20 Temmuz 2017 Perşembe

Volkan Şen & Galatasaray, sıcak olmadığım doğru


Yerli transferi noktasında hamle yapılması şart ama Volkan Şen'e sıcak olmadığım doğru. Volkan Şen çok tuttuğum bir isim değil, bunun da nedenleri var. Sık sakatlanması, karakteri gibi. En önemlisi de o pozisyonda çok yetenekli gençlerin olması. Yunus Akgün, Recep Gül ya da Atalay Babacan gibi. U17 ile övünüyoruz ama bu çocukların önünü kapatmak için de elimizden geleni yapıyoruz. 

Yasin Öztekin'in bitmek bilmeyen bir sözleşme durumu var, Sinan Gümüş'ün ise ayrılmak istediğini herkes biliyor. Buna karşılık mı düşünülüyor bu hamle bilmiyorum. Farklı tarzlar ama olaya şöyle bakıyorum, Yasin Öztekin'i eleştirdiğimiz dönemlerde dahi 10 golü zorlarken görüyoruz. Sinan Gümüş farklı bir isim, onu kıyasa dahil etmiyorum. Volkan Şen'in gol sorunu var yalnız, tarzlar farklı ve bu da etken ama Volkan Şen gol anlamında zorlanıyor.

Volkan Şen daha bir patlayıcı özelliği olan, hızlı ve seri çalım atabilen isim. Oyun içinde yükseldiği ama istikrarını kaybettiği dönemler de çok. Sorunlu bir karakter ayrıca, Aykut Kocaman göreve geldiğinin ilk günü istemedi onu. Tüm bu şartlar altında Volkan Şen gerekli mi bilmiyorum, saydığım gençlerin de önünü kapatmamak noktasında. 30 yaşına geldi, yıllık 1.5 milyon avro civarı bir rakam deniliyor derken çok konuşulur bu transfer.

Olay ancak şöyle mantığa oturur. Yerli ihtiyacı var, o kesin. Volkan Şen'in bonservisinin elinde olması da onu biraz daha değerli kılıyor. Galatasaray'la adı geçen isimler bir hayli iddialı ve maliyeti olan futbolcular. Feghouli diyoruz sağ kanada, maliyeti olacak elbette. Daha bunun orta sahası var ve bazı pozisyonlarda maliyet kısılabilir. Sol kanada isim düşünürken maliyeti düşünmek durumunda kalıyorsunuz, haliyle acaba Volkan Şen mi sorusu soruluyor. Sol bek için geçen gün yaptığımız hamle de bu mantıkla geldi belki, bilemiyorum.

Garry Rodrigues'i son 30 dakikalar için düşündüğümü yazmıştım, patlayıcı özelliği noktasında. Volkan Şen de benim için böyle, patlayıcı özeliği bu noktada değerli olabilir. Belki ikisi birbirinin alternatifi olur. Volkan Şen de içe kat etmeyi seviyor ama daha bir kanat oyuncusu, mevcut isimler ise kanat forvet gibi. Ama o pozisyonda düşünülebilecek gençler var, şans versek onlara? Onların da patlayıcı özelliği var, önleri de açık. Yerli gerekli ama bunu atlamamak lazım, yapılacak hamleler noktasında.

Tahminimi yazayım, bence bu transferi gerçekleştirecekler. Turu geçmemiz ve bahsi geçen isimlerin de gelmesi halinde arada yedirilir bu hamle, kimse anlamaz bile. Yalnız bu adım mevcut isimlerden birinin vedası anlamı da taşır, o da Sinan Gümüş gibi. Feghouli / Volkan Şen birbirinin alternatifi değil yalnız, öyle bir durum oluşmasın..

Sabri Sarıoğlu Göztepe'de, Hakan Balta'yla da anlaşacakları söyleniyor


Galatasaray'dan ayrılırsam futbolu bırakırım gibi söylemlere takılmıyorum. Mutlaka talibi çıkacaktı, Süper Lig şartlarında iyi bir futbolcu olduğunu düşünüyorum. Dursun Özbek'in göreve gelmesinin ardından öyle bir 2 sezon geçirdi ki bir "sevgisizlik" figürü halini aldı. Haklıdır, haksızdır konusuna girmiyorum, taraftarlar sıkıldı bu durumdan ve nihayetinde sözleşme uzatılmadı. Doğru bir karar bu, hatta fazlasıyla gecikilen. Doğru zamanda ayrılık diye bir şey var, ısrarla altını çiziyorum. Sabri Sarıoğlu böyle ayrılmadı işte, haliyle geçmişin pek bir değeri kalmıyor. Kayserispor iddiaları vardı ama Göztepe'yle anlaştı. Önemli bir rakam kazanacak, Galatasaray'dan son yıl aldığı ücrete bir hayli yakın. İyi bir takıma gitti, Göztepe'nin yaptığı transferler heyecan verici. Hakan Balta'yla da anlaşacakları söyleniyor, o da iyi bir hamle mesela. Bir takımla anlaşmış olmasına seviniyorum aslında, Ocak ayına kadar yeniden Galatasaray gündemine girmemesi adına. Aydın Yılmaz'da bu senaryoyu izlemiştik çünkü..

19 Temmuz 2017 Çarşamba

Cenk Gönen Malaga'da


Muslera'nın varlığında x bir yedek kaleciden ne kadar beklentiniz olur demeyin, benim Cenk Gönen özelinde beklentim vardı. Alabileceğiniz çok fazla isim yok zaten bu kontenjana, Cenk Gönen en iyi isimlerden biriydi. Kim gelse tutmadı, izledik. Cenk Gönen'in tecrübesi o boşluğu doldurur gibi bir izlenim yaratmıştı bende, dolduramadığını izledik.

2 yılda çok fazla şans bulamadı, Muslera'nın varlığında da bulamazsınız zaten. Bazı maçlar olmaz Muslera, o maçlarda ne yapacağınız mesele. Türkiye Kupası maçları da dahil olmak üzere, Cenk Gönen'in şu maçı iyi oynadı diyebileceğim bir an gelmiyor aklıma. Sinan Bolat'ın sayarım mesela, Cenk Gönen'in ise yok.

Bir yedek kaleciye oranla iyi de kazanıyor, mesele o. Bu noktada gelen Malaga teklifini kıymetli gördüm, ben maaşından çıkmaya kabüldüm. Yalnız süreç öyle ilerledi ki bugün aynı düşünmüyorum. 800 - 1 milyon avro aralığı bir bonservisten söz ediliyordu, kazanılan rakam 200 bin avro. Anlamadığım noktası da var, yeni sezonun ücretinden 600 bin avro feda ettiği söyleniyor. Bugün giden bir isim yeni sezonun ücretini kazanmaya hak mı kazanıyor?

