29 Haziran 2017 Perşembe

Gönül isterdi ki Drogba sonrası bu ülkeye gelmiş olsaydı

Sırada Gomis var, dün itibariyle Türkiye'ye geldi ve önümüzdeki saatlerde imza törenini izleyeceğiz. Belhanda'nın ardından Gomis'i konuşuyoruz, Fırat Demirtaş imzasıyla..


Türkiye'de tutan, iş yapan bir forvet tarzı var. Pek yaşa veya futbolcunun durumuna bakmıyor, kalite yeterli. Gomis belki 32 yaşında geliyor ama çok formda, bu ülkede de önemli iş yapacağını düşünüyorum. Gomis hakkında yorumun nedir?

Fırat Demirtaş: Bir yaş daha büyük olan Vagner Love, geçen yıl Monaco gibi çok iyi pasörlerin olduğu bir takımda 4 gol atabildi. 12 maçta attığı 4 gol çokta kötü sayılmaz ama fizik olarak bitik durumda olduğu için Monaco tarafından gönderildi. Bu bitik Vagner Love, bizim ligde kariyer rekorunu kırarak 23 gol attı ve gol kralı oldu. Vasat stoperlerin olduğu bir lig olunca sadece zeka ile attı bu golleri. Gomis ise 11 senedir hiç 30 maçın altına hiç düşmeden ve fizik olarak çok iyi durumda geliyor. Vagner Love ve Gomis zaten fizikleriyle rakip stoperleri ezen profilde değiller. Düşündüklerini uygulayabilen futbolcular oldukları için yaşları ne olursa olsun üretken olabiliyorlar. Gönül isterdi ki Drogba sonrası bu ülkeye gelmiş olsaydı ama kısmet bu sezonaymış.

Peki bu maliyete girmeye değer mi? Gomis'in Galatasaray geleceğini nasıl görüyorsun, sence doğru plan mı?

Fırat Demirtaş: Avrupa futbolcu piyasası inanılmaz boyutlara ulaştı ve biraz potansiyeli olan genç forvetler 15-20 milyondan aşağı bonservise alınamıyorlar ve bazı isimler de ülkemizi tercih etmiyorlar. Bu durumda bize iki seçenek kalıyor. Ya 18-19 yaşındaki yetenekli isimleri alacağız ya da son sahibi olacağımızı bilsek bile, hemen gelip 1-2 sene katkı verecek isimleri transfer edeceğiz. Galatasaray da ikinci seçeneği benimsiyor. Bu tarz isim olarak ise Fernando Llorente, Fernando Torres ve Gomis vardı. Hangisini transfer edersen et bu paraları vermek zorundaydın.

Belhanda ve Sneijder gibi pasör ve hücumu besleyen iki tane kreatif futbolcunun önünde oynayacağını düşünürsek, Gomis gibi ceza sahasını kaplayan, ayaklarına iyi hükmeden bir forvet 20 golün altına kolay kolay düşmez.

Gomis'i tarif etmek gerekirse hangi özelliklerini ön plana çıkarırsın ve Podolski'yle kıyasla Galatasaray'da yaratacağı fark nasıl olur?

Fırat Demirtaş: Genel bir algı var, herkes Gomis'i kule forvet zannediyor ama Gomis bu sezon kafa ile 4 golü var ve bunların sadece bir tanesini stoperlerin üzerinden kafa ile vurarak attı. Genelde gollerini stoperleri ters ayağı ile oyundan düşürüp, diğer ayağı ile ani vuruşlarla buluyor. Örneğin Podolski çok iyi bir şutördür ama bu sezon attığı şutların yüzde 36'sı kaleyi bulmuş. Gomis'in ise attigi şutların yüzde 60'ı kaleyi buldu ve bu şutların  yüzde 48'i ise gol oldu. Podolski için hiç kimse ikili mücadelelerde zayıf kalıyor dememiştir ama bu sezon girdiği ikili mücadelelerin yüzde 34'ünde başarılı oldu. Gomis ise daha zor bir ligde, ikili mücadelelerde yüzde 41 gibi bir başarı oranı yakaladı. Podolski kanat forvet ve ikinci forvet oynayan bir futbolcu, Gomis ise gezen, dar alanda adam eksiltebilen, net vuruşu olan bir forvet.

Gomis'in oyun karakterini anlatmak gerekirse, güçlü fiziği ve üst düzey çevikliği sayesinde stoperleri bozan, sağa sola deplase olarak oynayan, hücum presi yapan bir futbolcu (Hakan Şükür ve Elmander hücum presinin nirvanasıydı, bununla kıyaslamayın). Pozisyona girme konusunda müthiş sezgileri var ve ceza sahasında pozisyon almayı çok iyi biliyor.

Bir şeyi söylemeden geçemeyeceğim. Adam adama ya da alan savunması yapması gerektiğini kavrayamayan stoperlerimiz olduğu için bu sene çok fazla duran topyan gol yedik (tabi biz stoperlerin boyları ile ilişkilendiriyoruz bu durumu). Önceki yıllarda rakip korner kullanırken Melo / Drogba genelde ön direkte topları karşılardı ve duran toplarda bu kadar gol yemezdik. Marsilya'nın bu sene çok kötü bir savunması vardı ama duran toplarda çok gol yemediler. Bunda Gomis'in de çok büyük bir payı var. İyi bir stoper sezonda 200 civarı savunmadan top çıkartır. Gomis ise sadece duran toplarda 45 tane top çıkartarak çok iyi bir istatistik yakaladı. Bu özelliği ile en azından duran toplarda takım savunmasına yardımı olabilir.


İngiltere günleri çok iyi geçmedi ama Marsilya'da müthiş bir sezonu geride bırakıyor. Karakter noktasında da ön plana çıktı ve takımda kalması istenen isimlerden biriydi. Sorum şu, o karakteri Galatasaray'da da gösterir mi? İnsanların korkusu var, son kontratı olmasından ve büyük kazanacağından ötürü.

Fırat Demirtaş: Gerçekten de Fransa Ligleri haricinde başka ligleri takip eden biri değilim. Bir futbolcu Fransa'dan gittiği an benim bağım kopuyor. Neden başarılı olamadı veya nasıl oynadı hiç fikrim yok ama önemli bir detayı gözden kaçırıyoruz. Saint Etienne ve Lyon ayni bölgenin takımı, aralarında Galatasaray - Fenerbahçe rekabetinden daha büyük bir rekabetleri var. 10 sene önce Lyon'dan ayrılmış olan Anthony Mounier geçtiğimiz Ocak ayında Saint Etinne'ye imza attı. Yüzde 100 katkı verebilecek bir futbolcu olmasına rağmen sırf Lyon'lu diye taraftar ayaklandı ve sözleşmesini 3 gün sonra fesih etmek zorunda kaldılar. 

Lyon - Marsilya rekabetinde ise farklı bir örnek var. Valbuena Marsilaya'dan ayrıldığında 28 numaralı forması müzeye kaldırıldı ve kendisi onurlandırıldı. Valbuena Lyon'a gittiğinde ise taraftar Valbuena'nın maskotunu çarmığa gerdi ve maçtan çok Valbuena'ya sataştılar. 

Gomis ise birbirine düşman üç takımın da formasını giydi ve hepsinde forması için karakter ortaya koydu. Gomis nereye giderse gitsin o forma için her zaman karakterini ortaya koyacaktır..

28 Haziran 2017 Çarşamba

Mario Lemina & Galatasaray, transferin gerçek değerini orta saha gösterir


Gomis'i bugün geldi, Belhanda yarın geliyor, Maicon ise 2-3 gün içinde bekleniyor. Önemli transferler bunlar, kalitenin yükseldiğini düşünüyorum. Ama bu transferlerin gerçek değerini orta saha için atılacak adımlar gösterecek. Galatasaray'ın asıl sorunu bu pozisyonda, tempo ve sertlik kazanmamız gerekiyor.

Neyse ki orta saha için bazı isimleri konuşmaya başladık. Konuşulan isimlerin de hemen hemen hepsi doğru profil, gelmeleri durumunda katkı verecek isimler. Imbula, Asamoah ya da Vainqueur. Şimdi de Lemina'yı konuşuyoruz, Galatasaray'ın onu kiralayabilme ihtimalinden. Imbula için zor diyordum, olmayacak gibi görünüyor zaten. Stoke City bize kiralamak istemiyor ki Nice gibi taliplerin arasından doğaldır. Lemina'yı sorarsanız ise Imbula'dan daha zor bir ihtimali olduğunu düşünüyorum, piyasa ve bulunduğu durum nedeniyle bir tık daha önde.

