerleşimi ayrı mesele, genel bir konu.

Zorlanmadık, Kayserispor'un etkili gelebildiğini pek göremedik. Galatasaray'ın temposu içinde kayboldular. Savunma güven işi biraz da tabii, bunun altını çizmeli. Fernando'nun varlığı tüm savunma organizasyonunu yükseltti, Maicon'un kalitesi (maç içinde bir hatasına rağmen) büyük, Muslera gibi bir kalecin var ve daha güvenlisin.

Yine de bir stoper arıyor Galatasaray. Denayer olur diye tahmin ediyorum, hızı ve atletizmiyle ön plana çıkıyor, Maicon'un da arkasını süpürmek noktasında. Hücuma çıkarken üçlüyoruz savunmayı ve Maicon da topla çıkmayı seviyor, orta sahanın arasına giriyor. Bütün takım ayrıca dikine oynamayı seven bir görüntüde, bu noktada top kaybetmek doğal. Geri koşmak önemli, Denayer de burada ön plana çıkar.

Mevcut isimler arasında ise Maicon'un bir numaralı partneri Serdar Aziz'dir. Maliyeti bir yana, geçtik artık o konuyu. Benim için en iyi yerli stoperdir kendisini, sıklıkla yazdığım bir şey. Keşke sağlıklı kalabilse, sakatlık konuşmasak. Belki bugün yeni bir stoper düşüncesi de olmayabilirdi, Serdar Aziz taşıyabilirdi. Kayserispor karşısında güven verdi mesela, daha soğukkanlı, ayakları yere basıyor. Ahmet Çalık mücadeleci ama kopuk, Serdar Aziz'in kalitesi başka.

Serdar Aziz'i Östersunds maçları için hazırlamak gerekiyordu, Tudor'un hatası o. Hatasından dönmüş, lige onunla başladı, bu da bir artı. Denayer gelirse de sıklıkla Serdar Aziz'i izleyebiliriz, ona göre de daha soğukkanlı ve kontrollü bir stoper. Kayserispor karşısında çok zorlanmadık ama iyi bir maç çıkardı, güvenliydi, Maicon'un yanına daha çok yakıştı. Sakatlanacak diye korkuyorum, umarım sağlıklı bir sezon geçirir..

16 Ağustos 2017 Çarşamba

Ferguson'dan bu yana ilk kez ciddi anlamda heyecanlandım


Saygı, sevgi, hürmet. Döndüğü sezon olsun, son yıllarda izlediğim en iyi Manchester United'dı. Umarım devamı gelir diyelim, herkesin beklediği bu çünkü. Hem Manchester United açısından, hem de Mourinho. Genelde çalıştırdığı takımlarda 2. sezonları farklı olur, yine öyle olmasını umuyorum. Geçtiğimiz sezon Premier Lig'de beklenen olmadı belki ama kazanılan 3 kupa var, onun yarattığı bir öz güven. Ayrıca 2 kritik hamle, Lukaku ve Matic. Bence sezonun hamlesidir Lukaku, geldiği gün de yazmıştım. Ibrahimovic'i tartışmayacağım ama onla da olmuyor onsuz da durumundaydı takım. Lukaku farklı, gücünün kıymeti büyük. Matic ise x faktör, boşuna Mourinho'nun prensi değil. Geçen sezon Chelsea'nin şampiyonluğunda Kante neyse, Mourinho döneminde gelen Chelsea şampiyonluğunda Matic oydu. Conte kendi elleriyle Manchester United'i şampiyon yapacak neredeyse, böyle kritik bir hamle. Matic'in varlığı Pogba'yı da yükseltecek unsur, bu sezona damgayı o vurabilir. Geçen sezon tartışıldı, maliyeti konuşuldu ama bu sezon yükselen piyasayı düşününce, Pogba'nın bu sezon yaratacağı etkiyle iş çok başka yerlere gelir. Manchester United adına umutluyum haliyle, Ferguson'dan bu yana ilk kez ciddi anlamda heyecanlandım..

27 yaşında, ayağa kalkması durumunda önemli bir değere dönüşebilir


Feghouli'nin mali detaylarını konuşamamıştık, onu da aradan çıkaralım. Maddiyat konuşmayı çok sevmiyorum aslında, sorulduğu için yazıyorum. Saha içi belirler her şeyi, olası iyi performans sonrası maliyet konuşulmaz. Badou Ndiaye örneği işte, maliyet noktasında en çok eleştirdiğimiz transferdi ama Kayserispor maçı sonrası adına marş yazdık.