Durum böyle olunca ortaya 200 bin avro'luk bir zarar çıkıyor, bu durum aydınlatılırsa sevinirim. Şöyle bir gelişme de var, Mert Günok'u istediğimiz söyleniyor. Onun da tecrübesine tamamım ama bonservis var, yıllık ücret ise en az Cenk Gönen seviyesinde olur. E ne anladım bu işten, ne değişti yani. Çok anlamsız bitti bu iş, anlayamadım.

Cenk Gönen'in geçen son yıllarının ardından Malaga'ya transfer olabilmesi de bir Ahmet Bulut başarısı. Oynamayan kaleci ama La Liga'ya transfer yapabiliyor. Hayırlısı olsun diyelim, Galatasaray günlerine bakınca hayal kırıklıkları listesine yazdığımız bir isim daha..

Belhanda'nın maçı olsun, başka bir şey demiyorum


Östersunds karşısında yaşadığımız en büyük problem hücumda kalamamak ve organize olamamakla alakalıydı. Gomis'e top indiremedik, hücumda kalmanın tek yolu o iken. Organize olamadık, o düzen ile olmamız düşünülemezdi zaten. 4-2-3-1 ve Sinan Gümüş'ün 10 numara oynadığı bir düzen izledik. Orta saha da bu seviyede dahi yetersiz kalınca mağlubiyet kaçınılmaz oldu. İlk maçta Galatasaray'ın bulduğu pozisyon neredeyse yok diyeceğiz, hücum etkisi ise hiç olmadı.

Belhanda'nın önemi burada ön plana çıkıyor. Hücum oynamak, bunun için baskı kurmak mühim ama kontrolsüz şekilde saldırarak değil, sakin kalarak. Organize olmanız gerekiyor, bunun da yolu Belhanda'dan geçecek. Şu maçta sahada olması o kadar önemli ki tur ile ilgili umutlarımın kaynağında aslında o yatıyor.

İdman fotoğraflarına baktığımızda ilk 11 az çok ortaya çıkıyor, yelek giymiş isimler yedek. Belhanda as kadroda denenmiş ve idmanı tamamladı. Bu önemli bir haber, Belhanda'nın sahada olmasıyla birlikte biraz daha baskı kurmak, sakin kalmak ve organize olabilmek mümkün. İşleyen bir sistemimizin olmadığı doğru ama bu durumlarda bireysel yetenekleriniz de ön plana çıkabilir. İlk maçta bu isimler hiç sahne alamadı, şimdi Belhanda'yı izleyelim.

Şunun altını çizeyim. 10 numaralı formayı Belhanda'nın sırtında gördüğümüzde, Sneijder üzerinden Belhanda'ya tepki vermemek gerekiyor. Hatta maç boyunca tüm tepkiler bir kenara bırakılmalı ve tura odaklanılmalı. Belhanda'nın bu konuda bir suçu yok, suç bulanın da art niyetli davrandığına inanırım. Belhanda'nın ilk maçı olacak, kendisi büyük bir yatırım ve destek olmalıyız. Kendisi özelinde beklentim var, umarım yanılmam..

Jason Denayer & Galatasaray, gelsin ya da gelmesin diyenlerin haklı sebepleri var


Gelsin veya gelmesin diyenlerin haklı sebeplerinin olduğu bir konu. Jason Denayer, 1 sezon geçirdiği Galatasaray'da belki futboluyla değil ama karakteriyle büyük bir iz bıraktı. Kiralık olarak formasını giydiğiniz bir takıma ancak bu kadar yüksek aidiyet duyardınız. Konunun duygusal kısmı da var, geçen sezonun son gününe kadar Galatasaray'a dönmek için gösterdiği çabayla.

Manchester City'nin Denayer özelinde beklentisi büyüktü. Celtic'e kiraladıklarında da Denayer adına geçen iyi bir sezon vardı. Sonra bir seviye daha yukarısı dediler, Şampiyonlar Ligi kaynaklı Galatasaray'a kiraladılar. Mevzu burada başlıyor, stoper oynamasını bekliyorlardı ama Hamza Hoca onu daha çok sağ bek kullandı. Sonra sakatlık dönemleri oldu, geri döndüğünde formayı yine aldı ama geriye dönüp baktığımızda Galatasaray'da beklenen gelişimi sağlayamadı.

Denayer Galatasaray'da devam etmek istiyordu, City ise bu sebeplerden kaynaklı kabul etmedi. Premier Lig'de gelişimini izlemek istediler, doğaldır. Sunderland dönemi de enteresan yalnız, Galatasaray'a sağ bek kullanıldığı için tepki göstermişlerdi. Sunderland'de ise sağ bek, sol bek, orta saha gibi de izledik kendisini. Geriye dönüp baktığımızda ise yine gelişim gösteremedi, yani Denayer adına 2 sezon kayıp.

Denayer 22 yaşına geldi ama Manchester City'nin onun özelinde bir beklentisi kalmadı. Orada devam etmesi imkansıza yakın olmasına rağmen kolay da gözden çıkarmıyorlar. Lyon'la anlaşmıştı mesela, bırakmadılar. Lyon'un ona talip olması da piyasasının olduğunu gösterir, hala yatırım yapmak isteyen takımlar var. Geçtiğimiz günlerde yazmıştım, Denayer'in bir isyanı vardı. Yine kendi sahip oldukları Girona'ya kiralamak istiyorlar ama Denayer bunu kabul etmiyor.

Duygusal tarafı bir kenara bırakıyorum, biraz daha içi kısmına bakalım. Denayer'i istemeyenlerin istememe nedeninin mevcut stoper bolluğu olduğunu düşünüyorum. Denayer'in fark yaratacağına da inanmıyorlar ve eldeki stoperlerden bir farkı olduğu düşünülmüyor. Doğru bir gerekçedir bu, stoper konusunda sayısal bir fazlalık var ve illa bir stoper alınacaksa bu daha garanti bir isim olabilir. Şu an transfer isteyen birçok pozisyon var, 2. bir stoperin öncelik olduğunu sanmıyorum.

Benim farklı baktığım açı ise başka. Denayer'i stoper düşünmüyorum, bu saatten sonra illa stoper oynarım gibi bir hedefi de yoktur. Denayer'den sağ bek noktasında fena bir katkı alınmamıştı, sakatlık dönemi maalesef geriye attı. Denayer'i savunma jokeri kısmında değerlendirmek lazım, özellikle sağ bek için. Mariano iyi isim, yedeği ise yok. Linnes değil o adam, bence Linnes'den sol bek harici katkı almak imkansız. Bir sol bek alınacak, Linnes'i onun yedeği yazıyorum. Sağda ise Denayer o alternatif ve bu noktada Carole yolcu olur. Sunderland'de orta sahada forma giydi, denenir mi bilemem.