Lemina'yı Twitter'a yazdığımda gelen soru "Imbula mı Lemina mı" üzerine oldu. Her ikisi de önemli isim, kim gelse yaratacağı fark büyük olacak ama Lemina'yı bir adım önde tuttum. O da Imbula'nın durumu itibariyle. Imbula'nın Premier Lig performansı hayal kırıklığı ama Lemina Juventus'ta her ne kadar istikrarlı şekilde forma bulamasa bile düşüşleri olmadı, Imbula ise sallantıda.

Lemina'nın temposu yüksektir, top kapar, defansif özelliği daha ön plandadır ama oyunun iki tarafını oynar. Imbula'ya kıyasla tekniğini daha ön plana dahi koyabilirim, yaratacağı etki büyük olur. Yaşı 23 aslında, yaşlanan Galatasaray adına önemli bir nefes anlamı taşır. 6 da oynar 8 de, orta sahadaki tempo sorunu adına gerçekleşebilecek en iyi çözümlerden biri. Ama talipleri var, önemli takımlar onun için konuşuluyor ve Lemina'yı kiralayabilmek zor bir adım.

Lemina ve Asamoah hamlelerini bekliyorum mesela. Lemina'yı 6'ya yazıp, Selçuk İnan 8'de oynar, Asamoah ise ilk etapta sol bek düşünülür. Duruma göre Asamoah'ı 8'e çekip, Linnes'i sol beke yazabiliriz. Vainqueur gibi bir isim de keşke gelse ve orta saha rotasyonu bu şekilde oluşsa ama benim beklentim Lemina / Asamoah üzerine. Kötü de bir plan değil ayrıca bu ama Sneijder'in durumunu merakla bekliyorum.

Nice'da en büyük kazanımları, topu paylaştırmayı ve takım oyuncusu olmayı öğrenmesi olmuştu

Bir blog klasiği haline geldiği üzere, yeni transferler noktasında işi bilenlerle görüşmek adetimiz. Fırat Demirtaş ağabeyimiz de bu konuda bizleri hiç kırmadı ve işin ucu Fransa'ya bir şekilde değerse kendisine başvuruyorum. Gomis'i de konuştuk, o da gelecek ama önce Belhanda..


Geçmiş yıllarda Fenerbahçe ile adı çok anılıyordu ama Dinamo Kiev yolunu tutmuştu. Ukrayna günlerinin iyi geçtiğini söyleyemeyiz ama Nice'la fena olmayan bir sezon geçirdi diyebilir miyiz?

Fırat Demirtaş: Ukrayna'da oynadığı iki maçtan birinde skora katkı verse de, senede 20-22 maç oynayan bir futbolcuya dönüştüğü için Ukrayna günleri iyi geçmedi diyebiliriz.

Belhanda bu sezon Ligue 1'de 31 maça çıkıp 27 tanesinde 90 dakika sahada kaldı. 3 sezon boyunca süreklilik sağlayamayan bir futbolcu için çok iyi diyebilirim. Skora olarak ise 3 gol 7 asisti var. Nice'ın 15 farklı futbolcuyla 63 gol attığını göz önüne alırsak skor noktasında sınıfı geçmişe benziyor.

Favre, Belhanda'yı transfer ettiğinde versatil oluşuna vurgu yapmıştı ve onu 3 farklı pozisyonda oynattı. Belhanda'nın en büyük kazanımı ise skor odaklı bir takımda eskiye nazaran topu daha çok paylaşarak ve yardımlaşarak oynamak oldu.

Asıl pozisyonu forvetin arkası ama kanatlarda da değerlendirilebilecek bir isim. Hücum jokeri gibi ve Tudor'un taktik esnekliğinden kaynaklı bu tarz isimleri sevdiğini düşünüyorum. Sence Galatasaray'da etkisi ne olur, Tudor'un ondan kaynaklı beklentisi ne olabilir?

Fırat Demirtaş: Belhanda bu sezon sol kanat, 10 numara ve 9.5 gibi oynadı. Galatasaray'ın en büyük sorunlarından biri top taşıyan futbolcu sayısının az olması. En çok top taşıyan, alan kat eden futbolcumuz olan Bruma'nın da satıldığını düşünürsek. Belhanda'da buna benzer özelliklerin bulunmasından dolayı şartların zorlandığını ve bu rakamlara çıkıldığını düşünüyorum. Şu an  mevcut kadroya bakarsak sol kanatta oynaması daha muhtemel görünüyor. Sol kanat oynadığında topu taşımamızda bir sorun teşkil etmez ama Belhanda hareketli topları çok iyi ortalayan bir futbolcu değil. Yaptığı asistlere bakarsak stoperlerin arasına bıraktığı toplar. Bu noktada Gomis'in transferi kıymetli, çünkü hareketli ve topu önüne isteyen bir forvet. Eren Derdiyok tarzı bir isimle zorlanacağını düşünüyorum, özellikle sol tarafta oynadığında.

Galatasaray'a transferine nasıl bakıyorsun, sence ihtiyaç duyulan bir futbolcu mu ve Belhanda'yı genel olarak beğenir misin?

Fırat Demirtaş: Laurent Blanc, Éric Cantona, Carlos Valderrama gibi bir kaç isimden dolayı Montpellier'e sempati duyuyordum. Bu sempati sayende Belhanda, Cabelle ve Mbiwa'nin olduğu yaş grubunu çok erken keşfettim. Belhanda o grubun en yeteneklisi olduğu için onu farklı bir yere koyuyorum. Blogumun kenar sekmesinde futbolcu fotoğrafları vardı. Lemar, Tolisso, Maximin, Sanson gibi bir birkaç futbolcu ve Belhanda da bu isimlerden biri.

2011'de kendimce Belhanda hakkında bir şeyler yazmıştım. Belhanda üçüncü bölgeye etkin paslar atan, alan kat eden, top süren, adam eksiltme özelliği olan, öz güvenli (bazen şımarıklığa vuruyor), hızlı karar veren bir futbolcu Bu tarz bir ismi de beğenmemek olmaz. Maddi durumu ortadayken bu kadar bonservis verir miydim dersek, herhalde zor verdirdim. Tereddütlerim futbolculuğundan değil, iş ahlakıyla alakalı. Otoritenin olmadığı yerde sapmaya çok müsait.

Belhanda'nın bazı farklı özellikleri var, Galatasaray'ın aradığı tarzda. Dripling özelliği mesela, böyle bir hücumcu arıyoruz. Sneijder'de bu yok mesela, daha farklı bir profil. Belhanda / Sneijder bir arada olur mu yoksa olası Sneijder ayrılığı için ne düşünürsün?

Fırat Demirtaş: Selçuk ve Nigel de Jong gibi yavaş, ikili mücadele girmeyen futboların önünde Belhanda ve Sneijder olmaz, bu isimler de mücadele noktasında sorunlu futbolcular. Orta alanda Imbula ve Vainqueur gibi taktik disiplin, oyun bilgisi, alan bilgisi olan bir ikilin varsa, Belhanda ve Sneijder'in yanına isterseler Ben Arfa'yı dahi koyabilirler. Önemli olan birbirini tamamlayan bir futbolcu topluluğunun olması. 

Belhanda bu sezon 11 kez 10 numara olarak oynadı ve yaptığı asistlerin 5 tanesi 10 numara oynadığı maçlarda. Kanat oynayan bir Belhanda'ya ben bu kadar para vermezdim. Kanat oynayan bir futbolcunun sürat ve çevikliğinin olması daha gereklidir. Belhanda transferinin daha değerli olması için Sneijder'in ayrılması gerekir.