Feghouli için de uzun bir bekleyiş vardı. Temmuz ayının başında konuştuğumuz bir isimdi, o günden bu yana transferine kesin gözüyle baktık ama bir türlü açıklanmadı. Birçok neden yazıldı bu konuda, o konuya hiç girmeyeyim. Sakatlığından bahsediliyor, 2 hafta sonra takıma dönecek ve son bekleyişin nedeni bu olabilir. Sadece bunu söyleyebilirim.

West Ham'da da iyi kazanıyordu, bunu yazarak başlayayım. Elbette Türkiye'ye gelmek için biraz daha fazla kazanacak, bu adamın değeri bu yani. 27 yaşında bir futbolcu transfer ediyorsun, sana geri dönüşü de olabilecek. 4.250 milyon avro'luk bonservisi konuşmaya dahi gerek yok, şu piyasada inanılmaz uygun bir rakam. Kimlere ne paralar verdik, oradan kıyaslayın. Sözleşmesinin son yılına da girmiyordu Feghouli.

5 yıllık sözleşme, 3.850 milyon avro yıllık ücreti. Takımın en fazla kazanan futbolcusu olacak ve bonuslarla birlikte yıllık ücreti 4 milyon avro diyelim. West Ham'da da 3 küsür milyon gibi bir ücreti vardı, bu detayı atlamayalım. 27 yaşında bir isim dediğim gibi, geri dönüş sağlayabileceğiniz, ayağa kalkması durumunda önemli bir değere dönüşebilir. Rakam yüksek ama piyasa bu, Feghouli gibi bir ismi alıyorsanız böyle rakamları gözden çıkarmak durumundasınız.

İşin maddi boyutu bilenlerin konusu, onlar yazar ve okuruz. Ben o kadar detaya giremem, bu işin geleceği nedir, kaynak nereden geliyor, sonumuz ne olacak gibi konuları düşünemiyorum. Saha içi noktasındayım, futbolcuyu da mevcut piyasa dahilinde değerlendiriyorum. Tekrar hayırlı olsun diyelim, Feghouli çok önemli bir transfer..

Kwadwo Asamoah Galatasaray'da


Asamoah'ın Galatasaray'a gelmesi ayrı şey, Kayserispor maçının ardından gelmesi ise apayrı şey. Yeni kadroyu gerçek anlamda ilk kez izledik, neler yapabileceklerini gördük, yeni dönem adına heyecan sahibi olduk. 

Oyuncu kalitesinin yükselmesi, tempolu ve atletik yapı. Bir de Asamoah'ı o kadro içinde düşündük, tablo net. Önemli bir değişim var, kadro kalitesinin ciddi anlamda yükseldiğini görüyoruz. İddialı ve büyük futbolcular transfer edildi. Bu isimler içinde belki de en sevindiğim ve beni heyecanlandıran isim Asamoah oldu diyebilirim.

Asamoah'la birlikte 3-4 formasyonu oynamak mümkün çünkü, oynayacağı her pozisyonda da ligin en iyilerinden biri olur. Sol bek, orta saha, 3'lü savunmanın solu veya sol açık. Kayserispor karşısında Tolga Ciğerci'nin pozisyonunda Asamoah'ı düşünün, küçük bir örnek. Maçına göre plan anlamını taşır Asamoah, 3'lü orta saha oynarsınız ve Fernando, Badou ikilisinin arasına yazarsınız mesela. Bunun gibi birçok örnek var işte, burada yazmıştım;


Juventus kolay vazgeçmedi, önemli bir joker çünkü. Onlar adına sorunsuz yedekti ama bir yerden sonra Asamoah'ın oynama isteği ön plana çıktı. Yeni sözleşme önerisini de Galatasaray için kabul etmedi, transferi için gerçekten çabaladı. Önce eşi dedik, transfer zora girdi. Sonra Juventus vazgeçti, bir şekilde o da ikna edildi. Maddi detayları resmi olarak açıklama geldiğinde konuşuruz tabii.

Sol kanadı bütünüyle kullanabilecek, birçok pozisyonda ve formasyon içinde kullanabileceğiniz, son derece atlet ve tempolu bir futbolcu. Gelen birçok transfer içinde en büyük beklentim Asamoah üzerinde diyebilirim. Hayırlısı olsun diyelim, farkı büyük olacak. Teknik detaylarla alakalı yazdığım diğer yazıyı da paylaşmış olayım, bu tarz birçok yazı var;

15 Ağustos 2017 Salı

Evgen Seleznyov & Galatasaray, sinir bozan bir tarzı var


Galatasaray'ın 3. bir forvet alternatifine ihtiyacı olduğu doğrudur. 2 forvetle sezonların geçmediğini geçmiş yıllarda gördük ve acı sonuçları oldu. Geçen sezon bir örnek, Sigthorsson hamlesi yerinde ve doğruydu ama kendisini kullanamamaktan kaynaklı sıkıntı yaşadık. Podolski sezona sakat girdi, Eren Derdiyok'un form durumu ilk haftalar sonrası tartışıldı ve bizim bu noktada bir alternatifimiz yoktu.