Hızlı ve atlet bir oyuncu. Bu noktada Tudor'un kalemi olabilecek isimlerden. Maicon'la stoper oynaması durumunda hızıyla onun arkasını toparlayabilir. Maicon lider stoper olmasını beklediğimiz isim, Denayer gelişim sağlayabilir. Ama o rotasyon kalabalık, Ozan Kabak'a kadar ineriz. Beklentim ise sağ bek noktasında olur, o pozisyona iyi bir alternatif. Hızı önemli, kullanılabilir. Bir de duygusal tarafı var tabi, unutamayacağımız. Futbolda yeri olmadığını bilmekle birlikte, Denayer işte..

18 Temmuz 2017 Salı

Mathias Oliveira & Galatasaray, maliyetine bağlı olarak genç adımlar iyidir


Kafadan yazayım, futbolcuyu tanımıyorum. Bu yüzden yüzeysel yorumlar yapacağım ya da çevreden edindiğim bilgiler kadarıyla. Dümdüz geçeyim, genç adım iyidir. Tabi maliyetine bağlı olarak, zarar etmezsiniz böyle transferlerden, daha sık denemeniz gerekir. 

Galatasaray kadro yapısı yaşlı, gelen transfer bir değişim yarattı ama gençleşmiyoruz. Bu tarz adımları görmek gerekiyor ve bazı pozisyonlar için gençleşmek kötü değil. Tabi bu futbolcunun U21 için getirildiği söyleniyor, zaman içinde A takıma yükselme ihtimali varmış. Onu da anlamadım, U21'de hangi yabancıyı geliştirdik ki orası için bir hamle geliyor. A takımın sol bek sorunu çözülemedi ama biz U21 adına gelecek için mi sol bek alıyoruz.

Fikrim olmadığı için bir yorum yapamıyorum, potansiyeli ne ölçüde bilmiyorum. Galatasaray için sol bek büyük mesele, Carole'le olmadı, Linnes ise bir yere kadar. 19 yaşında bu oyuncu, Uruguay adına U20 Şampiyonası'nda forma giydi. Savunma özelliğiyle daha fazla ön plana çıktığı söyleniyor, bu turnuvada takımı adına en en çok top kapan ve ikili mücadele kazanan futbolcusuymuş. Sert bir isme benziyor, bu özelliğiyle Süper Lig'de iş yapabilir ama hücum tarafı sorun.

Büyük beklenti içine girmemek lazım, en azından ilk etapta. Bekleyelim, görelim. Umarım bir plan, program vardır ve oyuncunun gelişimini sağlayabiliriz. Ben bu hamleye rağmen bir sol bek transferi daha yapacağımızı düşünüyorum, bu süreçte Carole'yle yollar ayrılabilir. Hayırlısı olsun diyelim, ben bu yönde transfer hareketlerini destekliyorum.

Bu yazının altına Ontivero yorumları da gelecektir şimdi, eminim. Kariyerinde hiçbir resmi maçı olmayan bir futbolcuya gidip 2.5 milyon avro verip, yıllık 600 bin avro'ları görürseniz o iş elbette yanlış olur. Jose Rodriguez doğru örnekti, bonservisi yoktu, aldığı ücret uygundu ve geçirdiği kötü sezona rağmen bonservis kazandırarak takımdan ayrıldı..

Yönetim, Tudor, Sneijder, o bu şu. Kişiler, olaylar ayrı, Galatasaray apayrı


Östersunds karşısında sinerjiye ihtiyaç duyuyoruz, maalesef ki durum böyle. Acı bir durum ama olan oldu, ayağa kalkmak durumundayız. Yönetim, Tudor, Sneijder, o bu şu. Kişiler, olaylar ayrı, Galatasaray apayrı. Perşembe günü kişiler için değil, Galatasaray için statta olmak lazım. Bu maçı taraftar kazanır, kazanmalıdır. Mesaj tribünde verilir ve imkanı olan herkes bu maçta yerini almalıdır.

Galatasaray'ın olmazsa olmazı Avrupa'dır, en azından benim için öyle. Başka Galatasaray yok, Galatasaray'a küsülmez ve inanmaya ihtiyacımız var. Ben de yaşanan süreçten kaynaklı mutlu değilim, 20 Temmuz itibariyle sezonun tüm kaderini belirleyecek olan maça çıkmak mutlu etmiyor. Olan oldu işte, yapacak bir şey yok. Bu maçı taraftar kazanacaktır ve Avrupa'da yolumuza devam etmek zorundayız.

Östersunds ile oynanan ilk maç bence bir iş kazası değildi ama öyle görmek istiyorum. Eleştirilerim sabit, Tudor başta olmak üzere herkes uyudu. Sinan Gümüş'ün merkezinde oynadığı bir 4-2-3-1 hataydı, mevcut orta sahanın bu seviyede dahi yetmediğini gördük, suni çim, kararmayan hava ya da başka şeyler derken sorunlar üst üste de gelmiş olabilir. Rakip sezonun ortasına geldi, biz ilk resmi maça çıktık ama mazeret değil işte, çıkıp kazanmak gerekiyordu. En kötü ihtimalle kaybetmemek.

Bu seviyede 2-0'dan dönmek zor olmamalı. Önce tribünler mesajı verecek, sonra futbolcular o isyanı gösterecek. Kaliteyi konuşmuyorum bile, rakibin de bu şartlarda zorlanacağına inanıyorum. Belhanda'nın oynayacak olması da önemli ayrıca, bu hücumda biraz daha organize olmak, akıl kazanmak anlamını beraberinde getirir. Tudor da rakibi görmüş, tanımış oldu. Taktik esneklik diyoruz ya, işte tam zamanı.


Sakinlik önemli ama bunun açılımı panik olmamak. Tromso rövanşını hatırlarsınız, 1-0 kaybettiğimiz maçın ardından bir kontrol aşkı vardı. Gerets o sezon Volkan Arslan / Saidou ikilisini hiç bir arada oynatmadı, Tromso karşısına ise bu ikiliyle çıktı. Sakin olmak bu değil, baskı önemli, özellikle ilk 30 dakikada yapacaklarımız. 

Hücum kadrosunu konuşmak lazım. Belhanda'nın 11'e girmesi, Gomis / Eren Derdiyok ikilisini aynı anda sahada görmek ve en önemlisi Garry Rodrigues'i sol beke çekmek. Orta sahada çok fazla tercih yapamıyoruz, Donk var yedek, o pozisyonda bazı isimler mecburiyetten ama hücum veya bek noktasında bazı değişimler mümkün. Formasyon da değişebilir, 4-2-3-1 gibi bir zorunluluk yok, bunu Tudor düşünecek.