Birbirine düşman 3 takımda forma giyip, o 3 takım formasıyla sahaya koyduğu karakter


Gomis'le alakalı son bir şeyler daha yazalım. Opta paylaşmış bu istatistiği, 2000 yılından bu yana Ligue 1'de en fazla gol atan 2. futbolcu Gomis. İlk sırada 141 gol ile Pauleta var, 2. sırada ise 122 golle Gomis. Arada Swensea dönemi olmasaydı mutlaka ilk sırada yer alırdı ve 2006 - 2007 sezonu sonrasında en çok gol atan isim Gomis. Sıralama ise şöyle;

Pauleta 141 
Gomis 122 
Ibrahimovic 113 
Gignac 102 
Niang 100 
Lacazette 100


Bir detay daha var, onu da Fırat Demirtaş paylaştı. Birbirine düşman 3 takımda forma giyip, o 3 takım formasıyla sahaya karakter koyan bir isim kendisi. Saint Etienne formasıyla tanıdık onu, devamında Lyon'a geçti, son olarak Marsilya formasını giydi. Birbirine düşman 3 takım ama Gomis bu 3 takımda da sahaya büyük karakter koydu, taraftarın sevgilisi halini aldı. Galatasaray'da da beklentim bu, taraftarın seveceği bir isim ki o frekansı yakalamamız durumunda yaratacağı etki çok daha büyük olacak..

27 Haziran 2017 Salı

Bafetimbi Gomis / Younès Belhanda Galatasaray'da


Bruma'nın Leipzig'e transferinin açıklanmasının ardından hareketlilik başladı. Yapılacak transferler Bruma'dan gelen paraya endeksli değil ama oradan gelen 12.5 milyon avro'luk bir nakit var, bu da akışı sağlıyor. Gomis ve Belhanda'yı transfer etmek için Bruma'dan gelen tüm parayı verdik gibi yorumlar hatalı. Bir teminat göstermek zorundayız ve banka teminatları kabul görmüyor artık, sıcak para lazım. Bu transferleri de peşin parayla yapmıyoruz, Bruma'nın bonservisini teminat olarak düşünün.

Daha önce detaylandırdım aslında bu transferleri. Kısa geçip, geçmiş yazıların linkini bırakacağım. Kap açıklaması gelmediği için rakamları da detaylı olarak bilmiyoruz ama Belhanda için 7 - 7.5 milyon avro'luk bir bonservis var. Gomis için de 3 milyon avro civarında bir rakam konuşuluyordu. Büyük paralar bunlar, transferlerin gecikme nedeni de hem Bruma'nın beklenmesi, hem rakamların büyük olması. Bu paralar doğru mu, yanlış mı konusu başka bir tartışma konusu ama Belhanda için ödenen rakam bir hayli çılgın, söylemek gerekiyor.

Gomis'i çok beklediğimi biliyorsunuz. büyük fark yaratacağına inanıyorum. Bu ülkede iş yapan forvet tarzı belli, ısrarla altını çiziyorum. Yaşa veya futbolcunun ne durumda olduğuna bakmıyor, istisnasız şekilde iyi iş çıkarıyorlar ve düşüş yaşayan isimler ayaklanıyor. Gomis formda geliyor, Marsilya'da müthiş bir sezon geçirdi, karakter gösterdiği bir sezondu. Marsilya tutmak istedi ama onların önceliği başka, Gomis için şartları zorlamadılar. Galatasaray'a transferi bu anlamda zor olabilirdi ama bizim seviyemize çıkan bir takım olmadı. 

Eren Derdiyok'a göre bir oyun tarzımız yok, Podolski ise mücadeleden çok uzakta bir futbol oynadı. Tudor daha hareketli, güçlü ve atlet bir forvet istiyordu. Gomis bu noktada üst profil bir isim, başarılı olacağını düşünüyorum. Son sezonlarında 30 maçın altına düştüğünü görmedim, bu noktada istikrarlı. Güçlü bir isim, hareketli, pozisyon beklemekten ziyade kendi ekmeğini taştan çıkarabilir dediğim bir isim ve mücadelenin içinde. Karakter itibariyle de Galatasaray'a çok yakışacaktır.

Belhanda'yı ise görmek lazım, Tudor ne düşünüyor bilmiyorum. Maliyeti bir hayli fazla, transferi için de çok ısrar edildi. Hücum jokeri diye nitelendirebileceğim bir isim, forvetin arkasında veya her iki kanatta da kullanabilirsiniz. O da iyi bir sezonu geride bıraktı, Nice'la iyi bir iş çıkardı ve Nice onun opsiyonunu kullanmak istedi ama Dinamo Kiev'le anlaşamadılar. Daha çok sol çizgide oynadı bu sezon, pas ve gol istatistiklerine bakıp "iyi sezon geçirmedi" diyenler oluyor ama bu rakamlar aldatıcı. Arda Turan'ın da Atletico Madrid'de benzer rakamları vardı ama sistem içinde bir rolü vardı ki iyi iş çıkarmıştı.

Dripling özelliği olan bir merkez oyuncumuz yoktu mesela, Belhanda sırf bu özelliğiyle bile mutlaka takım içinde fark yaratacak. Tek başına maç alabilecek bir yetenek, bu anlamda heyecanlıyım. Sneijder durumuna bakmak lazım, gidecek mi kalacak mı. Kalacak gibi görünüyor, bu durumda 3-4-2-1 üzerinde daha çok duruyorum, Gomis'in arkasında Sneijder ve Belhanda'nın oynayacağı. Ama Belhanda'nın değeri taktik esneklik konusunda kıymetli olacak..

Daha detaylı okumak isteyenler için ise, Gomis hakkında;
http://sportifcumleler.blogspot.com.tr/2017/05/bafetimbi-gomis-galatasaray-keske-arada.html
http://sportifcumleler.blogspot.com.tr/2017/05/gomisin-forma-istikrar-tartslyor-ya.html

Belhanda hakkında; 
http://sportifcumleler.blogspot.com.tr/2017/06/younes-belhanda-galatasaray-tudorun.html
http://sportifcumleler.blogspot.com.tr/2017/06/tudorun-belhanda-istegi-biraz-da-bu.html

Hatem Ben Arfa & Galatasaray, forma / kombine sattıracak futbolcu


Ben Arfa söz konusu olduğunda yakın geçmişe inmek lazım. Newcastle United sonrasında takımsız kaldığı bir dönem var, yarım sezon oynamadığı. O dönem Nice'a imza atmıştı ama aynı sezonda içinde 3 kulüpte oynayamayacağı için transferi kesinlik kazanmamıştı. Yaz dönemi serbest statüdeydi ama öyle bakılıyordu ki Ben Arfa'ya kimse istemedi. Galatasaray'la alakalı da konuşulmuştu, üzerine kimse konuşmadı bile.

2015 - 2016 yaz döneminden bahsediyorum, hatırlayın Nice ile bir hazırlık maçı yapmıştık ve 4-0 kaybettik. Ben Arfa müthiş işler yapmıştı o gün, tüm fizik dezavantajına rağmen. Kilo almıştı, fizik noktasında kötü durumdaydı ama toparladı, o sezon Nice formasıyla müthiş performans gösterdi. Kendi kalitesi adına komik bir rakam alıyordu üstelik, yani kaçan büyük bir fırsat hamlesiydi. 1 sezonluk sözleşme yapmıştı, öyle bir sezon geçirdi ki sezon sonunda yolunu PSG'e kırdı. Barcelona gibi takımlarla dahi ismi geçmişti.

PSG'de işler istediği gibi gitmedi, onun adına hayal kırıklıklarıyla dolu bir sezon. Ayrılığı da kesin gibi bir şey ama nereye gideceğini merakla bekliyorum. Nice olabilir mesela, Belhanda'nın ayrılığı sonrasında Ben Arfa onlar adına önemli bir isim. Nantes'in adı geçti ama onların da başkanı Ben Arfa'nın Türkiye'ye geleceğini söylemiş mesela, adam resmen transfer duyumu veriyor. Fenerbahçe denildi, Beşiktaş'ı anan oldu, e tabi Galatasaray da bu haberlerden geri kalmadı.

Belhanda olmasaydı Ben Arfa olacaktı haberlerine inanmam, Ben Arfa'nın alternatifi Belhanda olabilir çünkü. İkisi de 10 numara ama özellik anlamında benzerler, bir nokta haricinde. Belhanda sol tarafta oynayabilir ama Ben Arfa'yı sağ kanatta oynattığınızda en az 10 numara verdiği katkıyı verir. Gerçek pozisyonlarından biri çünkü. 