Mevcut forvetlere bakmak lazım, 3. forvet konusunda tarzı belirlemek adına. Gomis hareketli, güçlü ve pivot özellikleri de barındıran bir forvet. Eren Derdiyok da pivot özellikleriyle ön plana çıkıyor ve bu ikilinin arkasına gelmesi gereken isim bence hızlı, kanat özelliği olan bir isim olmalı. Daha pırpır diyebileceğimiz, savunmanın arkasına sarkabilecek, hızlı oyuna yatkın. 

Seleznyov ise başka bir adam. 3. bir pivot daha, bu noktada öncelikli ihtiyaç değil. Farkı var yine de, Gomis'in de pivot özellikleri var ama farklı özellikleri mevcut, bunun gibi. Seleznyov'u geçen sezonun ortasından bu yana izliyoruz, özellikle Tudor'un elinde büyük başarı göstermişti. Ön alanda mücadele gücü çok yüksek, pis işleri yapan, ortalığı karıştıran, bozan bir adam. Her takımın da böyle bir alternatife ihtiyacı vardır aslında, bu yüzden "pivot bu" deyip geçemem.

Kısa vadeli düşüneceğiz tabii, 32 yaşında bir isim. Maliyeti de görmek lazım, buna göre daha sağlıklı yorum yapılabilir. Kariyerine, tecrübesine girmeyeceğim bile, arkasında gayet iyi bir Ukrayna kariyeri var. Gerek Milli Takım, gerekse kulüp bazında. Karabükspor'a da bu tecrübesi büyük etki etmişti ama Tudor sonrası mutlu görünmüyor, ayrılık isteği bundan. Bu ligi karıştıran, hep bahsettiğim gibi "bu adamların başarısız olma şansı yok" dediğim isimlerden biri işte.

Olmasın, gelmesin diyemem. Kulübede böyle bir ismi tutmanın artısı olabilir, böyle karıştıran, ön alanda bozacak, pis işleri yapacak bir futbolcumuz yok çünkü. Sinir bozan bir tarzı var, hatırlayın Karabük'te kaybettiğimiz maçı. Fırsatçı bir oyuncu, golü koklayan isimlerden. 1-2 sezonluğuna düşünülebilir ama yine de benim ilk tercihim daha hızlı, pırpır bir isim olurdu. 

Tolga Ciğerci'nin 11 oynaması değil, solda oynaması sürprizdi


Tolga Ciğerci'nin 11 oynaması değil, solda oynaması sürprizdi. Eleştirilen bir isim, geçen sezon yaşadığı sakatlığın ardından bir türlü dönemedi. Tudor'la yükselmesini bekledik ama ona da cevap veremedi, üstüne bir de Östersunds maçları derken taraftarın gözünden düştü. 

Tudor tutuyor, ısrar ediyor. Benim için de değerli bir alternatif, takip edenler bilir. Temposu kıymetli, mevcut isimler içinde de Tudor'un kalemi olabilecek tek orta sahaydı. Bugüne bakınca Badou Ndiaye ve Fernando gibi isimler var, Tolga Ciğerci'nin de bu isimler arasında yükselebileceğini düşündüm.

Selçuk İnan'ın temposu sıfırladı, Tolga Ciğerci ise onunla birlikte oynadığında ekstra sorumluluk alma derdinde. Sıkıntı o zaten, hücumda yapamadıklarıyla, oysa orada olması gereken isim o değil. Rakip ceza sahasına girer, oraları karıştırır, bu başka. Şut veya kilit pas atmasını beklerseniz sorun, bunu Selçuk İnan yapmalı ama yapmadığı için o sorumluluğu da Tolga Ciğerci almaya çalışıyordu. 

Sakatlığın ardından dönemediği doğru, geçen sezona girdiği havada değildi. Kayserispor maçına baktığımızda ise takımın mevcut temposunda farkının olduğunu gördüm. Sola yakın oynamasına rağmen, maçın sürprizidir bu bana göre. Rakip ceza sahasına girdi, ilk golünü attı, pozisyonlara girdi, şut atmadı ya da hücumda başka sorumluluk alma amacında değildi. Olması gereken bu zaten.

Tolga Ciğerci topla da çıkar, rakip ceza sahasına koşu da yapar. Badou Ndiaye'nin getirdiği topta kaçırdığı bir gol var, enfes bir asist olacaktı. Kaçan gole takılmıyorum, orada Tolga Ciğerci'nin o koşusunun altını çizelim, aksiyonun içinde olması önemli. Bu kaçar, başkası gol olur. Takım için önemli bir adam yani, yine altını çiziyorum.