Gol yesek bile dağılmamalıyız. Zamanında yine bir Avrupa Ligi ön elemesinde HJK Helsinki kendi sahasında 2-0 yenmişti Schalke 04'ü. Rövanşında ise maç bir ara 1-1'e geldi, maçı Schalke 04 6-1 kazandı. 90 dakika vazgeçmemek gerekiyor, kalite anlamında çok daha yukarıdayız. Telafisi olmayan bir maç, yeni sezonun tüm kaderini tayin edecek. Dediğim gibi, taraftara çok iş düşecek, bu maçı kazandıracak olan onlar..

Fernando Reges & Galatasaray, Imbula / Fernando orta sahasıyla mümkün


Orta saha konusu nihayetleniyor gibi, Imbula ve Fernando isimlerine odaklandık. Imbula ismini uzun zamandır konuşuyoruz ama Fernando ismi yeni gündem oldu. Geçen sürece baktığımda ise orta saha için konuştuğumuz isimlerin geneli iddialı. Öncelikli halledilmesi gereken pozisyondu, bu noktada geç kalındığını düşünüyorum. 

Galatasaray'ın bu sezon kaderini orta saha rotasyonu belirleyecek. Gomis, Maicon, Belhanda ya da Mariano gibi transferlerin ne yapacağını bu rotasyon gösterecek. Östersunds karşısında gördük, yetmiyor işte, zorlanıyoruz. Tempo yok, sertlik gösteremiyoruz. Bu noktada Imbula ve Fernando gibi isimler doğru hamle, Galatasaray orta sahasına sınıf atlatabilecek futbolcular.

Imbula'nın 6 da 8 de oynayabileceğini söylemiştim. Fernando ismi geçtiğine göre Imbula'yı 8 gibi düşüneceğiz. Teknik özelliği, dripling / topla dikine çıkabilme ve tempo, Imbula bunu çözer. Fernando ise sertlik, atletizm noktasında etki edecek. Orta sahayı süpürecek futbolcu, o da tempolu, savunma aksiyonunu ileri taşıyacak isim.

Fernando / Melo kıyası hata, defansif noktada Melo etkisini gösterir ama Melo'nun işin hücum noktasında da artıları vardı. Farklı profilde isimler, karıştırmamak lazım. Diğer bir soru da Fernando mu Vainqueur mu üzerine oluyor. İkisi birbirine yakın tipte adamlar, Vainqueur geçen sezonun top kazanma noktasında rekortmen orta sahasıydı ama Fernando'nun olduğu seviye daha yukarıda. Bence daha önde bir isim, her ikisine de tamamım ama tercihim Fernando olur.

Tekniği çok üst düzey değil, işin hücum noktasında farklı beklentilere girilmemeli. Basit oynar, olması gereken de o. Fernando / Imbula göbeği teknik noktada yetersiz değil, hücum adına düşünülen hattan sonra. Orta sahanın ihtiyacı tempo ve agresiflik. Imbula zaten dripling özelliği olan isim, topu hücuma taşır. Önde ise yetenekli oyuncuların olacak, bu iki hamle orta saha konusunu çözecektir diye düşünüyorum.

Önemli bir tecrübe ayrıca. Porto günleri gayet üst düzeydi ve o sayede Manchester City'e transfer oldu. 3 sezondur da bu takımın formasını giyiyor, geçen sezon 27 maçta forma giymeyi başardı. Gün itibariyle Manchester City gözden çıkardı ama seviye noktasında bakarsak Galatasaray'da fark yaratabilecek isimlerden olduğunu söyleyebilirim. 29 yaşında, en az 3 sezonu var. 

17 Temmuz 2017 Pazartesi

Eboue kıyası ister istemez olacak, Mariano biraz daha istikrarla yükselen bir isim


Mariano'nun imza töreninde takıldığım bir konu var. Dursun Özbek'e güzel bir soru geldi, acaba Cengiz Ünder gibi transferler ne zaman yapacaksınız diye. Bizden örnek vereyim, Bruma ya da Telles gibi genç adımları düşünün. Şu ana kadar yaptığımız transferlerin yaş ortalaması 30 diyebiliriz, oysa gençleşmek isterken. Hamlelere lafım yok, bence gerekli ve iyi adımlar ama ben de bazı potansiyelli isimlerin takıma katılmasını istiyorum. U17'liler diyeceğiz gerçi, keşke şans bulsalar.  

Dursun Özbek'in cevabı ise altyapıdaki sahaların yetersizliği oldu. Florya'dan girdi, zeminden çıktı, altyapı konusunda yapmak istedikleri yapılanmaları anlattı. Aslında doğru ve gerekli şeyler, umarım gerçekleşir, gerçekleşmesi de gerekiyor. Yalnız soru o değil, cevap konuyla o kadar alakasız ki. Cengiz Ünder'i Başakşehir altyapısı mı sandı acaba, bilemedim. Fenerbahçe dün Elif Elmas'ı Türkiye'ye getirdi mesela, Galatasaray'ın da böyle hamleler yapması bir zorunluluk.

Mariano'ya gelirsek, açıklanan fiyat üzerinden gidelim. Konuşulması gereken her şeyi konuştuk çünkü, uzun uzun yazdık, siz de yorumladınız. 4 milyon avro'luk bonservis var, 500 bin avro ise başarı bonusuna bağlanmış. Mariano ise yıllık 2.3 milyon avro alacak, 3 yıllık sözleşme. Ederi bu yani, fiyat için yüksek demiyorum. Çok iyi bir transferdir ama transfer başarısı değildir, bunu da yazmak gerekir.

Eboue kıyası ister istemez olacak, son yıllarda gördüğümüz tek iyi sağ bek olmasından ötürü. İlk yılı müthişti, ikinci yılında sallanmalar başladı, üçüncü yılında ise yıkılmıştı. Maç içinde gelgitleri olurdu Eboue'nin, istikrarını kaybettiği. Mariano biraz daha istikrarla yükselen bir isim, hücum tarafıyla çok fark yaratacağı gibi, geçtiğimiz sezon Sevilla'nın en çok top kazanan ismiydi mesela. Dengeli bir bek, farkı büyük olacağı gibi muhtemelen sezon sonunda ülkenin en iyi sağ bekiydi diyeceğiz onun için.

Imbula ve Feghouli gibi isimleri de konuşuyoruz, o konuda iddialı görünüyoruz. Bu tarz hamlelerin kaderini orta saha rotasyonu belirleyeceği için Imbula kıymetli hamle. Feghouli'nin gelmesi ise çok başka bir sağ kanadı beraberinde getirecek. Mariano / Feghouli sağ kanadının ayarı çok büyüktür, son yıllarda görmediğimiz cinsten..