Belhanda acaba Sneijder yerine mi geldi diye düşünüyoruz, bir de üzerine Ben Arfa'yı mı düşüneceğiz. Belhanda sol tarafta, Ben Arfa sağ tarafta oynar ama saha içinde üç 10 numara olur bu. Sneijder ayrılırsa ise Belhanda / Ben Arfa ikilisinin bir arada daha iyi olabileceğini düşünüyorum, her ikisinin de kanat özelliği olduğu için. Hareketli oyuncular, dripling özellikleri olan. 4-3-3 oynarsınız mesela, her ikisini kanata atıp, bir örnek.

Ben Arfa'yı çok fazla anlatmaya gerek yok, büyük futbolcu. Maliyeti de kalitesine oranla büyük olur ama kalitesiyle bu ligin tozunu atacağı kesin. Çalışmıyor, tembel, bazı zamanlar sorun yaşayabiliyor ama inandığında, oynadığı takımı sahiplendiğinde yaptığı işler büyük, Nice'ı getirdiği nokta gibi. Büyük bir futbol aklı, tekniği, dripling özelliği, kendine has yetenekleri olan. Tek başına maç alan adamlardan işte, Ben Arfa çok büyük futbolcu. Taraftar açısından yaratacağı etki büyük olur, forma / kombine sattıracak adamlardan.. 

Ayrılıkları konuşuyoruz, Galatasaray sıfırlanırken


Basketbolda ayrılıklar birer birer açıklanıyor, sıfırlanmak zorunda kalan bir Galatasaray olacak. 4 milyon avro'luk bir bütçenin varlığından söz ediliyor ve coach Erman Kunter. Yaşananlardan ve adı geçen isimlerden kaynaklı çok hayırlı bir sezon olmayacağını düşünüyorum, umarım yanılırım. 

Konu bütçe de değil aslında, bu paraya büyük işler yapan takımlar oldu ama sıkıntı şu ki zihniyet sağlıksız. Ayrılığını açıklayan bazı yabancılar var, Daye ve Tyus gibi, Diebler ise Beşiktaş'la imzaladı bile. Buna ek yabancılar gelmeye devam eder, kalabileceğini düşündüğüm tek yabancı Micov. 

Ayrılıkları kısa kısa konuşalım, Daye birkaç saat önce açıkladı ayrılığını. Aldığı rakam / verdiği katkı konusunda ahkam kesemem ama gördüğümü yazayım. Sakatlığından söz ediyordu ama çalışmayı çok sevmeyen bir isim olduğu da kesindi. Bazı anlar var ki takımı skor olarak ayakta tuttu ya da maç içinde geri döndürmeyi başardı. Patlayıcı özelliği yüksekti ama savunmayla da pek alakası yoktu. İstikrar sorunu yaşadı, belki onu anlayan bir coach'la çok daha iyisi olabilirdi.

Diebler için kesin bunu yazabilirim, onu anlayan bir coach'la çok daha fazlası olurdu. Sezona öyle girdik ki Diebler gibi bir şutörün üzerine çizdiğimiz bir tane set yoktu. Kötü başladı ama devamını iyi getirmeye başlamıştı. Euroleague'de müthiş bir 3'lük yüzdesi yakaladı, bence iyi de katkı veriyordu ama tam manasıyla kullanamadık, hakkı verilemedi. Takıma oranla savunuyordu da ayrıca, savunma üzerinden de anlamsız eleştirildi. Şimdi Ufuk Sarıca'nın yanına gidiyor, gerçek Diebler'ı görmek mümkün.

Tyus ise tam anlamıyla hayal kırıklığı. Anadolu Efes'ten Galatasaray'a gelen isimler genelde katkılı olurlar, Lasme gibi. Lasme müthiş bir sezon geçirmişti ve tek sezonda Galatasaray efsaneleri arasına geçmişti belki de. Tyus da Lasme sonrası büyük beklentiyle geldi ama o beklenti altında ezildi. Savunma noktasında öne çıkardığımız bir isimdir Tyus ama ne savunma, ne hücum noktasında gerçek beklentinin uzağındaydı. En azından benim gördüğüm.

26 Haziran 2017 Pazartesi

Tarihin en büyük ayıplarından birini Lincoln'e etmiş olabilir miyiz?


Lincoln'den keyif almayanımız yoktur, onu izlemek çok büyük bir zevkti. Galatasaray'da sadece 2 sezon izlemiş olmak ise bizim kaybımız. Onun için genel algı "hayal kırıklığı" yarattığı üzerinedir ama özellikle 2008-2009 sezonu rakamlarına ve Avrupa gidişatına baktığımızda ortaya koyduğu rakamlar öyle böyle değil. Skibbe'nin gitmemiş, Meira'nın da satılmamış olsaydı bir Uefa şampiyonluğu daha mümkündü. Bunu da son derece inanarak yazıyorum.

Lincoln'ün 2007-2008 sezonu ile başlayalım. Hagi'den bu yana gelen bir 10 numara aşkı vardı, bu kapsamda birçok 10 numara geldi gitti ama en çok heyecanı Lincoln yarattı. Transfer olduğu sezonu herkes hatırlar, ben neredeyse aklımı yitiriyordum. Ama o sezon Lincoln için müthiş geçti diyemem, Kalli ile frekansı çok tutmadı, sakatlık dönemi oldu derken beklentiyi tam karşılayamadı ama ligde şampiyonluk geldi. O beklentiyi karşılayamadığı dönemde bile;

Lig: 19 maç 5 gol 5 asist
Uefa Kupası: 6 maç 2 gol 2 asist
Uefa Kupası ön elemesi: 1 maç 1 asist
Türkiye Kupası: 2 maç 1 asist
Toplamda ise 28 maçta 7 gol 9 asist.

34 haftalık ligin 19'unda oynayabildi mesela, çok fazla maça çıktı diyemem. Ama Lincoln'ün diğer sezonunda da maç sayısı yeterli düzeyde görülmüyor. Bunda da neden o dönemin bazı teknik adamlarıyla tutturamadığı frekansı. Rahat olmak, özgür hareket etmek isteyen bir futbolcuydu. Katı disipline, anlamsız egolara maruz kaldı. Oysa rahat olduğunda, özgür bırakıldığında neler yapabileceğini de 2008-2009 sezonunda Skibbe döneminde gösterdi.

2008-2009 sezonu Skibbe dönemi Lincoln için en parlak dönem. Ligde şampiyonluk yarışı vardı, daha önemlisi Uefa Kupası'nda muhteşem bir gidişat. O sezon finalin de İstanbul'da oynanacak olması ayrı bir motivasyon kaynağıydı ki 2000 yılından sonra Galatasaray'ın bu kupaya en şok yaklaştığı dönem. Maalesef ki ligde beklentinin biraz gerisinde olmak Avrupa hedefini de çöpe attırdı, Haldun Üstünel & Bülent Korkmaz darbesiyle kendi ayağımıza sıktık. İşte o darbe neticesinde de Lincoln'ü kaybettik. 2008-2009 rakamlarına bakmak gerekirse;

Lig: 23 maç 8 gol 15 asist (Lincoln ligde asist kralı oldu, Baros ise gol kralı)
Uefa Kupası: 10 maç 1 gol 6 asist
Türkiye Kupası: 3 maç 1 asist
Şampiyonlar Ligi ön elemesinde ve TFF Süper Kupası'nda ise gol veya asisti yok.
Toplamda ise 39 maçta 9 gol 22 asist

Galatasaray'da bu asist sayısına en son kim yaklaştı diye baktım, Selçuk İnan'ın 2011-2012 sezonu 40 maçta 15 asisti var. Onun dışında da bu rakamın yanına bile yaklaşabilen yok. Hatta ligde son 10 yılın asist krallarına baktığımızda da oynadığı maç sayısına oranla en çok asist yapan isim yine Lincoln. Skibbe ile devam edilseydi 20 asisti de geçermiş.


Sneijder'e bakalım bir de, Galatasaray forması giydiği 141 maçta 40 gol 27 asist. Galatasaray'a emeği çok geçti, genel performansı için de asla kötü demem ama Lincoln'ün 2 sezonda ulaştığı rakama baktığımızda da Lincoln'ün hakkını mı yeterince vermedik, kendisine sahip çıkmadık bilemedim. 

Lincoln'ün Galatasaray genel performansı ise, 67 maçta 16 gol 31 asist. Sneijder 141 maçta 27 asist yaparken Lincoln ise 67 maçta 31 asist yapmış. Tabii bunda Baros ve Nonda gibi forvetlerle oynamanın da etkisi olmuştur ama Sneijder'in de Drogba ve Burak Yılmaz gibi isimlerle geçirdiği dönemler var. Sneijder gol, Lincoln ise asist anlamında ön plana çıkmış.