Savunma tarafını konuşmuyorum bile, zaten yaptığı işlerdi bunlar ama hücum algısı kötü gösteriyordu. Mevcut temponun önemli bir dalıydı, pres içinde hep vardı, çok top kazandı, baskısını hissettirdi. Bunları sol kanada yakın oynayıp yapması ise işin sürprizi. Kazanılması, vazgeçilmemesi gereken bir isim, Tudor'a yazabileceğim artılardan biri olur..

Galatasaray 4-1 Kayserispor, keyif be kardeşim


Keyif be kardeşim, çok zamandır izlemedik ısıran, savaşan, tempolu Galatasaray'ı. İlk maç, sakin olmalı ama siz de hak verin. En son böyle bir Galatasaray'ı ne zaman izledik hatırlamıyorum, son 2 senede izlemediğimiz kesin tabii. İnsanlar özledi, bunu görmek istiyor. Herkes heyecanlı, bir sonraki maçı iple çekecek kıvamda. Östersuns faciasını bir ömür unutmayacak olsak bile lige böyle başlamak çok kıymetli.

Kayserispor da yeni bir takım, Galatasaray da öyle. Fark şu, kaliteli bir takımız. Kadro kalitesi olarak geçen sezonla kıyaslanmayacak ölçüde, çok önemli transferler yapıldı. Feghouli geldi, Asamoah'ı bekliyoruz derken seviye inanılmaz noktalarda. Oyuncu kalitesi yükseldi, takımın atletizmi ve temposu arttı. Tudor'u eleştirdim, hala o noktadayım ama kadro özelinde yaptığı tespitler doğruydu, şu transfer harekatında katkısı olduğuna inanıyorum.

Tolga Ciğerci'nin 11 bağlayacağı öğle saatlerinde konuşuluyordu ama sanırım kimse onun sol tarafta oynayacağını tahmin edemedi. Geçen sezona iyi başlayan, yaşadığı sakatlığın ardından düşen bir isim. Tenposu ve atletizmiyle Tudor'un kalemi olacağını düşündüğüm isimlerdendi, geçen sezon bunu başaramadı. Östersunds karşısında da görüntüsü iyi değildi ama Fernando ve Badou Ndiaye gibi isimler arasında sırıtmıyor işte, temposuyla o da artı sağlıyor. Sol kanada yakın oynasa bile.

4-1-4-1 oynuyoruz ve çok hareketliyiz. Maça tempoyla girdik, ilk andan itibaren kontrolü ele aldık. Hücumda inanılmaz bir hız vardı, topu kaptırdıktan sonra en az 2 Galatasaraylıyı pres yaparken gördük ve çok çabuk geri kazandık. Uyum gelişecek, daha iyi hücumlar mutlaka izleyeceğiz. Hareketli hücumcular, hızlı, topla dripling yapan, ısrarla dikine oynayan. Badou Ndiaye'nin orta sahada etkisini izledik, Belhanda'nın hareketliliğini. Mesela Belhanda'nın biraz daha zamana ihtiyacı var, hücum organizasyonları noktasında. Buna rağmen şu hali bile 1 gol 1 asist.

Duran toplar sorun, hala çözülemediğini görmek sorun. Yediğimiz gol yine bir duran top, 2 tane daha böyle topları var. Tempomuz rakibe set hücumu imkanı tanımadı ama pozisyon vermediğimiz şu maçta gol yiyebiliyoruz ki nasıl çözüleceğini bilmiyorum. Bunun dışında bir sorun görmedim, savunma organizasyonu Fernando'yla birlikte yükseldi.

Hazırlık ve Östersunds maçlarında hücuma çıkarken savunmanın üçlendiğini izliyoruz. Tolga Ciğerci bu işi yapamamıştı, Fernando yapıyor. Stoperlerin arasına geçti, Mariano ve Linnes kanat edasıyla sürekli bindirdi, Maicon ise o maçlarda olduğu gibi sağ bekleşti mesela. Bu bir plan, gördüğümüz kadarıyla gelişiyor, oyuncu kalitesinin yükselmesiyle. 

Tempo içinde Garry Rodrigues'in de farkı büyük oluyor mesela, patlayıcı oyuncu. Ben onu daha çok 12. adam gibi düşünüyorum ama tempo aradığınız her an etkisi büyük. Mariano'nun da boş çıkışı yok mesela, Linnes sol bekte etki etmeye devam ediyor ki doğru sistem içinde onun da işlememe şansı yok, ne vereceği belli isim. Temponun altını ısrarla çiziyorum, anahtar bu olacak. Atletizm de diyelim hatta, kadro bu yönde evrildi ki taraftarın beklentisi buydu.