Bu kötü süreçlerin diğer yanı da "bilgi kirliliği"


Yaz dönemi iyi başlamıştı, iddialı isimleri konuşuyorduk. Maicon, Belhanda ve Gomis gibi isimler imza attı, taraftar üzerindeki ölü toprağını atmıştı. Heyecan gerekliydi, taraftarı yeniden çekebilmek ve başarı noktasında hedefe yürümek. 

Sneijder süreci her şeyi bozdu ama, çok kötü yönetildi çünkü. Söylediğim şey şuydu, iyi ya da kötü bu süreç tamamlanmalı. Sürekli geriye bakmak, önümüzü görememekti bu. Uzadı maalesef bu konu, öyle kötü yönetildi ki taraftarı yine karşılarına aldılar. 2-0'lık mağlubiyet derken de rövanş için kaç taraftar maça gelir diye düşünüyoruz.

Mariano gibi bir transfer yaptık ve konuşamadık bile, öyle söyleyeyim. Sneijder süreci bir şekilde bitti, artık önümüze bakmamız gerekir diyeceğim ama bu süreçte taraftar yara aldı. Bu heyecanı nasıl yakalarlar bilmiyorum, iyi başlayan yaz dönemi bir anda kötü bir noktaya geldi. 

Transferler devam edecektir ama ilk öncelik Östersunds karşısında rahat bir galibiyet alınması olacak. Aksi durumda ise Tudor'u geçtim, yönetimi dahi çok daha kötü zamanlar bekler. Yapabilecekleri her şey anlamsız hale gelecek.

Bu kötü süreçlerin diğer yanı da "bilgi kirliliği". Kaos yaratılmaya çalışılıyor, bu kötü dönemden kaynaklı da taraftar bu haberlere inanıyor. Muslera konusu da böyle, gitmek istediği, menajerinin İtalya'da Roma / Napoli gibi takımlarla görüştüğü yazılıyor ama öyle bir şey yok. Ya da Muslera'nın maliyetinden kaynaklı yönetimin onu satmak istediği yazılmış, bir yalan daha. Sneijder'e benzemez bu konu, Muslera'yı kimse satamaz.

Yeni sözleşmeyi alacak, bunu kesin görüyorum. Kalmak istediğini, bu işin jübile noktasına kadar gideceğini düşünüyorum. Yaşayışından da belli değil mi, böyle bir olaya yönetim cesaret edemez ki böyle bir düşünceleri de bence yok. Muslera konusunu çok düşünmemek lazım, Galatasaray'la devam edecek işte.

Yine bir gün Imbula'yı konuşurken


Imbula konusunu transferin ilk gününden bu yana konuşuyoruz. Eşinden kaynaklı bir Türkiye sempatisi olduğu ve Galatasaray'a sıcak baktığı söyleniyor. Stoke City sıkıntı burada, Imbula onlar adına büyük yatırım ve kolay bırakmıyorlar. 25 milyon avro'ya aldıkları bir futbolcuydu, geçen süre ise hayal kırıklığı. Bu bonservisi de kimse vermiyor, en azından kiralamak istiyorlar, nedeni ise böyle bir transfer için büyük bonservis ödemeyi kumar gördüklerinden.

Imbula'nın mental anlamda sıkıntıları var, yeniden ayağa kaldırılmaya ve inandırılmaya ihtiyacı var. Torino da onu kiralamak istedi ama bırakmadılar, yüksek bir opsiyon istiyorlar diye biliyorum. Premier Lig'den de bazı takımlarla anılsa bile Stoke City bırakmıyor işte. Bugün ise Galatasaray'ı bu transfer adına yine konuşmaya başladık, menajerinin İstanbul'a geldiği ve Galatasaray'la anlaştığı söyleniyor. 

1.6 milyon avro yıllık ücret denilmiş, bence bedava. Stoke City konusunu bilmiyorum ama menajeri buraya geldiğine göre olumlu bir ivmelenme var gibi. Imbula için uzun zamandır konuşulmasına rağmen hareketlilik yükseldi. Mariano için de böyle olmuştu, menajeri geldi, ona tam yetki verildi ve Sevilla kanadını ikna etti. Imbula operasyonunda da aynısı geçerli, bu işin olabileceğini düşünüyorum. 2 yıllık 2-3 milyon avro'dan kiralama ve 2 yılın sonunda bir opsiyon. Hemen hemen Stoke City'nin istediği rakam da böyle.

Imbula için daha önce yazdım, kısa bir özet geçeyim. 6 / 8 diyebileceğimiz, iki yönlü orta saha. Dripling özelliği yüksek, topla dikine çıkmayı seven, orta sahaya tempoyu getirecek futbolcu. 6 da oynar 8'de de kullanırsınız, her iki pozisyon adına yeterli özelliği var. İlk adı geçtiği dönemde dediğim gibi, Galatasaray'la adı anılan en iyi orta sahaydı. Konuşulan isimlere baktım da hala öyle.

Galatasaray'ın kaderini orta saha kalitesi belirleyecek, her gün inatla yazacağım bunu. Imbula doğru isim ama yetmez, bir hamle daha gerekiyor. Imbula eğer 8 düşünülüyorsa 6 alınmalı, 6 düşünülüyorsa ise 8. Manchester City'den Fernando ve bitmeyen aşk Vainqueur'u konuşuyoruz. Bu demektir ki Imbula'yı 8'de düşüneceğiz. Oynar o pozisyonu da, katkısı büyük olur ama 8'e bir isim isterdim. Skor katkısı da alabileceğiniz. Fellaini için yok demezdim mesela, konuşulduğu için yazdım.

13 Haziran'da yazmışım, Imbula'nın gelmesini isterim;

16 Temmuz 2017 Pazar

Marouane Fellaini & Galatasaray, muallakta kalınır gelsin / gelmesin noktasında


Gündemde mi hiç bilmiyorum, sorulduğu için yazıyorum. Orta saha için kimler gündem onu da bilmiyorum aslında. Vainqueur'un bekletildiği söyleniyor sürekli, nedenini bilmemekle birlikte. İki yönlü orta sahalar tamam da ülkede bir Atiba gerçeği var, Vainqueur o tatta bir adam, buna rağmen son çare diye tutuluyor.

Orta saha en az 2 transfer istiyor. Anladığım o ki 2 ismin de iki yönlü, tempolu isimler olması. Imbula, Lemina, Asamoah gibi isimleri konuştuk bu noktada ama olmadı bu transferler. En azından çıkan haberlere göre, yarın iş değişir mi bilmem. Bekleyecek zaman yok yalnız, Selçuk İnan / Tolga Ciğerci ikilisi Avrupa Ligi'nin bu aşaması için bile yetmiyor. Seviye bu.