2008-2009 sezonu denildiğinde hemen hemen herkesin aklına Lincoln, Kewell, Arda ve Baros'lu hücum hattı gelir. Galatasaray hücumundan en büyük keyfi aldığım zamanlar bile olabilir, hücum organizasyonu anlamında bu dörtlünün kendi arasında uyumu, paylaşımları. Lincoln'ün idaresinde, Kewell ve Baros gibi bitiricilere Arda Turan gibi bir yeteneği kattığımızda ortaya büyük bir hücum gücü çıkmıştı. Özellikle Ali Sami Yen'de oynanan maçlar ve Uefa Kupası'nda bu kalitenin keyfine ulaştık. Maalesef ki doğru orta saha rotasyonuyla bu hücum desteklenmediği için yapı sağlam olmadı ama Skibbe dönemi Lincoln'ü de asla unutmayacağım.

Bu rakamlara bakarak Lincoln başarısız oldu kim diyebilir? Belki de son yılların en büyük ayıbını Lincoln'e karşı yapmışızdır. Ortada kötü de bir gidişat yokken bu kötü gidişatı o dönemin yönetimi yaratmıştır ki ihalesi de maalesef Lincoln'e bırakıldı. O dönemin gazıyla bizler de bu duruma belki çok ses çıkarmadık ama bugün sağlıklı kafayla da düşününce Lincoln'ü sadece 2 sezon izleyebildiğim için üzülüyorum. Tarihin en iyi 10 numaralarından biri, çok daha iyisi olabilecekken ve tarihe geçmek o kadar da uzak değilken yapılan darbe ve Lincoln'ün aforoz edilişi..

Ve en büyük mesele, orta saha transferi?


Her pozisyonu konuşmaya çalışıyorum, stoper ve kanatlarla başladık. Ama tüm bu yazıların bir ortak noktası var, o da orta saha. Galatasaray'ın mevcut rotasyonunda en zayıf bölge. Bu kalite anlamında da böyle, sayısal noktada da. Selçuk İnan ve Tolga Ciğerci, 3. bir ismi yazamıyorum işte. Donk'u belli ki düşünmüyorlar, Nigel De Jong'un ise bir şansı yok.

Geçen sezona dönelim, tempo dedik durduk. Tolga Ciğerci'yi ön plana çıkaran özellikti mesela bu, müthiş bir temposu vardı ve sezona o başlangıcı çok konuşuldu. Sakatlandığında ise elde kalan tek tempo unsuru da kaybolmuş oldu, devamında geri dönemedi zaten ama Tudor ondan vazgeçemedi. 2. bir alternatifi yoktu çünkü, oysa Galatasaray'ın bu tarzda 2-3 orta sahası daha olmalıydı.

Nigel De Jong tempo ve sertlikten çok uzaklarda. 2. eksiklikte sertlik, Galatasaray orta sahası sert ve agresif değil. Durduramıyoruz rakibi, çok kolay geçiliyoruz. Topa sahip olmak, ölümüne pas yapmak felsefeydi ama öyle bir noktaya geldik ki rakiplerin de tercihi bu oldu zaten. Top rakibe geçtiğinde ise kolay geçildik, karşılayamadık.

Selçuk İnan'i ise yıllardır temposundan kaynaklı eleştiriyoruz. Kendi ekseninde dahi çabuk dönemiyor, seri bir futbolcu olmanın çok uzağında. Kendisini yükseltecek bir orta saha aradı ama Melo'dan bu yana öyle bir isim bulamadı ve büyük düşüş içinde. Sneijder'le aynı anda sahada olması da diğer bir handikaptı, iyice yavaşladı Galatasaray. Tudor'un yeni düzeninde bir şansı olabilir tabii ama güçlü bir orta saha takviyesi gelmediği sürece bunu başaramaz.

Tempo olayı öyle sorundu ki Josue'yi oraya çektiğimizde dahi fark yaratabildiğini gördük. Zor rakipler karşısında ezildi doğal olarak ama daha düşük profil rakipler karşısında temposu fark yarattı. 6 gibi oynadı, bir anda top kapma canavarına döndü. Bu büyük bir değişimdir, Josue'nin Tudor dönemi sonrası geldiği nokta değerliydi ve keşke takımda kalsaydı.

Ben Galatasaray'ın en az 3 orta saha takviyesine ihtiyaç duyduğunu düşünüyorum. Sağlam bir 6 numara gerekliliği zaten var, tempolu ve sert bir isim. Bir de Selçuk İnan'la rekabet edecek, hatta onun önüne geçebilecek, oyunun iki yönünü oynayan bir 8 numara. 3. alternatif ise 10 numara özelliği olan bir orta saha, Josue'nin yaptıklarını yapabilecek. Belhanda'yı ise zaman içinde 8 numara gibi görebilir miyiz bilmem, o vakit orta saha bir alternatif daha kazanmış olur.

Beklenen orta saha hamlesi gelmediği sürece hücum için konuştuklarımız da boş olacak. Sneijder ve Belhanda'yı aynı anda saha içinde taşımak zor. Savunma noktasında ise Dünya'nın en iyi stoperini alsak dahi sorun yaşarız, beklenen orta sahayı alamadığımız takdirde. Ama bizler orta saha dışında her pozisyonu konuşuyoruz ve ilk gerçekleşen hamleler ise bu pozisyona yönelik olmadı..

Östersunds maçına doğru


Transfere odaklıyız tabi ki, gündem fazlasıyla bununla meşgul. Her ne kadar resmi bir açıklama gelmemiş olsa da bu konuda atılan bazı adımlar var, hepimizin bildiği. Gomis, Belhanda ve Maicon diyoruz işte, kampta bu üç ismi görecek gibiyiz. 

Araya 4. bir isim katılır mı bilmiyorum ama bazı öncelikler var. Orta saha ve sağ bek gibi, ilk ön eleme maçında oynaması gereken transferler. Birçok transfer lazım, sol bek, 2. bir orta saha ya da kanat gibi ama bu hamleler Temmuz ayı içine de bırakılabilir. Burada acil nokta ilk ön eleme maçı, rakibi hafife almamalıyız ama Galatasaray adına belli gerçekler de var. Bu hamleler olmadan da o turu rahatlıkla geçebiliriz, en azından geçmemiz gerekiyor.

Belhanda bu işin lüks kısmı aslında, öncelikle gerçekleşmesi gereken futbolcular arasına onu eklemezdim. Tabi bazı noktalarda ihtimal yaratıldığı an gerçekleştiriyorsunuz, Belhanda da öyle olmalı. Belhanda mutlaka katkılı olacak, Sneijder'le birlikte de oynar ama ilk ön eleme maçında Sneijder'in varlığında Belhanda öncelik değildi, anlatmak istediğim o. Neyse artık, gerçekleşti bu transfer, biz de olan üzerine konuşalım.

İlk ön eleme maçı için şöyle bir fantezi kadro oluşturdum;

Muslera
Corchia Serdar Maicon Linnes
Vainqueur Selçuk
Sinan Sneijder Belhanda
Gomis

Bu gayet iyi bir kadrodur, eksikleri olmasına rağmen. Ön eleme turlarında ise sizi rahatlıkla taşır. Sol bek, sağ kanat, 2. bir orta saha gibi hamlelere ihtiyaç duyar ama en azından acil noktada işinizi görür. Linnes sezonu iyi bitirmişti mesela, Sinan Gümüş de aynı şekilde. Tolga Ciğerci soruları gelebilir ama Selçuk İnan'ın oynayacağını düşünüyorum. Vainqueur'un ise sertliğine ihtiyaç var, böyle bir transferin acil gerçekleşmesi gerektiğini düşünüyorum. Orta sahada herhangi bir alternatifte kalmadı çünkü, belli ki Donk'u falan düşünmeyeceğiz.

25 Haziran 2017 Pazar

Sébastien Corchia & Galatasaray, tam bir tempo ve denge beki


Burada Juanfran ve Tete'yi yazdım ama Galatasaray'la adı geçen sağ bekler arasında en iyisi Corchia. Bu cümleyi çok kuruyorum aslında, gündem sürekli değişiyor çünkü. Farklı isimler konuşabiliyoruz ve bu da iyi bir şey. Doğru alternatifler bunlar, umarım devamı gelir.