Gomis konusunda da yanılmayacağım, bundan eminim. Garantili forvet diyordum geldiğinde, 2 golle başladı, 2 tane daha atabilirdi. Hücum organizasyonu uyum meselesi, zaman içinde yükselecek. Belhanda için de bu geçerli ama kaliteleri ortada, farkı yarattılar. Feghouli'yi ekleyeceğiz daha bu organizasyona, keyfi büyük olacak. Östersunds karşısında güçsüz bir Gomis vardı, hareketsiz ve ayakta kalmakta zorlanan. Gücüyle fark yarattı bugün, yıkılmıyor, hareketli ve iyi bir bitirici. Geçen sezon forvetin mücadele etmemesi ve fizik gücü kaynaklı sorun yaşıyorduk, Gomis iyi başladı.

Agresif, ısıran, tempolu, isteyen ve aç bir Galatasaray. Lige müthiş başladık, orası kesin. Ligin ilk haftaları zor olur genelde, özellikle böyle yeni takımların uyum sorunu ön plana çıkar. "Bam bam bam" diye oynayacak Galatasaray hayalimizdi, ilk hafta zor diyordum bunun için ama oynadık işte, başardık. Müthiş keyif aldım, devamını izlemek dileğiyle..

14 Ağustos 2017 Pazartesi

Yıllar sonra anlatır mıyız bu hikayeyi?


Çok hikaye var onun hakkında, büyük bir bilinmezlik. Galatasaray'ın İstanbul'a getirip, sağlık kontrolüne soktuğu bir futbolcuydu ama anlaşma sağlanamadı. Muslera'nın bu konuda açıklamaları vardı, en sağlıklısı bilgileri o verdi ama bilinmiyor yani.

Öyle bir durum ki, futbolcu potansiyelini yansıtsa ve çok önemli yerlere gelse yıllar sonra dahi konuşulacak bir mesele olur. Var böyle hikayeler, deneyip beğenmediğimiz ama önemli yerlere gelen futbolcular. Appiah mesela bir örnek, Galatasaray altyapısında denenmiş ve beğenilmemiş bir isimdi. 

Mathian Olivera, savunma özelliği öne çıkan bir sol bek. Stoperleşebilen bir sol bek diyelim hatta, potansiyeli var. Bonservisi de yoktu, haliyle böyle hamleleri denemek önemli. Çok tanımıyordum ama bu şartlar itibariyle gelmesinden dolayı da mutluydum. 

Yine de skandal bir durum olarak nitelendiremeyiz, Muslera'nın açıklamalarından yola çıkarak. Menajeri Fonseca'yla birlikte Galatasaray'a getirmek için uğraştılar. Anlaşma da tamamdı ama babası sorun çıkardı, ekstra talepleri oldu ve zorlamadı Galatasaray. Fonseca'nın bundan dolayı çok sinirlendiği dahi haber olmuştu. Fonseca ve futbolcunun babası kaynaklı bir sorun, Muslera'nın anlattıklarına göre.

Bir diğer konuşulan hikaye ise futbolcunun u21 takımı için düşünüldüğü ve bunu kabul etmedikleri. Türk basınında vardı bu haberler, futbolcunun ilk etapta u21 takımında  kullanılacağı yazılıyordu. Futbolcu ise buraya A takımda oynama hayaliyle geldiğini ve bu durum karşısında ayrıldığını söylüyordu. Doğru da olabilir, bilmiyoruz.

Getafe'yle anlaşmış ve 6 yıllık sözleşme imzalamış. Potansiyelini ne kadar yansıtır, günün birinde nerelere gelir bilinmez. Önemli işler yapması durumunda yıllar sonra anlatılacak bir hikaye çıkar bizlere. Denemek lazım böyle hamleleri, bu futbolcu olmadı diye vazgeçilmemeli..

Burak Yılmaz kaliteli bir forvettir, varlığı da en az 20 gol garantilidir


Burak Yılmaz'ı Galatasaray'da oynadığı dönemde kötülemedim, aksine hakkını verdim. Hakkının yenildiğini düşünüyorum çünkü, eleştirildi ama anlamsız boyutlarda. "Gol atıyor da ne oynuyor" gibi eleştiriler bunlar, takımın gol yükünü çekmesini beklediğiniz isimden bahsediyoruz. Yaptıkları ısrarla görmezden gelindi işte, konuştuğumuz konular.

Yine de ayrılığını destekledim, bağ kopmak üzereydi çünkü. İyi bir teklif geldi ve satıldı. West Ham'ın teklifi konuşulurken de bunu desteklemiştim, 10 milyon avro gibi bir rakam konuşuyorduk o zaman. Burak Yılmaz'ı severim, onun döneminde gelen başarılarda katkısı büyüktür, Galatasaray'ı sahiplenmesinin altını her zaman çizdim ama vakti geldiğinde herkes ayrılabilir. Doğru zamanda ayrıldı o da, bugün Selçuk İnan'ın durumuna düşmedi.