Fellaini'ye gelirsek, isim noktasında elbette iddialı. Standartı ise Türkiye olarak kabul edersek mutlaka farkı olur. Beklenti biraz daha artarsa durum değişiyor tabi. Manchester United'in bozduğu isimlerden, öyle bir rakam ve beklentiyle geldi ki beklenen Fellaini bu değildi. Yıllardır orada geçeri, bir şekilde rotasyona tutundu ve Mourinho da zaman zaman onu kullandı ama kendisiyle devam etmek istediklerini düşünmüyorum.

Gamsızdır öncelikle, sorunlu bir karakter. Asla bir kıyas değil bu yazdığım, örneklemek açısından yazıyorum. Donk'a da mesela yetenekli bir isim dedik ama gam noktasından çok vurduk. Fellaini'nin seviyesi çok daha yukarıda yalnız gam problemini yaşayan adamlardan. Mücadelesi eskiye oranla çok düştü, çalışkan değil son yıllarda. 

8 numara derim Fellaini için. Teknik özelliği gayet iyidir, iyi top kullanır ama temposu düştü. Hızlı bir isim de değil, oyunu tutmak, pas oyunu oynamak lazım Fellaini için. En büyük artısı şu olur, sert bir oyuncu, agresif. Orta sahada teknik özelliği kadar sertliğiyle de kalite katar. İki yönlü bu noktada ama temposu sıkıntı işte. Ne oynadığınızı bilmeniz lazım, işleyen bir sistem içinde rolünü kabullenmiş bir Fellaini'den katkı alırsınız. 

Galatasaray mevcut orta sahası derseniz elbette oynar, Selçuk İnan'la oynuyoruz işte. Tempoysa o da yerlerde ama kalitesi de aynı oranda sıfırlandı. Fizik özelliği ön planda, 1.94 boyu var ve çok iyi kafacıdır. Bu noktada bir kurtarıcı, rakip ceza sahasını çok karıştırır. Attığı goller kadar yaptığı servisler de olur uzun toplarda. Yan toplarda da sorun yaşıyoruz, takımın boyu iyice uzamış olur. Bu önemli bir artı.

Muallakta kalınır gelsin / gelmesin noktasında. Tudor'u düşünüyorum, Fellaini'nin gamsızlığıyla ve sorunlu yapısıyla mutlaka sorun yaşar. Galatasaray için kaliteli bir isim ama, bunu da kimse inkar edemez. Sezon sonunda sözleşmesi bitiyor, bonservis konusunda sorun yaşanacağını sanmıyorum. Fellaini'nin alacağı rakamı konuşmak lazım..

Sol bek lazım da o isim Strinic mi?


Bilinen bir gerçekti ama Östersunds maçı tekrar gösterdi. Bu takımın birçok transfere ihtiyacı var. Bir konuda fikrim değişti ama, olası transfer harekatında sol bek konusunu en sona bırakmıştım. Linnes / Carole rotasyonunun en azından şu aşamada idare edebileceğini düşündüğümden. Gördük ki bu seviyede dahi başaramadılar.

Linnes'i sol bek alternatifi olarak yine düşünürüm, o konuda fikrim aynı. Sağ beke oranla solda çok daha iyi, tekniğiyle ön plana çıkabiliyor. Sağda oynadığında ise fizik olarak eziliyor, rakibin kim olduğundan bağımsız. Carole'yi ise konuşmaya gerek yok, elle tutulur bir taraf kalmadı çünkü. 2 senedir öyle bir düşüşte ki neredeyse Galatasaray tarihinin en kötü sol bekleri arasında yer alacak. Bu gidişle öyle de olacak aslında.

Fikrim değişti, Galatasaray'ın sol bek transferi herhangi bir transfer hamlesi kadar ihtiyaç. Takımın kaderini orta saha hamleleri belirleyecek ama sol bek ya da başka bir pozisyon adına acelesi yok diyemiyorum. Östersunds rövanşını merakta ediyorum, Linnes ve Carole gibi beklerle mi baskı kuracağız.

Mariano transferine inanılmaz sevindim. Eboue de dahil olmak üzere son yıllarda gördüğümüz en iyi sağ bek olmaya aday. Şu maçta olmasının artısı büyük olurdu, kuracağımız baskı noktasında. Bekler önemli, baskının ana anahtarı kanatlar ve baskı noktasında geriden oyunu iyi kurmanız lazım. Bu noktada sol bekte Garry Rodrigues'i düşünebilirim bu maçta, en azından geriden hızlı gelmesi, hücum bindirmeleri önemli. Sağ bek muamma, Linnes'e güvenmek durumundayız.

Clichy konusunda bazı arkadaşlara katılmıyorum ama. O parayı ben vermezdim, yıllık 3 milyon avro gibi bir rakam. Clichy'i elden kaçırdık yorumlarına katılmıyorum, kalite ve tecrübesine lafım olmamasına rağmen. Sol bek için bu maliyet karşılanamaz, Mariano için yıllık 2.2 milyon avro vereceğiz mesela. Bonservis ver ama Mariano düşüşte bir isim değil, Clichy'nin ise talibi yoktu şu süreçte. İkisi arasında değil kıyasım ama Mariano'yu bu maliyete sağa yazdıktan sonra sol taraf için Clichy'i elden kaçırdık demem.

Yalnız bir şey var, gelmesi gereken isim Strinic de değil. Savunma özellikleriyle ön plana çıkan bir isim olmasına karşın, Napoli dönemi için hayal kırıklığı derim. Sürekli oynayan bir isim değildi, alternatif olmaktan öteye geçemedi. Tudor'un ise bu konuda ısrarlı olduğu söyleniyor ama bunun amacı nedir bilemiyorum. Strinic ile stoperi üçlemeyi ve Mariano'yu hücum özelinde mi değerlendirmek istiyor, en mantıklı nokta bu.

15 Temmuz 2017 Cumartesi

Mariano Ferreira Galatasaray'da


Evet yaş 31, 4.4 milyon avro bonservis. Maliyetli, bunu kimse inkar edemez. Bu bir transfer başarısı değildir ama Mariano çok iyi bir transfer. Sağ bek konusu Galatasaray'da kapanmayan bir yara. Bu yüzden de o pozisyon için garanti oynamak mantıksız değil. Mariano'nun da garanti isim olduğunu düşünüyorum, mutlaka farkı olacak.