Adı geçen futbolcuların geneli de sözleşmelerinin bitmesine 1 yıl kalmış isimler. Bu da önemli, maliyeti kırmak noktasında. Corchia maliyetli bir transfer olabilirdi ama bu sayede 4-5 milyon avro'ya bitebilecek bir iş gibi görünüyor. Lille formasıyla geçen sezon çıktığı 42 maç var, yaşı 26. Böyle bir transferin geri dönüşü olabileceğine de inanıyorum. Bu tarzda isimler de gerekiyor, sürekli 30 yaş dolaylarında isimlerle anılıyoruz.

Sağ bek konusu Galatasaray'da bitmeyen çile. Eboue'den bu yana yaşıyoruz sıkıntıyı, çok isim gördük, anlamsız paralar harcadık ama o ihtiyacı yaşamaya devam ettik. Adı geçen isimlere bakarsak, Tete genç, geleceği olan ve savunma özelliğiyle daha ön plana çıkan bir futbolcu. Stoper özelliği de var, atlet bir adam. Juanfran ise hücum özelliğiyle ön plana çıkar, savunma zaafları vardır ama iyi bir hücum etkisi yaratır. Corchia ise dengeli, hücum / savunma noktasında.

Tarz olarak benzetelim, Gökhan Gönül örneği verilir burada. Tempoludur, teknik özelliği yüksektir, hücum / savunma dengesi iyidir ve bir bek oyuncusunda arayacağınız birçok özelliği bünyesinde bulundurur. Şöyle diyeyim, Eboue'den bu yana ilk kez doğru bir sağ bek oyuncusu kazanmış oluruz. Temposu, tekniği, özellikle dengesi çok kıymetli. Bu tarz dengeli bir bekimiz yok, mevcut bekler bazı özellikleri ile ön plana çıktı ama onlarda dahi iyi durumda değildi.

4-5 milyon avro gibi bir rakama bitirebilir, adı geçen sağ bekler arasında en iyi isim olduğunu düşünüyorum. Sağ / sol bekler almamız gerekiyor ama sağ bekin önceliği yüksek. Sol bek olayını Temmuz / Ağustos aylarına sarkıtabiliriz, ön elemelerde Linnes / Carole rotasyonu yeterli olabilir ama sağ bekte oynatabileceğimiz tek isim Linnes, başka bir alternatif yok. Önceliği olan transferler diyoruz, sağ bek ilk sıralarda yer alır ve Corchia derde deva olur..

24 Haziran 2017 Cumartesi

Bizim çocuk Bruma, yükselmeye devam etsin


Bruma yükseliyor, yükselmeye de devam edecek. 19-20 yaşında bunu yapmasını bekliyorduk ama 22 yaşında başladı ve istikrarlı olarak forma giydiği ilk sezonu geride bıraktı. Bruma hakkında çok yazdım / çizdim, tekrara düşmek istemiyorum ama bu konuda doğan yanlış bir algı var. Bruma'nın ilerleyen dönemde yapacağı iyi işlerin ardından bu satıştan mutsuzluk duyulacak. Oysa bu hata.

Mevcut şartları konuşmak lazım, mesele bu. Bu mevcut şartları yaratan da mevcut yönetimdir, altını çizmek lazım ama olan oldu, zaman geri alınamıyor. Real Sociedad'a kiralarken sözleşmesini uzatmak gerekirdi, bugün Volkan Pala'yı dahi kiralarken sözleşmesini uzatıyorsun. Üstüne bir de 7.5 milyon avro'luk opsiyon koymuştuk, düşünsenize Sociedad'ın bunu kullandığını. Direkten dönmüşüz resmen.

Bruma için o dönemde de çok uğraştım, Galatasaray'a döndüğünde de. En azından yazıyorum, elimden gelen bu. Riekerink'e teşekkür ederim, takımda tuttu, gönderilmesine engel oldu ve ısrar etti onda. Bruma'yı kazanan kendisi. Bruma istikrarlı bir sezonu geride bıraktı, tek başına takımı taşıdığı noktalar da oldu ve piyasası parladı işte. Sözleşme uzatmadı ama, uzatmadığı sürece de ipler onun elinde oluyor, yapacak bir şey yok.

Bruma'yı satmak dışında bir çareniz kalmadı ki bence iyi bir rakama bıraktık. 12.5 milyon avro'luk peşin bir rakam + bonuslar. Daha fazlası olmuyor, hem sözleşmesinin bitiyor olması, hem de istikrarlı olarak ilk sezonunu yaşamasının ardından. İnsanlar 20 milyon'ları hayal etti ama gerçekler işte.

U21 Futbol Şampiyonası'nın ardından Bruma piyasasını daha da parlatmış olacak, Galatasaray'da yakaladığı formu yükselterek devam ettirdiğini görüyoruz. Gol kimliğini kazandı, boş geçmiyor ve etkisi büyük. Ama Bruma'yı U21 Futbol Şampiyonası'nın ardından satıyor olsak alabileceğimiz rakam bundan iyi olmayacaktı, altını tekrar çiziyorum. Leipzig'in teklifi gayet iyiydi, ben bu satıştan ötürü memnunum. Şu olurdu, sonraki satıştan pay eklenebilirdi, rakam biraz daha düşürülerek. Bu daha kazançlı bir hareket olurdu belki de, sadece bunu eleştirebilirim.

Bizim çocuk Bruma, yükselmeye devam etsin. Ben gururla izlerim kendisini, geçmişte Galatasaray'dan yolu geçmişti derim. Daha iyisi olabilirdi elbette, şartlar daha sağlıklı gelişebilirdi. Fatih Terim gitmemiş olsa, o sakatlığı yaşamasa diye başlayan bir süreç. Prandelli / Hamzaoğlu dönemi zaten kayıp, Sociedad dönemi de müthiş geçmedi ama en azından potansiyelini hatırladı. Elimizde Bruma'yla alakalı tek bir sezon var, büyük keyif aldığım..

20 milyon avro'luk transfer bütçesi konusu, içeriğini bilen kimse yok


Soru / cevap yapıyorum bazı günler, çok sorulan sorulardan biri. 20 milyon avro'luk bir transfer bütçesinden bahsediliyor ama bu paranın içeriğini kimse bilmiyor. Üzerine ancak mantık kurabilirim, cevabı bende de yok çünkü. 

Gomis, Belhanda ve Maicon transferlerinin bittiği söyleniyor, bunun üzerinden düşünelim. Maicon için rakam 7 + 1 milyon avro, Belhanda için 8 milyon avro, Gomis için ise 2.5 - 3 milyon avro arası. En iyi ihtimalle toplamda 18 milyon avro demek bu, yani transfer bütçesi bitti. Oysa Galatasaray için birçok pozisyonun transfere ihtiyaç duyduğundan bahsediyoruz.

Futbol aklı olan, çalışan ve iyi düşünen bir takım için 20 milyon avro'ya neredeyse sıfırdan kadro kurulur, o işin başka noktası. Biz ise sadece Belhanda ve Maicon için 15 milyon avro'yu gözden çıkarıyoruz. Burada eleştirilmesi gereken şu, Belhanda ve Maicon bu paraları eder mi sorusundan öte neden illa bu isimler? Belhanda ve Maicon gibi adamların ederi bu, transfer edersen böyle rakamları ödersin. Katkı da verecekler, bundan eminim.

20 milyon avro konusuna geri dönelim. Bruma ve Podolski'den kazanılan bonservisler buna dahil mi mesela, bu en önemli sorun. Gözden çıkardığımız rakamlara bakarsak bu 20 milyon avro'ya dahil değil bu paralar. 20 milyon avro + Bruma'nın bonservisi gibi düşünmek lazım. Bruma'dan peşin bir para kazandık, peşinat noktasında sıcak para önemli. Transfer hareketliliğini biraz da bu başlattı.

Bir ihtimal daha var. FM oynayanlar bilir, taksit olayı arttıkça peşin olarak kasadan çıkan para azalır. Bu sayede Belhanda'ya giden parayı ilk etapta 8 milyon avro gibi düşünmemiş oluruz. 18 taksit olduğu söyleniyordu Belhanda için, işin uzama nedeni de bu ödeme planıydı. 