Burak Yılmaz'ın neden Galatasaray'a dönmediği de değil konu. Trabzonspor onun için 3.5 milyon avro yıllık ücret veriyor, 5 milyon avro'ya yakın bir bonservis de ödediler. Bu paraları Galatasaray'ın verdiğini ve geri döndüğünü düşünün, olası taraftar tepkilerini. Dönmesini bu yüzden istemezdim, yazdıklarımdan böyle bir anlam çıkarılmasın. Olayı futbolcu ve Galatasaray özelinden yorumlamak başka, x bir takım üzerinden bakmak bambaşka.

Burak Yılmaz kaliteli bir forvettir, varlığı da en az 20 gol garantilidir. Burak Yılmaz, Trabzonspor adına hem yıldız hem de lider futbolcu transferidir ayrıca. 2 golle başladı işte, devamı da gelir. Ligde bu sezon çok kaliteli forvetler var, o da onlardan biri. Sağlıklı kaldığı sürece de gol krallığının en önemli adaylarından biri. Lafta kral değil yani, Trabzonspor ve Galatasaray formalarıyla gol sayısı ortada. Çin'de de yatmamış, gayet fit ve iyi döndüğünü kanıtladı. Bireysel anlamda başarılı olmasını isterim, benim için değerli bir adam..

Feghouli sayesinde Keita'yı bol bol hatırlayacağız


Son yıllarda en büyük keyif aldığımız kanatlardan biri Keita'ydı, hatta kimine göre ilki. Sadece 1 sezon izleyebildik ama çok büyük keyif almıştık, çünkü görsel kaliteydi. Sağ kanadı domine etmesi bir yana, kreatif etkisi büyüktü, topla yaptıkları, özellikle çalım noktasında. 

Lig sonunda istatistikleri de hiç fena değildi ama "sorunlu futbolcu" damgasını yedi bir kere. Fenerbahçe deplasmanı yediği kırmızı kartla başladı bu süreç, Dünya Kupası'yla bitti. Durum böyle olunca da gelen ilk iyi teklife satıldı ve Katar yolunu tuttu, üstelik geldiği fiyata. Peki biz yerini kiminle doldurduk, Juan Pablo Pino.

O da bir handikap, Pino altında kaldı haliyle. Sonra Fatih Terim geldi, o süreçte Keita'nın geri dönme ihtimali de vardı, olmadı. Oynadığımız sistemler Keita'yı aratmadı belki, bu başka konu. Böyle keyifli bir kanadı izleyemedik, ta ki Bruma'nın şu sezon sezonuna kadar. Yine de kıyas değil, Keita çok daha başkaydı.


Feghouli geldikten sonra bu kıyas yine yapılacak, hangisi daha iyiydi üzerinden. Sahada görmek lazım, gerçek anlamda yorum böyle yapılabilir. İsim anlamında konuşabiliriz şu an, kariyerlerine bakarak ve Feghouli daha ön plana çıkar. Tarzları benzer, ikisi de kreatif isim, oynadıkları oyun, yapacakları bazı hareketler büyük keyif verir ama önemli farkları var.

Feghouli biraz daha 10 numara özellikli mesela ya da sağ tarafta savunma yardımı gibi artıları olacak. Oyun düzenine daha yatkın diyelim. Onun da sorunları var kendi çapında, bu noktada Keita'ya benzeyebilir. Keita'nın oyun tarzı ise biraz daha kopuktu, düzenden öte kendi oyununa yönelik. Verdiği keyif büyüktü tabii, Atletico Madrid maçlarında forvet kullanmıştık, böyle bir farklı oyunu da vardı. Fizik özelliği bu anlamda Feghouli'ye göre farklıydı, biri 10 numara, diğeri forvet özellikli diyebiliriz işte.

Feghouli sayesinde Keita'yı bol bol hatırlayacağız. Bu sezonun en önemli hamlelerinden biri olacağı kesin, beklenti büyük. Böyle bir kanat hasreti de isteği de var, hele ki Bruma sonrası. Bir de işin Mariano boyutu var ki, heyecanlıyım bu sağ kanat için.

13 Ağustos 2017 Pazar

2001 / 2002 sezonu öncesi kamp dönemi, yeni transferler bir arada


2001 / 2002 üzerine konuşmayı, yazmayı seviyorum. İzlediğim en özel sezonlardan biri, Lucescu'nun imzasıyla. Sezon öncesi kamp dönemi, yeni transferler bir arada. Perez, Mondragon, Ayhan Akman, Victoria ve Berkant Göktan. Neredeyse sıfırlanmak zorunda kalan, isim anlamında kalite düşüren ama Galatasaray adını en üstte tutan bir takım. Her anlamıyla ustalık eseri bir iş, Lucescu'ya tekrar selam çakalım..