Eboue'den bu yana Galatasaray'ın sağ beki yok. O yolda da gencinden yaşlısına birçok isim geldi, büyük maliyetleri gördük. Tutmadı ama, Sabri Sarıoğlu her şartta formayı giymeye devam etti. Tete veya Corchia gibi isimleri ben de isterdim ama Türkiye'ye gelmiyorlar işte. Tete Lyon'a gitti, Corchia ise Sevilla'ya Mariano'nun yerine gidecek. Sevilla'nın Corchia hamlesinden kaynaklı Mariano hamlesini eleştirenler var ki bunu da anlamıyorum.

Mariano para için geldi, doğrudur. Gomis, Belhanda ya da Maicon'un da geldiği gibi. Türkiye'nin şartları bu, yapacak bir şey yok. Galatasaray başarılı olmak için belki maliyetli ama iddialı isimleri transfer ediyor. Yaş aralığına da pek bakılamıyor, bu noktada "başarı" tek hedef. Bu bir kumar değil ama risk. Bu isimlerden gelecek sezon da faydalanmak mümkün ama para kazanma noktasında geri dönüş zor. Bu yüzden ne aldığınıza bakacaksınız, Galatasaray'a ne vereceklerine. Riera, Eboue, Melo, Elmander, Ujfalusi gibi isimler zamanında ne yapacaksa, tarz ve plan aynı.

Mariano'nun oyun tarzını daha önce yazmıştım, kısa geçeyim. Dengeli bir sağ bek, hücum yönü biraz daha ön plana çıkar ama savunması da iyi. Pozisyon almasını iyi bilir, tecrübelidir, çevikliği yaşıyla alakalı düşüşe geçti ama temposu çok yüksek. 3'lü savunmanın sağ kanadına da yazarsınız, o kanadı boyuna kullanır. Brezilyalı sonuçta, tekniği özelliği yüksek bir isim. Büyük bir istikrar, son 5 sezonunda 35 maçın altına düşmüşlüğü yok.

Peki Sevilla niye bıraktı derseniz, öncelikle sözleşmesinin sezon sonunda bitecek olması, devamında ise AB kontenjanını açmak istemeleri. Mariano bize neden geldi derseniz, para tabi ki, böyle bir ismi başka türlü nasıl ikna edecektiniz. Hakkını verir ama paranın, çatır çatır oynar. Mariano / Linnes sağ bek rotasyonu ve önlerinde büyük ihtimalle Feghouli diyeceğiz. Bu çok kaliteli bir sağ kanat oluyor.

Geçtiğimiz sezon Barcelona ve Juventus gibi takımlarla da adı anılıyordu, bunu belirtelim. Mariano ile alakalı saha içi noktasında daha detaylı yazmıştım, okumak isteyenler için;

Böyle bir rakip karşısında "turu nasıl geçeriz" diye sorduğum için utanıyorum


Yine Östersunds maçına döneceğim, aslında oradan hiç çıkamadım. Turu nasıl geçeriz diye düşünüyorum ama böyle bir rakip karşısında bu soruyu sorduğum için de utanıyorum. Rezil bir günü geride bıraktık, bu turda, böyle bir rakip önünde düşülen şu durum. Bunun ihalesi de Tudor'un, 2. maç özelinde ne değiştireceğini merak etmekle birlikte.

Niye Tudor demiştik, geldiği zaman itibariyle onunla alakalı umutlanmıştık? Kendi açımdan cevap vereyim, öncelikle taktik disiplin noktasında. Devamında ise maç hazırlığı, idman temposu. Östersunds karşısında hazırlandığımızı söyleyemem, mücadele dahi etmedik. Bu durumda neden Tudor sorusunu soruyor insan. 

Taktik esneklik konusuna gelirsek. 4-2-3-1'den sıkıldığımı ve bu formasyonun bizi ileri götürmediğini çok yazdım. Hatta Sneijder'in ayrılığını, Belhanda hamlesini de bu formasyondan kurtuluş anlamında düşünüyordum. Belhanda daha versatil bir isim, hücum jokeri bir noktada. Tudor ise biten sezonda taktik esneklik noktasında kısa pasajlar izletmiş, sonrasında 4-2-3-1'e geri dönmüş olsa bile yeni sezonda 3'lü savunma gibi denemeleri yapacağını düşünüyordum.

Anlamadığım şu, Östersunds karşısında elinde 10 numaran yok. Sneijder gitmiş, Belhanda sakat ama sen yine 4-2-3-1 oynuyorsun, üstelik Sinan Gümüş'ü o pozisyonda oynayarak. Yetmediği gibi Sinan Gümüş'ü 88 dakika sahada tutuyorsun. Tablo bu haliyle, böyle bir rakip karşısında pozisyon dahi bulamıyorsun, topu hücumda tutamıyorsun, organize olamıyorsun. İyi oyun beklemiyorum zaten, galibiyet dahi düşünmüyordum ama bu rezil görüntüyü kabullenemiyorum.

Soruyoruz işte, bu durumda neden Tudor? Ben kendisini destekliyor ve yeni döneme umutla bakıyordum, şu görüntünün ardından nasıl destekleyeyim. Östersunds maçını tamamen Tudor kaybetti ve böyle bir rakip karşısında turu ateşe attı. Nasıl geri dönecek, neyi değiştirecek, ne gibi bir hamle yapacak. Belhanda dönüyor tamam da o maçta yaptıramadığı neyi yaptıracak bu orta sahaya.

Ne olursa olsun, mevcut kadronun dahi rahatlıkla geçmesi gerekir şu takımı. Umarım geçeriz, ben turu geçeceğimizi düşünüyorum ama şu tabloyu kabullenemiyorum. Gomis / Eren Derdiyok değişikliği geliyor aklıma, 4-2-3-1, Sinan Gümüş'ün 88 dakika sahada kalması ve daha önemlisi takımın hiç hazır olmaması. Biz sezonu neden erken açtık?

Değeri, kıymeti büyük.. Sneijder hakkını helal etsin


Değeri, kıymeti büyük. Tüm yaşananlar dışında. Geçmiş unutulmaz, efsane anlarda attığı imzalar. Bu formaya şeref kattı ve Sneijder geçti işte Galatasaray'dan. Biz de şanslı nesiliz, Hagi'nin ardından 10 numaraya en çok yakışan Sneijder'i izlediğimiz için. 

Hakkını helal etsin, giderken ki şartlarına bakıyorum da cidden helal olsun. Haberler çıkıyordu, yok şu kadar para istedi, gideceği takımda oluşacak ücret farkını talep etti gibisinden. Yeni sezona yönelik para talep etmedi, Türkiye'de devam etmemeyi de kabul etti ve takımdan ayrılıyor. İnanın, çoğu Galatasaraylıdan daha Galatasaraylı bu adam.