20 milyon avro büyük para, aklı olan, kullanmayı bilen için tabi. İşin içine Bruma'dan gelen parayı da eklersek çok çılgın bir rakam ortaya çıkar. İddialı isimlerle görüşüyoruz zaten, ismi geçen isimler hep böyle. Bekleyip görelim, neler olacağını merak ediyorum..

Geçen sezon öyle isimler bu kapıdan döndü ki


Bugün orta saha arıyoruz, Galatasaray'ın en büyük meselesi olmak üzere. Imbula dedik, yüksek profil bir isimdi ama gerçekleşmesi zordu. Olmayacak gibi görünüyor zaten. Vainqueur'u yeni yeni konuşur olduk, Çok iyi adım olur, orta sahada aradığımız sertliği, agresifliği ve atletizmi kazanmış oluruz. Tabi bir hamle yetmeyecek, orası kesin.

Geçen sezonu hatırlıyorum tabi, ilk etapta scout vari işler konuşurduk. Genç, maddi anlamda geri dönüş sağlayabilecek, maddi anlamda uygun adımlar. Çok heyecanlanmıştım o harekat sonrası ama adı geçen hiçbir isim gelmedi, Serdar Aziz'le başladık, Nigel De Jong'la bitirdik o dönemi. Özellikle imza atan her yerlinin kapıyı 2 milyon avro'dan açtığı günler.

Tolga Ciğerci'yi eleştirmiyorum, aksine mevcut kadroda beğendiğim bir isim. Tudor'la geçireceği bu yaz döneminin ardından da çıkış yakalayacağını, geçen sezona başladığı hale döneceğine inanıyorum. Geldiği gün maddiyatını eleştirdik, aldığı ücreti de fazla buluyorum ama olan oldu. Tabi Tolga Ciğerci'den önce konuştuğumuz bir Thomas Delaney ismi vardı.

Bir liste yapsam, transferi gerçekleşmediği için üzüldüğüm isimler gibisinden. Delaney'i o listenin ilk sıralarına yazmam mümkün olur. Bu adamı transfer etmemeyi aklım almadı, 3-4 milyon avro'ya çıkmadık. Yıllık alacağı ücret ise 1.5 milyon avro civarı olacaktı, böyle istikrarlı ve iyi futbolcu için öyle makul bir rakamdı ki. 24 yaşındaydı o dönem, geri dönüşü de olacaktı, orta sahada tüm sorunu da tek başına çözecekti.

Lider özellikli bir futbolcuydu, oyunun iki yönünü oynardı, sertlik / agresiflik katmasının yanında hücumda adına da temiz bir katkısı olurdu. Sözleşmesi 1 yıl sonra biteceği için uygun rakamları konuşuyor olacaktık, Werder Bremen bu yolla 2 milyon avro'ya aldı onu. Yarım sezon geçirdi ama takımın en iyisi seçildi. 13 maçta 4 gol 1 asisti var, bugün onun için konuşulan bonservis ise 13-14 milyon avro'lar.

Bugün orta saha arıyoruz işte, Delaney gelmiş olsa bahsi geçmeyecekti oysa. Ya da Nigel De Jong gibi bir işe hiç girmeyecektik, çok büyük kazanç olacaktı. Doğru isimleri buluyoruz aslında ama bu doğrulardan neden bu kadar kolay vazgeçtiğimizi bilmiyorum. Sadece o da değil, Dembele'den başlamak üzere öyle isimler bu kapıdan döndü ki geçen sezon..

23 Haziran 2017 Cuma

Mario Pasalic & Galatasaray, orta saha hamlelerini yavaştan konuşmak gerekiyor


Gündeme gelen futbolcularla alakalı sürekli yazdığım gibi, önce orta saha. Galatasaray orta saha için transfer yapmadığı sürece konuşacağımız Gomis, Belhanda veya Maicon gibi isimlerin anlamı yok. Bir yandan da genç adımlar atmalı tabii, yaş ortalaması yüksek ve konuştuğumuz futbolcuların yaş aralığı 30 dolaylarında. Bu noktada Mario Pasalic isminin Galatasaray'la anılması güzel.

Pasalic Chelsea'nin futbolcusu, 22 yaşında. Chelsea'nin klasik yatırımlarından, potansiyel ismi alıp, onu kiralayarak gözlemlemek. Hiç kullanmadıkları isimlerden dahi bu yolla önemli kazançler elde edebiliyorlar. Pasalic'i de yıllar içinde çeşitli takımlara kiraladılar, en son Milan forması giydi. 27 maça çıktı ve 5 golü var, fena olmayan bir sezon geçirdi. Milan değişiyor ama Pasalic'i transfer etmeyecek gibi görünüyorlar. Chelsea'yle de sözleşmesinin bitmesine 1 sezon kaldı, bu da Pasalic ihtimalini olası kılıyor.

Daha kiralanmak istemiyordu, bunu biliyorum. Şu olabilir, uygun bir rakama transfer edilebilir, Chelsea'nin geri satın alma opsiyonuyla birlikte. Mantıklı da bir adımdır, en kötü ihtimalde dahi zarar etmezsiniz. Kucka / Pasalic gibi bir harekat olabilir mi mesela, bunu düşünüyorum. Imbula görünen o ki zor bir adım, bunu düşünerek beklemeye gerek yok. Ayrıca Galatasaray orta sahasının en az 3 isme ihtiyaç duyduğunu düşünenlerdenim, biri 10 numara özelliği de barındırmalı. O isim Pasalic olabilir.

Klasik bir 8 aslında, oyun görüşü yüksek olan, yaratıcı bir futbolcu. Bünyesinde her özellikten az çok bir şeyler barındırıyor aslında, pas, top kapma ya da şut gibi. Potansiyelini henüz gerçek anlamıyla yansıttığını da söyleyemeyiz. Milan onun adına zirve noktasıydı ama müthiş bir sezon geçirdi diyemeyiz, fena değildi yine de. Çok hızlı bir isim değil ama Tudor'un temposuna ayak uydurabilir, orta saha adına kıymetli bir alternatif olur.

Bu tarz hamlelere hayır denilemez, zarar etme şansınız yok çünkü. 3.5 - 4 milyon avro gibi bir bonservis bedeline de alabilirsiniz, Chelsea de mutlaka geri satın alma opsiyonunu ekler. Biraz da gençleşmek lazım, hareket kazanmak, tempoyu sağlamak. Pasalic'i 8 numara için düşünürüz, 10 için de alternatif olur. Orta saha için yapılacak hamleleri yavaştan konuşmak gerekiyor, Galatasaray'ın en sorunlu bölgesi..

Galatasaray'ın özkaynağı #4; Abdussamed Karnuçu


U17 Avrupa Futbol Şampiyonası'nın ön plana çıkan isimlerinden biri de Abdussamed Karnuçu'ydu ve Tudor'un da onun özelinde planları olduğu konuşuluyor. Potansiyeli için ne düşünüyorsun?

Gökay Akpınar: Abdussamed 2000 jenerasyonu kadrosuna 2012 yılı Türkiye Şampiyonası’nda Sivas Demirspor forması giyerken beğenilip katılmış bir oyuncu. Transferi sonrası gerek Galatasaray da gerekse de Milli takım forması altında değişilmez isimlerden biri oldu diyebiliriz. U17 Avrupa Şampiyonası Finalleri ve elemelerinde bir çok kişi tarafından stoper olarak izlenip tanınsa da asıl pozisyonu ön libero. Özellikle Galatasaray da stoper olarak fazla sayıda maç oynamadı ama görev verildiğinde neler yapabildiği ve ya nasıl uyum sağladığı fazlasıyla görüldü. Ne kadar saha içinde defansif bir rolü olsa da hücum yönünde de sorumluluk almaktan kaçmayan teknik kapasitesi yüksek bir oyuncudur. Bu onun ne kadar taktiksek disiplinline sahip, çok yönlü bir oyuncu olduğunun önemli bir göstergesi. Doğru bir kariyer planlaması ile üst seviyede de hem kendine hem de bulunduğu kulübe değer katacak potansiyelde bir isim benim için.

Abdussamed Karnuçu'yu anlatman gerekirse hangi özellikleriyle daha fazla ön plana çıkar, geliştirmesi gereken tarafları neler ve Galatasaray'daki geleceğini nasıl görüyorsun?