İzmir deseniz çok güzel, eminim ki ailesi mutlu, niye hala Galatasaray?


Bu saatten sonra Sabri Sarıoğlu'yla alakalı bir şey yazmam diye düşünüyordum. Düşünce de kaldı tabii bu, Sabri Sarıoğlu bir şekilde gündem olmayı, en azından konuşulmayı başardı. "Galatasaray'da futbolu bırakmam engellendi diyor", çok enteresan bir görüş değil mi?

Yine kendi açıklamasıydı, "Galatasaray'dan bir gün ayrılırsam futbolu bırakırım" diyordu. Ayrıldı ve bırakmadı. Futbolu bırakması nasıl engelleniyor, futbola devam et yönünde bir baskı mı aldı. Ayrılığı kesinleştikten sonra bırakabilirdi, devam etmek istedi. Bana sorarsanız iyi de bir takıma imza attı, geçen sezona yakın bir ücret kazanıyor. İzmir deseniz çok güzel, eminim ki ailesi mutlu, niye hala Galatasaray?

Sabri Sarıoğlu'nun Galatasaray'da emeği, katkısı çoktur. Altyapısından yetiştiği, yıllarını verdiği bir takım. Bunu kimse inkar etmiyor ama zamanlı ayrılık işte, yine geldik o konuya. Gitmiyor, taraftar istemiyor, yüz eskidi, bağ koptu. Yolları ayırın işte, bugünü daha güzel hatırlamak adına. 

Israr ettiniz, o ısrar süresinde anlamsız paralar ödediniz, haliyle bugün bu açıklamayı konuşuyoruz. Futbolu da yetmiyor, Fenerbahçe karşısında yedirdiği ilk gol mesela, arkasına yetişemiyor. Son yıllarda birçok kez izledik o tabloyu ve iyi kazanan bir futbolcu. Burada vefalık bir olay yok, günün gerçekleri konuşur ve Galatasaray adına gecikmiş bir ayrılıktır bu.

Dediğim gibi, umarım Göztepe'ye daha çok odaklanır, Galatasaray'lık bir mesele yok burada. Son yıllarını açıp izlemesini öneririm, saha içini konuşmamız gerekiyor. Volkan Demirel'in elini sıkmaması, ateşi, enerjisi gibi konular değil mevzu, tamamen saha içi. Kazandığına oranla ne verdiğin yani. Bugün Mariano'yu transfer ettik işte, seviye atladık. Yıllar önce olması gereken şey.

Yedek olarak kalabilirdi demeyin, olmuyor işte. 1 milyon avro'dan aşağı bir rakama imza atılmayacaktı ve yine tonla mevzu konuşuyor olacaktık. Yenilenmeye ihtiyaç vardı, büyük ölçüde yenilendik. Bunun devam etmesi gerekiyor, yüzü eskiyen, yürümeyen isimler var hala. Sabri Sarıoğlu da kritik bir eşikti, aşılması gereken..

Sofiane Feghouli Galatasaray'da


Yaklaşık 1 aydır konuştuğumuz bir transfer. 1 ay önce konuştuğumuzda West Ham cephesinde sorun yoktu, Feghouli'yle ise anlaşmak üzereydik. Zor bir transfer olduğunu kabul ediyorum, özellikle futbolcu ücreti anlamında büyük rakamları konuşuyoruz, anlamsız uzadı bu iş. Öncelik diyemem, hala orta saha bekliyoruz ama sağ kanat gerekliliği de büyük. Feghouli o anlamda çok iyi bir transfer.

Östersunds faciasının altını çizdiği nokta bek ve orta sahaydı. 3. bir nokta daha var, Galatasaray'ın hücumda bireysel kalitesi de zayıf. Yasin Öztekin ve Sinan Gümüş'ün yetmediği, böyle bir rakip karşısında bile etki gösteremediği, kaybolduğu bir ortam. Hücum organizasyonun da yok zaten, bireysel yetenekleriyle ön plana çıkacak isimler aradık. Gomis yeterince beslenemedi, Belhanda sakatlıktan çıktı derken kimsenin alamadığı sorumluluğu Maicon almaya çalışıyordu hücumda.

Keşke daha önce bitirebilsek ve bu turda oynatabilseydik, yazık oldu. Diğer pozisyonlardan bağımsız Mariano / Feghouli kanadı için "Avrupa Ligi'nde şampiyonluk hedefleyen takım" tanımı kullandım. Biz ise Temmuz ayı itibariyle bu kupaya veda ettik, buna bir tanım bulamıyorum. Türkiye Ligi'nde bu kanadın farkı büyük olacaktır ama Galatasaray'ın önceliği, yürümesi gereken asıl hedef Avrupa olmalıydı.