Bu konu hakkında çok yorum yaptım ve hala aynı yerdeyim. Sneijder'in ayrılığı doğal, bu yaz dönemi yaşananlardan kaynaklı Sneijder'i de masum görmüyorum. Yollar ayrılabilir, bu doğal. Yalnız böyle değil, Sneijder'i itibarsızlaştırarak hiç değil. Maalesef bu yapıldı, Sneijder'i itibarsızlaştırma yoluna gidildi, Belhanda dahi taraftarın önüne atıldı. Bu süreç o kadar kötü ilerledi ki resmi siteden yapılan vedayı gördünüz. Oysa bu adamlar omuzlarda uğurlanması gerekirken.

Bu süreç iyi ya da kötü, bir şekilde bitmeliydi. Sneijder konusu muallakta kaldığı sürece sürekli geriye bakmak anlamına gelecekti. Ya Sneijder'den yararlanın, ya da bu iş bitsin. Yine yazıyorum, bu şekilde değil yalnız, çok kötü yönetildi. Gerçi ne iyi yönetildi ki, hangi ayrılık güzel oldu. Üzgünüm, nedeni ise Sneijder'in itibarsızlaştırılmaya çalışılması. Acaba Sneijder bizlere hakkını helal eder mi diye düşünmek zorunda kalmam.

Sneijder'i anlatmaya gerek yok, 4.5 öyle şeyler yaşadık ki. Hakkını helal eder umarım, çok büyük bir efsaneyi uğurluyoruz. İlk ayrılık değil, son da olmayacak ama ayrılıkların şekli keşke böyle olmasa. Ayrılırsın, bunu doğal karşılarım. Sneijder'le ayrılığı ben de bekliyordum ama böyle kötü bir süreçle değil. Hakkını helal eder umarım..

Yine dünden;
http://sportifcumleler.blogspot.com.tr/2017/07/yollar-ayrlabilir-ama-sneijderi-bu.html

14 Temmuz 2017 Cuma

Semih Kaya Sparta Prag'da


Çok temiz bir ayrılık, sadece bu yüzden bile teşekkür edebilirim. Öyle ya da böyle yaşanmışlıklar var, son yıllarda sürekli eleştirdik ama mutlaka katkısı oldu. Altyapısından yetiştiği kulübe para kazandırarak transfer oluyor, bu bile bir şey. Galatasaray'da kazandığından daha az kazanacak, lig kalitesi anlamında düşük bir yere gidiyor belki de ama Semih Kaya'nın yeniden çıkışı olabilir de. Çek Ligi bir anlamda Bundesliga altyapısı, umarım ayağa kalkar ve bu transfer bir geçiştir.

Maddi detayları konuşmamıştık, açıklandığına göre yazalım. Başta da belirttim, ben böyle bir satışı hayal dahi etmiyordum, Semih Kaya'nın aldığı yıllık ücret kaynaklı. 1.8 milyon avro çok büyük bir rakam, bu maaşı kimse vermezdi. Zaten daha az bir rakama imza atmış ama Çek Ligi şartlarında fena kazanmayacak, önemli de bir bonservis var.

2 milyon avro bonservis, yaklaşık 500 bin avro gibi de bonus var. Satış karından yüzde 15'lik bir pay da verilmiş ama bu çok önemli mi bilemedim. Önemli bir bonservis bu, ayrıca maaş bütçenden 1.8 milyon avro düşüyorsun. Çek Ligi, Bundesliga'nın altyapısı gibidir. Eğer Semih Kaya toparlarsa böyle bir transfere imza atabilir. Satış karından da böylece bir gelir daha elde edilmiş olur. 

Hayırlısı olsun diyelim tekrardan. Daha önce detaylı şekilde yazmıştım, dileyenler okuyabilir;

Gomis'i Galatasaray formasıyla 2. izleyişim, 2'sinde de isyan etti


Eren Derdiyok özelinde yazdıklarım aklıma geldi. Pas alamıyor, orta açılmıyor, Galatasaray'ın pas oyunuyla alakasız bir forvet diyordum. Podolski'nin sahte 9 oyunu uyuyordu mesela o oyuna ama onun da mücadelesinden, gücünden geriye bir şey kalmamıştı. 

Bek kalitesi ve kanat tarzıyla alakalıydı bu eleştirilerim. Bruma maç kazandıran bir adamdı, geçen sezonun tartışmasız en iyisi. Ama tüm kanatlarımız içe kat eden profildeydi ve forvetlerini beslemek yerine kat etmeyi, gole oynamayı düşünüyorlardı. Eren Derdiyok uymadı buna, başarısız kabul ettik.

Gomis'in transferini çok istedim, takip edenler bilir. Pivot özelliğinin olması yanında gezen oyuncudur, dolaşır, mücadele eder. Top tutar, servis yapar, hareketlidir, topla dikine de oynar. Ekmeğini taştan çıkarır diyordum ama yine de servis almak zorunda, onu beslemelisiniz. Kenardan ortalar değil sadece, rakip ceza alanı etrafında topu ona vererek.

Kenar ortalarını zaten geçtim, bu bek kalitesiyle imkansız. Carole'yi izledik, dağa taşa orta yaptı, isabeti bir kenara bıraktım. Linnes aynı şekilde, hiç etkisi olmadı. Kanatlar aynı, içe kat etmek ve şut aramak dışında ne yaptılar. Ya da ceza sahasına girdiklerinde topu kalecinin kucağına atmak dışında. Gomis'i Galatasaray formasıyla 2. izleyişim, 2'sinde de isyan etti.

Dün 2 kez top aldı, yay civarında, kısa pasla. İlkinde Garry Rodrigues'e servis yaptı, ikincisinde döndü şut attı. Tam hücumda kalmaya başladık, oyunu kontrol altına aldık derken oyundan alındı, ben buna anlam veremiyorum. Oysa basitti, oyun organizasyonun olmayabilir ama en azından Gomis'e şu topu ver ve hücumda kal. Bireysel kalitenle bir şeyler yapabilirdin, yapmadık. Durum böyle olacaksa Gomis'i niye aldık ki.

Rövanş için şunu tahmin ediyorum, Gomis / Eren Derdiyok bir arada oynar ama bu bek ve kanat kalitesiyle ne değişir ki. Topu nasıl dolduracağız, baskıyı nasıl kuracağız? Mariano'nun gelmesi de rövanş adına çok şey değiştirmez, listeye ekleyebiliyorsun ama hazır mı geldi, uyumu nasıl olacak, bilinmiyor. Zor olacak..
 

Sportif Cümleler Copyright © 2011 -- Template created by O Pregador -- Powered by Blogger