Gökay Akpınar: Pozisyonun gereksinimleri düşünüldüğünde pozisyon alma ve top çalma yeteneği, sezgileri,kesiciliği üst düzey. Bahsettiğim gibi oyunun iki yönünü de oynayabilen, baskı altında sorumluluk almaktan çekinmeyen, özgüvenli, top alış ve dönüş, top sürme gibi teknik özellikleri iyi bir oyuncu. Hücum yönünde verdiği katkı yadsınamaz fakat karar verme aşamasında kendini geliştirmesi gerektiğini söyleyebiliriz.

Fiziken baktığımızda üst seviye için güçlenmesi şart tabi ki ama yaş grubunun üstünde bir yapıya sahip, dayanıklı, koordinasyonu iyi, esnek, çevik hızlı bir isim. Mücadele gücü yüksek olsa da sertliğinin A takım seviyesi düşünüldüğünde artması gerekli. Hava toplarında boyu, atletik yapısı ile fark yaratıyor diyebiliriz ama özellikle hücum duran toplarda bir nebze daha aktif olabilir. Defansif anlamda çok çalışkan ve saydığımız gibi birçok özelliğe sahip ama üst seviyede tecrübesi arttıkça enerjisini de daha efektif şekilde kullanmayı öğrenencektir.

Defansif orta saha ama stoper özelliği de bulunuyor. Tarz anlamında nasıl bir futbolcu ve yaratacağı etki ne ölçüde olabilir? Ayrıca Galatasaray rotasyonunda şu aşamada bir şansı olabilir mi?

Gökay Akpınar: Defansif özellikleri, fizik yapısı olarak baktığımızda en yakın örnek Mehmet Topal’a benzetebiliriz. Daha önce de söylediğimiz gibi kendi pozisyonundaki rakiplerine göre en büyük farklarından biri ofansif isteği ve becerileri. Güç konusunda sıkıntı altyapıdan gelen her oyuncu için en büyük eksiklerden biridir ama ben sahip olduğu yeteneklere fazlasıyla güveniyorum. Belki isim olarak çok daha öne çıkan yaşıtları olsa da forma şansı açısından benim daha önde gördüğüm isimlerden biri Abdussamed. A takım kadrosuna baktığımızda o bölgede oyuncu alternatifinin fazla olmadığını görüyoruz. Enerjisi, defansif meziyetleri ile ilk planda çok iyi bir alternatif olabileceğini düşünüyorum.

22 Haziran 2017 Perşembe

Maicon Roque Galatasaray'da


Galatasaray'ın gündemine gelen isimleri yazıp çiziyoruz, yazarken de ısrarla altını çizdiğim bazı konular var. Orta saha bunun başında gelir, Galatasaray orta sahası daha tempolu ve sert hale gelmediği sürece değil Maicon, Sergio Ramos gibi bir ismi alsak bile stoper konusunu çözemeyiz. Stoper kalitemiz sorunlu, özellikle lider stoper tarafında yaşanan sıkıntı büyük ama savunmanın temel sorunu stoper değil.

Kalabalık bir stoper rotasyonu var, beğenmesek bile tablo bu. Tudor'un da 4'lü savunma oynayacağız açıklamasının ardından 2 stoper almak lüks olacak, böyle bir rotasyonun içinde. Kabul etmemiz gerekir ki her istediğimiz olmuyor. Semih Kaya gitsin diyoruz mesela, nasıl gitsin, bu parayı nereden alabilir? Bunun gibi örnekler var işte, bu yüzden tek stoper hamlesi yapmak ve mevcut rotasyonda yer alan bazı isimleri yükseltmek lazım. Serdar Aziz ve Ahmet Çalık gibi.

Maicon'u daha önce yazdığım için kendimi tekrarlamak istemiyorum ama kısaca konuşalım. Galatasaray stoperlerinin bir numaralı sorunu hava sıkıntısıydı, Maicon'la bu çözülmüş olacak. Lider stoperliği belki tartışılır ama lider karakterini tartışamam, Porto'da da kaptandı, Sao Paulo'da da mesela. Top tekniği bir Chedjou değil ama kötü de diyemem, en azından kontrollüdür. Bu da bir sorun, top dahi uzaklaştıramıyoruz, Maicon o sorunu da çözer. Serdar Aziz ve Ahmet Çalık gibi hamleli isimleri de yükseltir, onlara liderlik eder. 

Maicon'un da kontrolü kaybettiği zamanlar olabiliyor, odağını kaybettiği ama sert bir adam, agresif. Sertlik altını çizdiğim sorunlardan biriydi, Maicon transferine belki de en çok bu yüzden sevindim. Chedjou yumuşaktı, Maicon agresif. Chedjou kalmış olsa Maicon'la iyi bir ikili olabilirdi, bu da başka detay ama gitmesi her koşulda doğruydu. Ateşleyici bir adam hepsinin ötesinde, Melo'dan bu yana yaşadığımız diğer sorun. Takımı ateşleyecek, bu noktada yükseltecek isim. 

Maicon hakkında daha detaylı burada yazmıştım, okumak isteyenler için;

Hayırlısı olsun diyelim, Sao Paulo'nun ciddi bir rakam ödeyerek gerçekleştirdiği transferdi. Vazgeçmeleri ise Maicon'un Galatasaray isteğinden dolayı. Hazır gelecek, çünkü Brezilya Ligi başladı. Bu ön elemeler öncesinde önemli bir detay..

Jonathan Calleri & Galatasaray, kaliteli bir 3. ayak gerekiyor


Son zamanlarda her transfer dönemi gündeme gelir, konuşulur. Bu yaz döneminde gündeme gelmemesi şaşırtıcı olurdu, dün itibariyle adını yine andık. Bonservisi Club Deportivo Maldonado'da, bir süredir sürekli kiralıyorlar. Önce Sao Paulo, geçtiğimiz sezon ise West Ham United. Boca Juniors günlerinde potansiyelini konuşuyorduk, Sao Paulo dönemi de iyi geçti ama West Ham'da bu potansiyeli tam anlamıyla yansıtamadı. Premier Lig'de 16 maçta 1 golü var, 13 maçta forvet oynamasına rağmen.

Gomis'i haftalardır konuşuyoruz. Eren Derdiyok ise elde kalan tek alternatif. Sinan Gümüş'ü ise 3. alternatif olarak forvet hattında düşünebiliriz ama tüm sezonu böyle geçirmek imkansız. Podolski / Eren Derdiyok rotasyonuna son gün gerçekleştirdiğimiz bir Sigthorsson hamlesi vardı. Kağıt üzerinde doğru hamleydi, her ne kadar kendisini kullanamasak bile. 

Avrupa Ligi ön elemeleri, lig ve kupa derken çok fazla maça çıkacağız, Tudor da tempo isteyen bir teknik adam. Bunun sakatlık dönemleri mutlaka olacak, mümkün olduğu kadar geniş rotasyon lazım. Tudor ayrıca tek taktik üzerinde durmuyor, bu noktada bir esnekliği var ki sezon içinde 4-4-2 ya da 4-3-3 gibi formasyonları da izlemek mümkün. 2 forvetle geçmez yani sezon, Gomis / Eren Derdiyok farklı profilde iki isim ama kaliteli 3. bir ayak gerekiyor. Mümkünse kanat özelliği de olan.

Jonathan Calleri böyle bir isim. Podolski gibi düşünmek lazım, özellikle kanatta kullandığımızda. Gol özelliğiyle öne çıkacak, fiziği anlamda üstün olmayan ama hırsı, mücadelesi, hareketliliği ve dar alanda da iyi işler yapabilecek bir isim. Sahte 9 gibi de kullanabilirsiniz, çift forvet oynadığınızda ise ideal bir tamamlayıcı olur. 

23 yaşında, potansiyelli bir isim hepsinin ötesinde. Bu kullanılabilir, Galatasaray'da ayağa kalkabilir. 4-3-3 oynadığınızda ideal sağ forvet olur, 4-2-3-1'in sağ tarafında da gol özelliğiyle ön plana çıkar, forvet için ise iyi bir alternatif. Ayağa kalkması halinde ise iyi bir yıldız, böyle futbolculara yatırım yapmanın kumar olduğunu düşünmüyorum. Bonservisle mi gelir, kiralık mı bilemem ama iyi transfer olacağı açık..
 

Sportif Cümleler Copyright © 2011 -- Template created by O Pregador -- Powered by Blogger