Daha önce yazdığım için teknik detayları kısa geçiyorum. Sağ kanat, çizgiyi kullanan bir isim. Uzun zamandır tüm kanat profilimiz içe kat eden futbolcular üzerineydi, böyle bir sağ kanat lazımdı. Dripling özelliğiyle öne çıkan, tempolu, forvetini besleyecek bir kanat. 

Keita biraz daha kreatif bir futbolcu olmasına rağmen karşılaştırılacaklar. Keita biraz daha kendi oyununa yönelik, kreatif, seyir zevki yüksek bir isimdi. Feghouli ise takım oyununa daha yatkın, kanadını bütünüyle kullanan, savunmasına da yardım eden bir futbolcu. Mariano'yu da düşünerek çok iyi bir hat oluştuğunu söylemek mümkün.

Her yazıda olduğu gibi yine ekleyeyim, bu tarz hamlelerin değerini orta sahaya belirleyecek. Fernando, Imbula, Badou Ndiaye ya da kimlerse, en az 2 transfer lazım. Feghouli 27 yaşında, geri dönüşü olmayan hamleler üzerinden eleştiriler geliyor ama Feghouli için belli olmaz o iş, 2 sezon sonra bir daha konuşmak lazım.

5 Temmuz 2017'de yazmışım, o dönem Konoplyanka gibi isimleri de konuşuyorduk. Şimdi şartlar biraz daha değişti ama daha detaylı olarak okumak isteyenler için;

12 Ağustos 2017 Cumartesi

Kafamda bir senaryo vardı, Selçuk İnan'ın ayrılık sürecinin başladığına dair


Selçuk İnan'ı severim, bunu biliyorsunuz zaten. Galatasaray'da yaptıklarını asla unutmam, benim için yeri daima ayrı olacak. Tabii bu demek değil ki Selçuk İnan'ın son 2-3 sezondur halinden, tavrından, özellikle de futbolundan memnunum. Zamanlı ayrılık derim, doğru zamanda bırakmak gerekir. Selçuk İnan o treni kaçırdı, şu noktadan sonra giderken dahi çok iyi konuşulmayacak.

Sabah yazmıştım, ihtimal vermiyorum ama şöyle bir senaryo kurdum. Aytaç Kara'yı Malatyaspor'a kiraladı Trabzonspor, Onazi'yi de iyi bir bonservis bedeli karşılığında satacaklar. Ellerinde Okay Yokuşlu ve Kucka var, iddialı bir alternatifleri kalmadı. Burak Yılmaz efektini de düşünerek, Selçuk İnan acaba Trabzonspor'a gider mi diye düşündüm. 

Menajeri kalacak gibisinden açıklama yaptı. Trabzonspor da istemediğini söyledi ama bu ayrılık bir şekilde gerçekleşecek. 11 konusunda şansı az, Fernando / Badou Ndiaye gibi hamlelerin ardından. Hertha Berlin'le oynanan son hazırlık maçında uzun zamandır ilk kez bir savunma müdahalesi yapmak istedi ama sakatlandı, ayaklar gitmiyor artık. Temposu iyice sıfırlandı, futbolu eski günlerinin uzağında. Sıkıntı şu, bunu kabul etmiyor, bence hala kendisini en iyi olarak görüyor.

Benim kafamda bir senaryo vardı, Selçuk İnan'ın ayrılık sürecinin başladığına dair. Olcay Şahan'ın Beşiktaş'ta ayrılmasına benzer bir süreç. Önce formayı kaybedecek, sonra forma yüzü bulamayacak ve ligin devre arasında kendisi ayrılmak isteyecek, x bir takıma gidecek. Transferleri yaptık, forma şansı azaldı. Şu tabloda forma bulması da zor, zaten ayrılmak istediği konuşuluyordu, bu olacak yani. Menajerinin açıklamalarına pek takılmıyorum.

İstatistikler yalan söylemiyor bu konuda. Pas istatistiği yükselmiş, isabetli pas oranı, pas sayısı gibi. İçeriğine bakıyoruz, kısa pas sayısında bu artış, özellikle geriye oynadıklarında. Savunma istatistikleri çok düşmüş, tempo yerlerde, hücum istatistikleri kayıp. Rakamları paylaşmaya gerek yok, acı gerçekler var. Yazdığım senaryonun gerçek olacağını düşünüyorum, kopan bir bağ var, tutması imkansız..
 

Sportif Cümleler Copyright © 2011 -- Template created by O Pregador -- Powered by Blogger